Ucuz olan tek şey; Hayat!

06/08/2022 23:46 165

Şöyle etrafınıza bir bakınız. İnsanlar gerçekten yaşam mücadelesi veriyor. Ekonomik sıkıntı, geçim derdi herkesi çok yoruyor. Kimsenin yüzü gülmüyor. O yüzdendir ki; yurttaşlarımızın çoğu yarınını, geleceğini ya da başka bir günü düşünmüyor artık. Anlık yaşıyor, anlık kararlar veriyoruz. Ne bir plan, ne de gelecekle ilgili bir beklentimiz var. Günü kurtardığınız an, sizden mutlusu yok. Özellikle korona virüsten sonra hayatımız çok değişti. Tabii bir de Rusya-Ukrayna savaşı da patlak verince, birçok ülke ekonomi krizin içinde buldu kendini. Bu ekonomik kriz, nedense en çok ülkemizi etkiledi. Her gün iğneden ipliğe her şeye vicdansızca, acımasızca zam geliyor.

 

Son 1 yılda ülke genelinde yaşanan ekonomik kriz her sektörü derinden etkiledi. Üretim deseniz, yok! Para kazandıracak iş deseniz, o da yok! Kim ne alsın ki, ne satsın? Dedim ya; millette para yok. Temel gıda ürünlerine gelen zamlar insanları bezdirdi. Şalgamın başkenti Adana’da bir bardak şalgam 5 lira, 1 simit 4 lira. Geçenlerde marketten aldığım 2 ekmek, 1 litrelik süte 25 lira verdim. İnanabiliyor musunuz? Sadece 2 ekmek + 1 süt= 25 TL.

Yaz aylarında ucuzlayan meyve-sebze fiyatları, bu sene nedense bir türlü ucuzlamadı. Semt pazarlarındaki fiyatlar marketlerle yarışıyor. Şu mevsimde 1 kilo soğan ve patatesin 7,5 lira olduğunu hiç görmüş müydünüz? 

 

Domatesin kilosu 15 lira. Meyvelerin yanına yaklaşılmıyor. Hele, hele o muhteşem market zincirlerinde indirimli denilen domatesin kilosu, en son baktığımda 19 lira idi. Mahşerin 3 atlısı dediğimiz marketler dışında, yani diğer marketlerde ise 23-25 TL arasında değişiyor Bir de dikkatimi çeken bir şey daha var. O da; ezik büzük, çürümüş, yenmeyecek domatesleri bile 5 liradan satıyorlar. Yuh artık! Bu kadar doyumsuz, bu kadar mı aç gözlüsünüz? Neler oluyor? Başka bir yerde, ayrı bir zaman diliminde mi yaşıyoruz?

 

Çok değil bundan 1 yıl önce, markete gidildiğinde ürünlerde kalite farkına bakılır, ona göre alışveriş yapılırdı. Bir teneke yağ almak isteyen, daha kaliteli yağlardan alırdı. Halkın yanında olan, şook fiyatlarla satış yapan, çook ucuz! denilen, indirim üstüne indirim yapan marketlerden alış veriş yapmaya tenezzül edilmezdi. Neden? Çünkü fiyatlar hemen, hemen aynıydı. Geçen seneye kadar 5 litrelik yağ 40 lira idi, şimdi ise 200 lira. 3-5 lira daha ucuz olan markanın yüzüne bakılmazdı. 1 kilo şeker 5,5 - 6 liraydı, şu an 30 lira. Un, şeker, çay, süt, peynir, yumurta, yoğurt gibi temel gıdalarda da aynı tarife uygulanırdı. Seçim yapmak, daha iyisini almak insanların hem bütçelerine, hem de tercihine göre değişirdi.

Ya şimdi? Şimdi ise tam bir kaos yaşanıyor. Artık kimse ürünlerin markasına değil, direkt fiyatına bakıyor. Yeter ki ucuz olsun! Markasına, hatta tarihine bile bakmadan alıyor alacağını. Neresi ucuzsa, oradan alış veriş yapılıyor.

 

Çarşı-pazarda dilenen insanlar. Çöpten yiyecek, giyecek arayanlar. Pazarların sonunu bekleyerek yere atılmış sebze meyveleri toplayanlar. Cam, pet şişe, eski gazete arayanlar. Trafik ışıklarında, 3-5 kuruş için araçların camını silmeye çalışan çocuklar. Kâğıt mendil, çakmak, yara bandı satmaya uğraşan insanlar… Daha neler, neler!

Eskiden bedava dediğimiz her şey şu, an ateş pahası! Az da olsa alım gücü vardı, hayat daha ucuzdu. İnsanlar haftada bir de olsa semt pazarlarından evlerine dolu, dolu geliyordu. Şimdi ise… Maalesef şu an ucuz olan tek şey kaldı elimizde. O da; Hayat!   

Bakalım bu işin sonu nereye varacak? Allah sonumuzu hayretsin.