YANIYORUZ!

02/08/2021 22:18 1535

 

Yanıyoruz!

Vallahi yanıyoruz, billahi yanıyoruz!

Sadece orman yangınlarının içimizi yakmasından dolayı yanmıyoruz.

Yaşanan her şey içimizi yakıyor, canımızı acıtıyor.

Şunu peşinen söyleyeyim:

Herhangi bir görüş, herhangi bir parti, herhangi bir grup, herhangi bir kişi adına ve için düşüncelerimi yazıya dökmüyorum.

Benim elimde bir tek ölçü var:

Türk Milleti!

Bu ölçü için düşünüyor, konuşuyor ve yazıyorum. Dolayısıyla Türk Milletine en ufak ve samimi bir emek veren olursa başımın tacıdır.

Bunları ne için söylüyorum biliyor musunuz?

Yangınlardan içimiz yanarken, canımız acırken bir de bakıyoruz ki ülkemde bu yangın meselelerini halletmesi gereken kurumlar birbirini yiyormuş, birbirini ihalelere sokmuyormuş vs. vs.

Yahu, bütün pisliklerin gözümüzün önüne dökülmesi için mutlaka ağır şartların mı oluşması gerekiyor?

Nolursunuz, yanlışa yanlış deme cesaretini gösterelim. Hangi düşünce ve görüşte olursanız olun yanlışsa yanlış deme basiretini gösterelim.

Ben son dönemlerde oy meselesi ile pek fazla ilgilenmiyorum. Bunun nedenlerini gerektiğinde bir gün yazarız. Böyle baktığım için kimin kime yakın olduğunu da ikinci planda düşünüyorum. Ama, tek beklediğim şudur; kardeşim, ben şu partiye oy veriyorum, ama bu parti de şu şu yanlışları yapıyor denmesi.

Bakın, böyle yapmadığımız zaman millî birlik beraberlik lafları da havada kalmaya mahkûm oluyor. Çünkü, millî birlik ve beraberlik istemek için önce herhangi bir şartlanma içerisinde olmamak ve ölçüyü sadece vatana, millete hizmet yöntemleri olarak koymak gerektir. Her şeye rağmen, biz toplum olarak birliğimizi ve bütünlüğümüzü korur idik.  Bunun en güzel örneği Kıbrıs barış Harekâtı dönemidir.

Bu kadar uzun bir giriş neden yapıyorum?

Ne yazacaksam yazar geçerim. Ama, istiyorum ki, yazdıklarım şahsî etiketleme alışkanlığı altında etkisini azaltmasın. İstiyorum ki, yazdıklarımı okuyan herkes, samimi bir ölçü ile birliğimizi ve bütünlüğümüzü düşünsün.

Hiçbir kurum ve hiçbir kişi Türk Milletinden üstün ve üstte değildir. Hakimiyet Kayıtsız, Şartsız Türk Milletinindir.

Böyle bakacağız ki, gerçekleri anlamakta ve görmekte ortak hareket edeceğiz.

Böyle bakacağız ki, eleştirileri kan davası şekline döndürmeyeceğiz.

Eleştiri yapılmazsa doğrulara nasıl ulaşılır ve gerçekler nasıl görülür.

Şimdi, içimizin yandığı, canımızın dayanılmaz derecede acıdığı bu günlerde THK ile ilgili iddiaları görmezden mi gelelim? Bir ülkenin 19 yıldır tek idarecisi ve onun atadığı Bakanı THK ile kavga ediyor. Bu normal mi? Bu normal diyerek mi birlik ve beraberliğimizi koruyacağız?

Bu kavga sürerken, insanımız perişan oluyor ve günlerden beri yangınlar söndürülemiyor. Bu kadar basiretsizlik ve  başarısızlığın nedenlerini nasıl oluyor da birlik ve beraberlik halinde soramıyoruz?

Yangını çıkaranların kimler olduğu topluma duyuruluyor. Ama, şu soru sorulacağı düşünülmüyor. Bu ülkenin her türlü istihbarat kurumu ne iş yapıyor? Aynı anda onlarca yerde yangın çıkardıkları söylenen alçaklara karşı devlet ne yapıyor diye sorulmayacak mı? Bu soruyu birlik ve beraberlik halinde neden sormuyoruz.

Devletin yönetim kadrosu, ülkemiz dünyanın en iyi ekonomisine sahip, uçuyoruz derken, bir doğal afet ile karşılaşınca hemen insanımıza yardım için iban numarası vermesi nasıl olabilir diye sorulmasın mı? Bu iban numarası verme işi uçmuş bir devlet için hiç de doğru olmuyor diye neden birlik ve beraberlik içinde sormuyoruz?

Bu içimizin yangını, canımızın inanılmaz acısı sönmeye yüz tuttuğunda her şeyi unutacağız ve unutturucaklar  nasıl olsa. Bırakın da, bu iç yangını ve can acıması döneminde soralım…

Nereye baksak, dökülüyor, elimizde kalıyor.

Bakan, bakan değil. Sadece söyledikleri şu: “Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda…”  yahu hiç inisiyatif kullanma yetkiniz yok mu? Yok tabi… Çünkü, seçim ile değil seçilme ile geldiler.

Ülke yanıyor, yanıyor.

Bu mevsimlerde hem ülkemizde ve hem de dünyada bu doğal afet yangınları oluyor. Bunun olabileceği düşünülüp tedbirler almış olmak kimin işi? Ülke yönetilmiyor dediğimizde neden gözlerini belertenler var?

Bunu söyleyenlere gözlerimizi belerteceğimize, bunu söyletenlere neden hafif bir göz atmayı düşünmüyoruz?

Bakın, eleştiri mutlaka yıkıcı olur anlamına alınamaz. Eleştiri yapanları sana düşman olanlar anlamına alamazsınız. Hele, ben o kelimeyi hiç kullanmak istemiyorum, ama bir takım soru soranları düşman ve hain gözüyle görürseniz, adama hadi oradan derler. Sorular soranlar içerisinde öyle kişiler var ki, böyle kelimeler sarf edecek olanları muhatap bile almazlar. Eğer eleştirileri ve soruları yadırgayanlar varsa, önce Devlet Bahçeli’nin son bir hafta içerisinde gerek Lozan Anlaşması ve gerekse ülkemizin sığınmacılar tarafından istila edilmesi planına karşı söylediği çok ağır sözlere baksınlar.

Keşke ama keşke bu kadar içimiz yanarken, bu kadar canımız acırken böylesine yazılar yazmasa idik ve böylesine sözler söylemese idik.

Ama, şimdi değilse ne zaman söyleyeceğiz ve yazacağız?

Maalesef, ülkemiz iyi yönetilemiyor. Keşke çok iyi yönetilse de bizler de memnun olsak. İnanın ülkemiz ve milletimiz adına yapılan her iyi iş en çok bizleri sevindirir. Çünkü, biz bu ülkeyi ve bu ülkenin kurucusu Türk Milletini karşılıksız sevdik. Çünkü, gidecek başka yerimiz de yok.

Bu ülke bizim ve bu ülke kendisine bağlı herkesin.

Bu kötü ve kara günler de elbette geçecektir.

Yangında zarar gören tüm insanımızın yaralarının sarılması için hepimiz elimizden geleni yapmak zorundayız.

Günlük çekişmeler olacak ama zarar gören bizim ülkemiz ve bizim insanımızdır. Bu nedenle yaraların sarılması konusunda da hepimiz güven duyduğumuz kanallar aracılığıyla yardımcı olmalıyız.