VARLIK FONU NEDEN SATILDI 4?

04/12/2020 20:45 802

Türk Telekom'u özelleştirmeden alan şirketin borçlarının yanında bir de şirketin borçları söz konusu. Türk Telekom'un 2017 yılı 3'üncü çeyrek sonuçlarına bakıldığında; 6.6 milyar liralık kısa vadeli, 15.2 milyar liralık uzun vadeli olmak üzere toplam 21 milyar 660 milyon liralık borç yükü bulunuyor.

Ne ediyor? Yaklaşık 5 milyar 655 milyon dolar! Biz zaten şirketi 6.5 milyar dolara özelleştirdik, parasını alamadığımız gibi üzerine para verdik bir de şirketin borcunu 5 milyar 655 milyon dolara mı getirttik? Ne diyeceksin ki? Pes! Üstüne üstlük OGER sahibi Hariri ailesi, giderayak, 4,5 milyar dolar nakdi de cebine atıp, Lübnan’a götürdü…

Sahi, sadece yüksek maaş almaları için Hazine adına yönetime atanan, kamu haklarını korumakla mükellef, Türk Telekom yöneticileri ne iş yaptı? Bütün bunlar olurken onlar neredeydi? Kim? Neden? Onları o göreve atadı? Her şeye rağmen, aldıkları yıllık “huzur hakkı…!!!” Devlet bu kadar zarara uğratılmasına rağmen, ortada ne sorumlu var, ne de hesap veren birileri. Nasıl olsa, babalarının değil, devletin malı… Zarar etmiş, kar etmiş, pek te umurlarında değil, beyefendilerin. Nasıl olsa, ballı lokmalarını, huzur haklarını aldılar.. Tatlı canlarını niçin bu tür sorunlarla sıksınlarki… Eeee, Atalarımız ne demiş? ‘’Devletin malı deniz, yemeyen domuz…!!!’’

İşte böyle değerli dostlar…Hesap soran olmazsa, hesap verende olmuyor. Halktan toplanan vergiler, böyle çar çur ediliyor. Vicdan nerede? Sorumluluk nerede? Doğruluk, dürüstlük, işini iyi yapmak nerede? Sahi, nerede dersiniz?

Gel de Osmanlı döneminde olan biteni hatırlama şimdi…Hadi bir göz atalım:

Osmanlı’da iç ve dış borçları denetlemek üzere, II. Abdülhamid döneminde 20 Aralık 1881’de İrade-i Seniyye olarak yayınlanarak resmi nitelik kazanmıştır.

Düyun-i Umumiye….

Osmanlı İmparatorluğu 1854 yılında ilk kez borçlanmaya gitmiş ve İngiltere’den borç almıştı. Ve bu borçlarını ödeyemediği için, 1875 yılında iflasını açıklamıştı. Alacakları tehlikeye düşen devletler bir araya gelerek, Düyun-i Umumiye İdaresini kurdular.

Kısacası, verdikleri borçlar karşılığında Osmanlı Devleti’nin gelir kaynaklarına el koydular. Osmanlı Devleti’nin tuz, tütün, damga, içki, balıkçılık, ipek vergileri başta olmak üzere gümrük vergileriyle, bağlı beyliklerin vergilerinin bir bölümü oluşturulan bu yönetime aktarıldı. Sonuç olarak devletin tüm ekonomik ve mali denetimi Avrupalıların eline geçmiş oldu..

Vergiler ağırlaştırıldı, çiftçi, köylü üretici bu vergiler altından kalkamayınca varlıklarına el konuldu. Önce vergi ile geldiler, varlıkları alıp ezdiler.

Halk aç kaldı, aşağılandı, taciz edildi, tecavüz edildi. ÇÖKTÜ, battı, yok oldu…

Koca bir İmparatorluk kaybettiği mali ve otorite gücünün acısını çok ağır ödedi.

Ne tesadüftür ki, Osmanlı borçları ile başa çıkamayacağını anladığı 1881 yılında doğdu Mustafa Kemal Atatürk..

Ülkenin kaynakları başkalarının ellerine geçtiğinde kaybedersiniz…Köle olursunuz…

Osmanlı’nın çöküşüne neden olan bu basiretsiz, onursuz davranışlar,

1900 lü yıllarda başlayan özelleştirme, şimdilerde tamamen satışa evrildi, şimdi ise satışlar Düyun-i Katar’ a dönüştü.

Ve bu Katar sevdası korona’dan beter bulaşıcılığını devam ettiriyor. Katar Katar öldürüyor. Vücudumuza gizlice girip, gizlice diyorum çünkü, satılanların kaça satıldığını dahi bilmiyoruz. Bu milletin malını satmaya karar verenler, fakir, aç, işsiz, sağlıksız bıraktıkları Türk milleti ile de paylaşmıyorlar…

Aynı şatafat, aynı israf, aynı edalar ile dolaşıyorlar….EEE dünya lideriyiz!

Şimdi anlıyoruz, o süper lüks, ihtişamlı uçağın neden hediye! edildiğini. Şimdi anlıyoruz Katar, neden katar katar seviliyormuş! Kardeş! değilmişiz yani! Katar Katar almak içinmiş.

Kardeş! değilmişiz! yani! Katar Katar sömürmek içinmiş.

Kapalı dosyalar içinde satın almak için gelmişler Türk milletinin canını vererek koruduğu, kanlarda boğulduğu varlıklarımızı…

Osmanlı’yı neden bu kadar çok sevdiklerini de anlamış olduk! Tıpkı Osmanlı gibi davranıyorlar. Onların ”Müslüman”lığı da Osmanlı gibi .

Lakin Osmanlı’ yı kuran Osman Gazi, Orhan Gazi, Fatih Sultan Mehmet gibi değil, onların Osmanlı’cılığı Abdülhamit gibi.Ya da Fetret Devri gibi…

Ankara savaşı sonunda Anadolu’da Türk birliği bozulmuş ve Osmanlı Devleti dağılma tehlikesi içindeyken, Yıldırım Bayezid’in oğullarının taht kavgasına giriştikleri gibi.

Şimdi iktidarda kalma pahasına yaşattıklarının acı faturasını yine millete kesenler bilmeliler ki; Osmanlı’nın iç ve dış borçlar için ilan ettiği İrade-i Seniyye nin de tarihi olan 1881 de doğan Türk milleti ölmemiştir.

Bizim vatan sevdamız, bu topraklar altında yatanların, bu topraklar üstünde yaşayanlara bıraktıkları emanetinde,

Bizim vatan sevdamız, 1881 den bu yana bu toprakları gözetleyen, koruyup kollaya bir çift mavi gözde…

Düyun-i Umumiye’yi Düyun-u Katar’ a çevirenlere , milletin varlıklarını ecdadının kemiklerini sızlata sızlata satanlara, öksüzün, yetimin hakkını yiyenlere, VATAN nedir bilmeyenlere; sizi bu millet KATAR KATAR gönderecektir.

SON SÖZ:’’ KILIÇLA ALINAN VATAN, PARA İLE SATILMAZ…’’