Tuz kokar mı?

03/11/2022 23:25 358

-Tuzda, karabiberin aksine öğütülünce buharlaşıp havaya karışacak hoş kokulu yağ esansları yoktur. Tuz ne olursa olsun sadece ve sadece sodyum klorürdür ve en ufak zerresi de en iri parçası da şekil ve boyut dışında tamamen aynıdır.

Yani, bilim ve ilim ‘kokmaz’ diyor.

Neden, Adnan Büyüksoy bu dizelleri ne için yazdı ?

-Tuz Koktu-

Nereden başlamalı ahvali anlatmaya, / Bunca menfiliklere biraz müsbet katmaya,
Kâr var diye çıkmayın çuvalla tuz satmaya, / Eskiden ortalıkta böyle kokular yoktu.
Tuzlamaya kalkmayın, zira artık tuz koktu.

Söylemeyen kaldı mı? Öyle yaygın ki yalan, / Evde, yurtta, dünyada, olağanlaştı talan,
İnsanda, tabiatta, nerede bakir kalan? / Eskiden dünyamızda böyle kokular yoktu.
Boşuna tuzlamayın, çünkü artık tuz koktu.

Ben vazgeçtim yazmaktan kötü kokan şeyleri, / Yazsam kızdıracağım, hanımları, beyleri, /Farkındadırlar zahir, ondandır hey-heyleri
Pis kokan virüsleri atmosfere kim soktu?
Tuzlamak fayda vermez, bilin artık tuz koktu.

***

Yine madenciler öldü !

Yetkili, yetkisiz, herke hep aynı şeyi söyledi.

Kimi hesap sormaktan dem vurdu. Kimi de patlamayı, kadere yordu.

Her zamanki gibi unutulmaya giden yoldu.

Bağıranlar, çağıranlar kayboldu.

Yine olanlar, yanan ailelere oldu.

-Tuz kokar  mı ?

Cevabını ,Zülfikar Yapar Kaleli’den alalım.

Tuz Koktu! ! ! -mensuriye-

Genellikle saçların dökülmüşlüğü
“maden olan dağda ot bitmez” diye yorumlanır.
Oysa; bazıları, dağ olmasına dağ da, zemheri soğuğu yemiş dağ.
Dışı da, içi de üşümüş.
Yaprakların dökülmesi üşütmüşlüğün sonucu.
Artık onu yeşertmeye çalışmak / taşa tohum ekmek kadar /boşuna bir emektir.

Bir yerde söylediklerini, dinleyecek kulak kalmadıysa,
hiç boşuna nefes tüketmeye gerek yok,
bulunduğun yeri değiştirmek gerekir.

Beyinler üşümüş olunca;
yeşilliklerin farkına varmak bile artık imkânsızlaşır.
O kuru ve koca gövdesine bakıp hayıflanmakta, zamansız ve mekansız çıkışlarla
etrafındakileri mahcup etmekten çekinmemektedir.
Kıyamet günü Allah’ın
kullarından en kötülerini
iki yüzlü olanları oluşturur.
Onlar bir tarafta ayrı öbür tarafta ayrı söyler.
Bir tarafa ayrı, öbür tarafa ayrı yüzleriyle giderler.

Devlet malını babasından miras kalmış,
öz malı gibi görmek zihniyetiyle
tasarrufta bulunmak, nasıl bir ahlâk anlayışıdır, anlayamam.

Adamın birinin yol kenarında ,iyi bir tarlası vardır.
Bir çiftte iyi öküzü.
Tarlasını sürmektedir.
Yoldan geçen birisi selam verir. Sorar:
”Bu tarla senin mi?
” Çiftçinin cevabı çok enteresan,
bir o kadar da düşündürücü.
“Hayır, sadece sırası benim.”

“Ant olsun ki ilk yarattığımız gibi yapayalnız,
teker teker huzurumuza geleceksiniz.”

***

O günler gelir mi dersiniz?