YANAN SADECE ORMANLAR MI? 3

17/08/2021 23:45 212

 

Bakalım dünyayı parmağında oynatan, İngiliz güdümlü, ABD politikaları, bundan sonra gelecekte nasıl bir dünya düzeni istiyor…!!! Bu cümleden hareketle, konuya bir ışık tutalım:

ABD başarısız Afganistan işgali ve Arap Baharından sonra ne yapacak?

Bunun cevabını, 2005-2009 yılları arasında, ABD Dışişleri Bakanlığı görevinde bulunmuş, Condoleezza Rice’nın yazılarından, demeçlerinden verelim…

Ne diyordu ABD Dışişleri Bakanı kaleme aldığı makalesinde?

‘Rice 2003 yılında kaleme aldığı makalesinde, ABD’nin yeni dünya düzenini nasıl oluşturacağını belirtiyor ve diyor ki;

‘’Ortadoğu’da Türkiye de dahil, 22 ülkenin sınırları değişecek.!’’

Aynen şunları yazıyordu;

Condoleezza Rice tarafından kaleme alınan makale, "Ortadoğu'da 22 ülkenin sınırları değişecek, buna Türkiye de dahil" ifadesiyle başlayan analizlere kaynak teşkil ediyor.22 ülkenin sınırlarının değişeceği ve buna Türkiye'nin de dahil olduğu ibaresinin ise makalede yer almaması dikkat çekici bir husus, belki de bir aldatmaca(demeçte var, makalede yok.!).

7 Ağustos 2003 yılında, The Washington Post gazetesinde Condoleezza Rice tarafından kaleme alınan köşe yazısının tam metni şu şekilde:

ORTADOĞU'NUN DÖNÜŞÜMÜ:

İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından, Amerika kendini Avrupa'nın uzun soluklu değişimine adadı. Siyasetçilerimiz, savaşın getirdiği ölümler ve yıkımları, (yüzbinlerce Amerikan kaybı da dahil olmak üzere) inceleyip araştırarak, başka savaşın düşüncesinin bile yer alamayacağı yeni bir Avrupa için, işe koyuldular. Biz ve Avrupa halkı, kendini demokrasi ve refaha adadı, sonuç olarak birlikte başardık…

Bugün, Amerika ve müttefikleri kendilerini dünyanın bir başka yerindeki uzun soluklu değişimlerden bir tanesine hazırlamalıdır: Orta Doğu. 22 ülkeden oluşan ve toplamda 300 milyonluk bir nüfusa sahip olan Orta Doğu, 40 milyon nüfuslu İspanya'dan daha düşük bir toplam gayri safi yurt içi hasılaya sahiptir. Bu bölge, Arap aydınların politik ve ekonomik bir "özgürlük açığı (eksiklik ligi)" diye adlandırdığı şeyler dolayısıyla geri kalmaktadır. Onlarca yıldır devam eden umutsuzluk duygusu, insanlara üniversitelerini, kariyerlerini ve ailelerini dahi bir kenara bıraktıracak nefret ideolojileri için, verimli bir temel oluşturmakta ve bunların yerine kendilerini patlatmayı tercih ettirmektedir - beraberlerinde olabildiğince çok fazla masum canı da götürerek. Tüm bu faktörler, bölgenin istikrarsızlığı için ana sebepler olmakla birlikte,’ AMERİKANIN GÜVENLİĞİNE DE SÜREKLİ BİR TEHDİT OLUŞTURMAKTADIR.!!!’

<Bahane ne güzel değil mi? Hem İspanya kadar olamayacaksın, hem teknoloji üretemeyen zayıf ülke olacaksın, hem de ABD için tehlike oluşturacaksın, harika bir neden. Suyun üst başını tutup ta alt başındaki kuzuya seslenen, Kurt gibi>

‘’Bizim işimiz, Orta Doğu'da daha ileri demokrasi, hoşgörü, refah ve özgürlük arayanlarladır. Başkan Bush'un Şubat ayında da belirttiği gibi, "Dünya, demokratik değerlerin yayılması konusunda oldukça ilgilidir. Çünkü, istikrarlı ve özgür uluslar, katillik (canilik) ideolojileri doğurmazlar. Daha iyi bir hayat için barış yollarıyla aramalarını gerçekleştirirler." Açık olalım; Amerika ve o zamanki koalisyon Irak ve oradaki rejimle bir savaşa girdi, çünkü Saddam Hüseyin hem Amerika hem de dünya güvenliğine bir tehdit oluşturuyordu. Bu rejim, kitlesel katliamlar yapacak silahlar kullanmış ve kullanıyordu, terörle içli dışlı idi, iki kere olmak üzere diğer ulusların ülkelerini işgal etmişti ayrıca da Uluslararası Örgüt ve 17. Birleşmiş Milletler yasasına baş kaldırıyordu. Bunun yanında, rejimin verdiği imaj hiçbir zaman silahsızlanmayacağı ve dünyanın geri kalanının isteklerine hiçbir zaman uymayacağı yönündeydi. Bugün, o tehdit söz konusu değil. Ve Irak'ın özgürlüğüne kavuşmasıyla birlikte, Orta Doğu'da hem bölge, hem de dünyanın geneli için daha olumlu bir gündem belirlemek adına daha özel imkanlara sahibiz.

Yarın devam edeceğiz…