YASAKLARLA, BASKILARLA NEREYE KADAR?

23/09/2020 01:01 1423

 

Cumhur ittifakının en sıkı savunucusu Devlet Bahçeli buyurmuşlar.

Türk Tabipler Birliği Korona virüsten daha tehlikeli”

Resmi açıklamayla en son yüze yakın sağlık çalışanının Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirdiği bizzat Sağlık Bakanı tarafından açıklanmış, bunların içinde onlarca doktor var.

Yeterli maddi ve moral destek sağlanmadığı için” tükendik” diye feryat eden sağlık çalışanları ve tabipler için bu sözleri söyleyen birine ne söylenebilir ki!

Aslında sorun onların Hekim ya da sağlık çalışanı olmasında değil.

Sorun sağlık çalışanlarının sendikalarına söz geçiremeyen iktidarın, hekimlerin örgütlü duruşundan, gücünden rahatsız olması.

Ülkemizde en dinamik ve örgütlü kesimler, eğitimciler, avukatlar ve sağlık çalışanları.

Öğretmenlerin büyük bölümü kamu görevlisi olduğu için onları KHK larla, tayin ve sürgünlerle, çalıştığı süre içerisinde baskı ve mObingle sindirme yoluna gittiler.

İlerici, demokrat sendikaların karşısına yandaş sendikaları çıkartarak bir ölçüde hem sendikaları, hem eğitimcileri pasifize etmeyi başardılar.

Tüm bu baskı ve engellemelere, işten çıkarmalara, sürgünlere, haksız uygulamalara direnen eğitimciler var kuşkusuz.

Aynı keza, demokrasinin olmazsa olmazı yargıda görev yapan hukukçular ısrarla ve inatla iktidara boyun eğmeyip, meslek örgütlerine sahip çıktılar.

Barolar üzerinde gerekli hakimiyeti kuramayan iktidar, hukukçuların verdikleri onurlu mücadeleyle baş edemeyince şimdi de onları bölmeyi deniyor.

Geriye kala kala hekimler ve onların örgütü Türk Tabipler Birliği kalmıştı.

Her zaman yaptıkları gibi önce algı yönetimiyle başlayıp, gündem yaratmaya, ardından da örgüte saldırmaya başladılar.

Bu konularda kraldan çok kralcı davranan iktidar ortağı Bahçeli, şimdi de tabiplere sardı.

İçinde bulunduğumuz küresel salgın koşullarında canlarını ortaya koyarak, ailelerini, çocuklarını ihmal etme pahasına mücadele eden sağlık çalışanlarına devletin sahip çıkmadığı gibi, doktorlara yönelik bu yakışıksız açıklamalar, kabul edilir gibi değil.

İktidar mücadelesi veren Muhalefet partilerine yönelik saldırıları, siyaset ikliminde anlayabiliriz de, demokratik bir ülkede öğretmene, avukata, doktora yapılan bu saldırıların altında yatan gerçek bu meslek gruplarının örgütlülük düzeyidir.

Terörle, teröristle mücadele edebilirsiniz ama düşünen, okuyan, yazan, araştıran örgütlü insanla mücadele kolay olmuyor.

Hatırlarsanız 12 Martta da, 12 Eylülde de hedefte hep bu kesimler vardı.

12 Martta gençlik önderlerinden Harun Karadeniz’in tedavi için yurt dışına çıkışına izin verilmeyince eşi savcıya çıkıp sorar “Benim eşim eline silah almamış, teröre karışmamış, suçu nedir ki, izin vermiyorsunuz?”

Savcının cevabı bugün için de geçerli.

“Keşke teröre bulaşsaydı, silahlı eylemlere karışsaydı, onların hakkından kolay geliriz. Ancak senin eşin gibiler fikirleriyle halkı zehirliyorlar.”

Ustanın dediği gibi “onlar ümidin düşmanıdır sevgilim/akar suyun/ meyve çağında ağacın/serpilip gelişen hayatın düşmanı/çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına/çürüyen diş, dökülen et/bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler”

İktidar; son dönemde sürekli oy kaybediyor.

Üstelik kendi içinden de itirazlar yükselmeye başladı.

Ekonomin dip yaptığı, işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluğun tavan yaptığı günlerden geçiyoruz.

Görülen o ki; bu durum onları yönetemez, toplumun büyük çoğunluğunu da bu şekilde yönetilmek istemez hale getirdi.

Büyük ölçüde halk desteğini yitiren, kendi kitlesine eskisi gibi hükmedemeyen iktidar mensuplarının psikolojisi de bozuldu.

İçişleri Bakanı, Anayasa Mahkemesi Başkanına ayar vermeye çalışıyor.

Sağlık Bakanı korona sonuçlarıyla ilgili çelişik rakamlar ve açıklamalarla giderek eleştiri 0klanının hedefi oluyor.

Damadın ne dediğini anlamak mümkün değil.

Milli Eğitim Bakanı, iki arada, bir derede şaşırmış durumda, her gün karar değiştirerek velilerin sabrını zorluyor.

Toplumda şiddet, taciz ve tecavüzler artıyor.

Bir toplumsal travmayla karşı karşıyayız.

Sürekli bir korku ve endişe ortamında halkımız, huzursuz,

Gençler umutsuz, çalışanlar sahipsiz

Yani kısaca Türkiye mutsuz.

Ve elbette ki sevgilim elbet

Dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya

Dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle, işçi tulumuyla

Bu güzel memlekette hürriyet”