YANAN SADECE ORMANLAR MI? 2

16/08/2021 13:26 224

 

13 Ağustos Cuma günü, birinci bölümünü yayımladığımız yazıma, bu günle devam ediyoruz.

Yanan, Atatürk ve Cumhuriyete karşı kin beslemeleridir. Yanan, 50 milyon dolarımız yok diye, Tank Palet Fabrikasını, soydaşımız, kardeşimiz, etiyle ,kemiğiyle her zaman yanımızda olan Azerbaycan’a vermek yerine, tarih boyunca Osmanlıya ve genç cumhuriyete düşmanlık etmiş Araplardan birine verilmesidir. Yanan, 1992 yılında, merhum Süleyman Demirel’in Kurulmasına öncülük ettiği, Süleyman Demirel Üniversitesini, Isparta mitinginde, ‘Bu Üniversiteyi biz kurduk’ diyecek kadar, tarih bilgisinden yoksun olmaktır.

Yanan, Kendi tarihine, kendi kültürüne tamamen yabancı oluşudur. Yanan, Suudi Arabistan kralı öldü diye( Ki, tarihte bize en büyük kötülüğü yapan, İngiliz-Fransız işbirliğiyle Osmanlıya isyan eden ve Mezopotamya’yı/Ortadoğuyu bizden koparanların çocuklarıdır)üş gün yas ilan ederken, Ankara’da İstanbul’da, Urfa Suruç’ta patlayan bombalar sonucu, yüzlerce vatandaşımız öldürülmesine rağmen, değil yas ilan etmek, doğru dürüst, taziye mesajları dahi yayımlayamayan zihniyettir. Yanan, sırf cumhuriyet düşmanlığı yapmalarından dolayı, resmi dairelerden ve devlet bankalarından TC kelimesinin kaldırılmasıdır. Yanan, hesapsız kitapsız yapılan, garantili, köprü, otoyol, hava limanı şehir hastanesi vs.vs.nin bütçemize getirdiği ağır mali yüktür. Yanan, intihal yapmış, üniversiteler tarafından cezalandırılmış hasbelkader prof. Unvanına sahip hırsız akademisyenlerin rektör olarak atanmasıdır. Yanan, tarihten bu güne kadar süregelen, bir devleti devlet yapan, birçok uygulama ve esasların lağvedilmiş ya da askıya alınmış olmasıdır. Yanan, KHK ile ben yaptım oldu zihniyetiyle keyfi bir yönetim uygulamasıdır. Yanan, Torba yasalar çıkararak, astığım astık, kestiğim kestik türünden devlet yönetmektir. Yanan, terörist başının mektubunu okutmaktır. Yanan, sırf oy avcılığı için, terörist başının kardeşini TV’ler de konuşturmaktır. Yanan, Barış getireceğiz, açılım yapacağız diyerek MegriMegri şarkısı söylemek ve Şirvan’la kol kola girmektir. Yanan, Süleyman Şah türbesinin, PKK ve yandaşlarının korumasında taşınmasını sağlamaktır. Yanan, Sınır kapılarında, açılım yapıyoruz diye, sınır dışından gelen terörist grupları davul zurna ile karşılamaktır. Yanan, karşılanan terör gruplarının adalet önünde hesap verecekler diye, yüce Türk Mahkemelerinin yargıçlarını, sınır boylarında çadır mahkemeleri kurdurmaktır. Yanan, açık, şeffaf, hesap verebilir bir yönetim şekli uygulayamamaktır. Yanan, her türlü soru önergesini, ‘devlet sırrıdır, açıklanamaz’ diye, cevaplamamaktır. Yanan, her yıl milyonlarca dolar harcama yapılan örtülü ödeneklerin, nereye , nasıl harcandığı hakkında bilgi verilmemesidir. Yanan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten bu güne kadar, göreve gelmiş, 11 Cumhurbaşkanının harcadığı bütçenin, kat be kat fazlasının, bu günkü Cumhurbaşkanı tarafından bir yılda harcanmış olmasıdır. Yanan, görgüsüzlüğün, şatafatın, gösterişin, itibarın, güçlü ekonomide, teknolojide, iyi yönetimde, demokrasinin tam ve eksiksiz uygulanmasında, adalette aranmak yerine, kuru kuruya modern mimariden ve estetik olmaktan uzak, gösterişli binalarda aranmasıdır. Yanan, çok değil, daha 1986-1987 yıllarına kadar, dünyada kendi kendini besleyebilen, kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri iken, samanı dahi ithal eder duruma gelmektir. Yanan, 11 milyona yakın mülteciyi( 3.5 milyon Suriye sınırı içinde) beslemek, milletin hakkını onlara vermektir. Yanan, mülteci(Suıriye-Irak) ailelerin çocukları, istediği üniversiteye sınavsız girerken, bu ülkenin öz çocuklarının kurslarla, özel derslerle, üniversiteye girebilmek için yıl boyu çalışmalarıdır.

Daha sayabileceğimiz o kadar çok akla ziyan konular, hususlar var ki, nerede ise, kendi öz yurdumuzda, biz yabancı olduk. Onun için yanan ormanlarımız bu gün için madalyonun görünen yüzüdür. Madalyonun birde öbür yüzü var. Ülkemizin geleceği ile ilgili.

Arap baharı, Arap Baharı dediler. Demokrasi getireceğiz, Ilımlı İslam dediler. Tunus’tan başlayarak, Libya, Mısır, Lübnan, Irak, Suriye, Yemen, gibi Arap ülkelerine nasıl bir bahar getirdiklerini gördük.! Bahar değil, kanlı bir mevsim getirdiler. Şu gün olmuş, hala bu ülkelerde demokrasi yok. Birbirini boğazlayan insanlar arasında, çatışmalar hiç durmuyor, kan gövdeyi götürmeye devam ediyor. İstikrarsızlık ha keza öylesine…

Yarın devam edeceğiz…