ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YURT SORUNU

30/09/2021 23:22 231

Hemen her yıl olduğu gibi, üniversiteye kayıt yaptıran bir öğrencinin, en temel ihtiyacı, barınma , yani yurt sorunudur. Bu sorun her yıl gündeme gelir, resmi ağızlar demeçler verir, ancak  bu sorun ötelenir, fakat çözülmez. İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy, son günlerin en önemli tartışma konusuna açıklık getirdi.

Bu tür resmi açıklamaların, sosyal medya hesaplarından değil..

Bakanlığın resmi sitesinden yapılması daha doğru olur kanaatindeyim.

Aksi tavır, sosyal medyanın güçlenmesini, yaygınlaşmasını, hatta resmileşmesini sağlıyor.

Oysa sosyal medya dediğimiz, bugün dahi, çıkarılan kanunlara rağmen, temsilci atamış mı-atamamış mı belirsiz olan bir mecra. Her türlü manipülasyona açık bir alan.

Türk hukuk sistemine hesap verip vermediği sürece de böyle olur.

Kontrolleri altında olan sosyal medya hesaplarında suç işleyenlerin, savcılık tarafından kimliğini tespite yararlı bilgileri istendiğinde cevap vermemektedirler.

“Biz ABD’de kurulu şirketiz. Bizim bulunduğumuz ülkede cezai yaptırımı olmayan suçlarda, size bilgi veremeyiz” gibi, hukuk dışı ve suç şüphelilerini koruyucu bir platform..

Hatta derinlemesine düşünürseniz..

Adeta savcının takipsizlik kararını.

“Facebook, Twitter, Instagram veriyor” diyebilirsiniz..

Nasıl?

Savcı, “şu hesabın sahibinin kimliğini tespitte yararlı bilgileri yollayınız” diyor..

Bilgiler verilse, büyük ihtimalle iddianame düzenlenecek. Bilgiler verilmeyince..

Savcı, “Şüphelinin kimliği tespit edilemediğinden ...” diyerek, dosyayı rafa kaldırıyor..

Dahası;

Mağdur olan kişi, şüphelinin tahminen kimliğini vermiş olsa bile..

Bunu kesinleştirmek için sosyal medya hesabını işleten şirkete yazılan tezkere cevapsız kalınca..

Savcı, “Şüphelinin atfedilen suçu işlediğine dair, sosyal medya hesabının bulunduğu şirkete yazılan tezkere olumsuz cevaplandırıldığından, ilgili kişi hakkında yapılan şikayet hakkında kovuşturmama kararı verilmesinediyekarar veriyor.

Ülkesini seven, vatanını seven herkesin..

Sosyal medya hesaplarını kullanıyor olsalar bile..

Mümkün olduğu nispette, onları yaygınlaştıracak, onların reklamını yapacak şekildeki uygulamalardan kaçınmaları gerekir.. Devletin resmi açıklama kanalları sosyal medya olmamalı kanaatindeyim.

Gerçekten böyle bir sorun var mı?İdeal açıdan bakarsak, her konuda sorun olduğunu söyleyebiliriz.Ama hep söylediğimiz bir şey var.

Düne göre bugün daha iyi bir konumda mıyız?Yoksa yerinde mi sayıyoruz.

Yurt sorununda, Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu, önceki gün açıklama yaptı.

Gerek yurt binası sayısında ve gerekse yurtlarda barınan öğrenci sayısında, 2002’ye göre bugün geldiğiniz aşamada, 4 mislinden fazla artış sağlanmış…Doğrudur. Ancak bu dört misli artış yeterli mi ona bakmak lazım.

Evet gerçek bu.. Barınma diye bir sorunları yok ama.. Sokakta yatıp, halkı yanıltıyorlar diyorlar. Resmi açıklamalar böyle. O zaman şu soruyu sormak gerekmiyor mu; bir üniversite düşünün, 30-40-50-60 bin öğrencisi var. bunun 10-15-20 bini diğer İllerden geliyor. Ev kiralama gücü olan ev kiralıyor. Maddi gücü yeterli olmayan ailelerin çocukları da, haliyle yurtta kalmak istiyor. Çünkü, ödeme gücü ona yetiyor. Şimdi düşünelim; Şehirde 3 bin-bilemediniz 5 bin yatak kapasiteli yurt var. Çoğu şehirde bu sayı bini geçmiyor. Bu kadar kısıtlı yatak sayısı olan yurtlar, ihtiyacı nasıl karşılayacak dersiniz? Bun sizlerin takdirine bırakıyorum. Her İl’e, her İl’çe ye bir üniversite açmak, marifet değil. Sizin akademik kadronuz var mı? Yeterli bina, araç, gereç, ekipman, teçhizat, kütüphane, kitap, laboratuvar imkanınız var mı? Yeterli barınma ve yurt imkanınız var mı gibi, bir üniversite kampüsünde bulunması gereken unsurlar var mı? Siz bu imkan ve kapasiteler hazırlanmadan, alt yapılar oluşturulmadan, yerden mantar biter gibi üniversite açmak, sadece ve sadece gençlerimizin niteliksiz, vasıfsız yetişmesine, gerekli bilgi ve donanımdan yoksun mezun olmalarına yol açmaktan başka bir işe yaramaz. Nitekim TV ler de, gazetelerde güz geçmiyor ki, üniversite bitirdi, manavlık yapıyor, kasaplık yapıyor, çay ocağında çalışıyor gibi haberler izlemeyelim.

Her şeye rağmen, İ.Ü. A.Ü. HACETTEPE, İTÜ, BOĞAZİÇİ, ODTÜ, BİLKENT, KOÇ,SABANCI gibi premier  ligde yer alan, 8-10 üniversite mezunu dışında kalanlar, iş bulmakta bir hayli zorlanıyor. Çoğu iş bulamıyor. Bulsa da, işveren bu 8-10 üniversite mezununa öncelik verdiği için, adı sanı duyulmamış, adı üniversite olmaktan öteye bir fonksiyon ifade etmeyen bu üniversitelerin mezunlarına şans tanımıyor. Ve her geçen gün, işsiz üniversite mezunu sayısı artıyor.

Neticede, yılların üniversiteleri bile zaman zaman eğitim kalitesinden şikayetçi olup, kanun ve imkan anlamında sıkıntılarını açıkça dile getirirken, tabela üniversitelerinin yüzüne kim bakar.!!!

SON SÖZ:’’ KALİTE ASLA TESADÜF DEĞİLDİR.’’