TÜRKLERDE YENİ YIL

06/01/2020 20:45 780

 

Nedir bu Neol ve Yılbaşı polemiği? Kaynaklara bakarak konuyu ele aldığımız da, Yılbaşı geleneğinin, öz be öz, bir TÜRK adeti ve geleneği olduğunu görüyoruz…

31 Aralık'ı 1 Ocak'a bağlayan gece, dünya genelinde yılbaşı olarak kutlanıyor. Noel ile sıkça karıştırılan yılbaşının kökeni, aslında milattan çok daha öncesine dayanıyor.

Yılbaşı kutlamaları milattan öncesinde dayanıyor….

Her yeni yılda karşılaştırılan yılbaşı ile Noel, aslında birbirinden çok bağımsız iki kavram.

Günümüzde Miladi takvime göre 31 Aralık gününü 1 Ocak'a bağlayan geceye denk gelen yılbaşı geleneklerinin kökeni aslında milattan çok daha öncesine dayanıyor. Kutlamalar da bir geceyle sınırlı değil.

M.Ö. 2000 yılında Mezopotamya'da, şimdilerde Nevruz olarak kutlanan Yeni Ay, yılın başı olarak kutlanıyordu

MÖ 2000'li yıllarda Mezopotamya’da, ilkbahar ekinoksundan sonra görülen ilk Yeni Ay, yeni yılın başlangıcı olarak kabul ediliyordu.

Günümüzde de Nevruz Bayramı olarak süren bu kutlamalar, bazı kaynaklara göre 4 bin yıl kadar önce, Babil'de 11 gün sürüyordu. Tanrı Marduk'un Tiamat'ı mağlup edişinden, kralların tahta çıkışına veya tekrar görevlendirilmesine kadar bir çok önemli gün de yılbaşına denk gelirdi.

Ocak ayı nasıl yılın başı olarak belirlendi?

Roma İmparatorluğunun ünlü lideri Jül Sezar'ın MÖ 46 yılında Güneş'i referans alan Jülyen takvimini benimsemesiyle, yeni yılın başlangıç tarihi de değişti. Bir yüzü geçmişe diğer yüzü geleceğe bakan, değişimi ve başlangıçları temsil eden Roma tanrısı Janus'un onuruna, onunla aynı adı taşıyan ocak ayının ilk günü yılbaşı kabul edildi.

Romalıların bir sonraki 12 ayı, umutla karşılaması, sevdiklerine hediyeler dağıtıp iyi dileklerde bulunması yılbaşı kutlamalarının bir parçasıydı.

Noel ile yılbaşı neden karıştırılıyor?

Roma İmparatorluğu'nun dağılmasının ve Hristiyanlığın Avrupa'da yayılmasının ardından Noel ve Paskalya gibi dini bayramlar, yeni bir yıla başlangıç olarak kabul gördü ve 25 Aralık'taki Noel veya mart ayının sonlarındaki Paskalya uzun bir dönem bazı Avrupa ülkelerinde yılbaşı olarak sayıldı.

1582 yılındaysa Papa XIII. Gregorius, 4 yılda bir artık yılın da eklendiği, hata payı en az olan Miladi takvimi düzenledi. Bugün dünyada en yaygın olarak kullanılan bu takvimin benimsenmeye başlanmasıyla, yeni yıl tekrar 1 Ocak'ta kutlanır oldu.
Her yıl tartışma konusu olan Noel, yılbaşı ve çam ağacı polemiği, bu yıl da konuşuldu. Ağaç süslemenin ve yılbaşı kutlamanın Hıristiyan geleneği olduğu konusunda tartışmalar yıllar boyu devam edecek gibi gözüküyor. Dünyaca ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ ise yılbaşı ağacı süslemenin Türk adeti olduğunu söylüyor. Sadece İlmiye Çığ  ile yetinmeyip, diğer kaynaklara ve bilim adamlarının görüşlerine de baktık, gördük ki, tüm kaynaklar,

Türk Mitolojisinde Yeni Yıl ve Çam Ağacı süslemesine geniş bir yer ayırıyor ve bunun, eski çağlardan beri, bir Türk geleneği olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni yıl kutlama geleneğinin kültürümüzdeki yerini daha iyi kavrayabilmek için İslamiyet öncesi Türk geleneklerine bakarak, zamansal olarak yeni bir takvim yılına geçmenin herhangi bir tür Hollywood etkisi değil de, tüm kültürlerde farklı şekillerde de olsa, doğal olarak var olan bir kutlama, gelenek olduğunu anlatmaya çalışacağız. Öncelikle Türklerde yeni yılın ilk günü kabul edilen Nardugan’a bakalım:

Nardugan kelimesi etimolojik olarak Moğol dilinde Nar( Güneş ) ve Türkçe deki

Tugan ( Doğan ) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir kelimedir.

Nardugan aynı şekilde Antik Yunan’da Dionysos Şenlikleri olarak, Roma’da ise Satürnalya olarak kutlanırdı. Aynı Mısır mitolojisinde olduğu gibi Türk mitolojisinde de gece ile gündüz savaş halindeydi.

Türk mitolojisinde gündüzün geceyi bu savaşta yendiği, en uzun gece olan 21 aralıktan sonra güneşin daha çok görünmeye başladığı, gündüzlerin uzadığı ilk gün olan 22 aralık, yeni yılın ilk günü Nardugan’dır.

Türk Mitolojisi Oluşumu, Yaratılış ve Tanrılar:

Nardugan’da, Türk mitolojisinde ‘’Ölümsüzlük Sembolü’’ olarak kabul edilen Akçam ağaçları süslenir, bu ağaçların etrafında geleneksel oyunlar oynanır, şarkılar söylenir ve eğlence düzenlenirdi.

Çam Bayramı:

Çam ağacının Türklerde ölümsüzlük sembolü olması ve inanışa göre tüm insan ırkının türediği ağaç olması sebebiyle kutsal kabul ediliyordu.

Murad Adji’nin Türklerin ve Büyük Bozkırın Kadim Tarihi adlı kaynağında konuyla ilgili ”Altay’da Çam ağacının her zaman esrar dolu bir güzelliğe sahip olduğu kabul edilmiştir” der.

Türk mitolojisinde Güneş ve Ay, Tanrı Ülgen’in emrindeydi. Ay yılı esasına göre 25 Aralık’ta gündüz geceyi yeniyordu ve insanlar bu tarihte geri verilen güneş için Ülgen’e teşekkür ediyorlardı.

Yeni yılda dualarının kabul edilmesi için Ülgen’in çok sevdiği bir çam ağacının dallarına renkli kurdeleler, çaputlar bağlayarak süslüyor ve yanına hediyeler bırakıyorlardı. İnsanlar aydınlığın karanlığı yenmesini kutluyordu.

Bazı kaynaklar mitolojide Ülgen’in gösterişli ”kırmızı” bir kaftan giymesi ve dış görünüşünden ( kaftan, şapka, kuşak, çizmeler) yola çıkarak, Ded Moroz, Santa Claus veya Noel Baba’nın aslında tamamen Türklere ait olduğuna yer vermiştir.

Doç. Dr. Haluk Berkmen, araştırmalarına göre Noel Ağacı süsleme geleneğinin kökenini İslamiyet öncesi Asya Türklerine ait Hayat Ağacı inancına dayandırmıştır. Akçam ağacının kış mevsiminde dahi yapraklarını dökmemesi ve sürekli yeşil kalması sebebiyle Türklerde ”hayat ağacı” diye adlandırılmıştı.

turk mitolojisinde yilbasi

Bahsi geçen araştırmada Hayat Ağacı inancının Amerika yerlilerinde de bulunmasına değinilmiştir. Bu konuda Amerikan Navajo yerlilerine ait bir çizim ile bir Asya Türkünün işlediği halı karşılaştırılmış, bu yerlilerin de Türkler gibi bir doğa dini olarak kabul edilebilecek Şamanlığa inandıkları vurgulanmış ve benzerliğe dikkat çekilmiştir.

Ayrıca Hayat Ağacı ve insan ırkının ağaçtan türediği ve buna benzer birçok konuda Türk mitolojisi ile İskandinav mitolojisi arasındaki benzerlikler de araştırılmaya değerdir.

SON SÖZ: DEĞERLERİMİZİ İYİ TANIMALI,HAZİNEMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ. ÇÜNKÜ AĞAÇ, KÖKLERİYLE VAR OLUR.’’