VATANDAŞIN ENFLASYONA EZDİRİLMESİ

25/03/2022 21:47 666

 

Siyasilerden en çok duyduğumuz vaatlerden birisi vatandaşın “enflasyona” ezdirilmemesidir. İktidar veya muhalefete mensup siyasetçilerin, söz konusu vaadinin yaklaşık elli yıldır ülkemizde seçmen tarafından oy kullanılırken tercih sebebi olması acı bir gerçeğimizdir. Daha da üzücü olanı ülkeyi yaklaşık yirmi yıldır yöneten bir iktidarın bu vaadi bu günlerde sıkça tekrarlamasıdır. Bu aynı zamanda, vatandaşların enflasyon karşısında “ezildiğinin” itirafı niteliğindedir.

Yazımıza konu vaadin, inanır olma özelliğinin kalmadığını kabul etsek de yapılan temel yanlışın üzerinde durulması faydalı olacaktır. Enflasyon oranı kadar dar gelirlilerin ücretlerinde yapılacak iyileştirme ile vatandaşın enflasyona ezdirilmediğine olan inanç, bu konudaki temel yanlışların başında gelmektedir. Yüksek enflasyonun uzun süre yaşandığı hangi ülkede vatandaş enflasyona ezdirilmemiştir? Başka bir deyişle “hayat pahalılığından” şikayetçi değildir? Dar gelirli kesimin gelirlerinde yapılan iyileştirme oranı ne olursa olsun, mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki artış durmadığı sürece, yapılan iyileştirme kısa sürede erimektedir. Bunun en güzel örneği bu günlerde ülkemizde yaşanmaktadır. Asgari ücrete yapılan % 50 zam, iki ay içerisinde anlamını yitirmiştir.

Vatandaşın enflasyona ezdirilmemesinin tek yolu enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesidir. Bunun dışında başka bir çözüm yolu yoktur. Bu bilince sahip gelişmiş ülkeler, enflasyonun kalıcı olarak artmaya başlamasıyla birlikte, zaman yitirmeden çareler aramaya başlarlar. Ülkemizdeki gibi önce enflasyon artsın, daha sonra çaresine bakarız anlayışı, ne yazık ki çözümü oldukça güç olan sorunlara neden olmaktadır. Uzun süreli yaşanan yüksek enflasyonun ağır bedelini her zaman düşük gelir grupları ödemektedir.

Enflasyon ile mücadelenin çeşitli yolları vardır. Ülkelerin sosyal ve ekonomik yapılarına göre mücadelede farklı uygulamalar yapılabilir. Ülkemizde enflasyon ile mücadelenin temel şartı “yerli ve milli” üretimi artırmaktır. Ülkemizin tüm kaynakları mal ve hizmet üretenlere aktarılmalıdır. Kıt olan kaynaklarımız kesinlikle israf edilmemeli, siyasi, dini ve hayali amaçlar uğruna kullanılmamalıdır. Ekonomimiz mutlak surette katma değeri yüksek, ihraç edilebilirliği fazla mal ve hizmet üretebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır. Böyle bir ekonomiye sahip ülkemiz, eğitimli insanı, Avrupa Birliği normlarında hukuk ve demokrasiye kavuşması halinde, vatandaşını enflasyona ezdirmeyecektir.

Saygılarımla,