TÜRKİYE’NİN C.D.S. PRİMİ

05/08/2022 21:09 234

Kredi Risk Primi (Credit Default Swap), alınan bir kredinin geri ödenmeme riskini tespit etmek ve bu riske karşı kredinin sigortalanması için kullanılan değerdir. Faiz, doğası gereği, aslında alacağın geri ödenememe riskini içeren bir risk primidir. Kredi Risk Primi veya yaygın kullanım şekli ile CDS, bu riskin sistemli bir şekilde finansal araçlara dönüştürülmüş ve sayısal olarak ifade edilmiş halidir.  CDS’in Teknik tanımı bu şekildedir. Biz CDS’i herkesin anlayacağı şekilde anlatmak istersek; borç verenin yani alacaklının, verdiği borcu yani alacağını sigorta ettirirken karşı karşıya kaldığı risk seviyesine CDS denmektedir.

Son yıllarda CDS niçin bu kadar önem kazanmıştır? Ülkenin CDS’i ile ödediği faiz oranı arasında birebir bağ kurulmaktadır. CDS’i düşük olan ülkenin ödediği faiz oranı düşük, yüksek olan ülkenin ödediği faiz oranı ise yüksek olmaktadır. Bu nedenle CDS oldukça önemlidir. Örneğin 2019 yılında Çin’in CDS’i 32, dış borç faiz oranı % 0,32 iken, Güney Afrika’nın CDS’İ 165, dış borç faiz oranı % 1,65 idi. Benzeri durum Türkiye için de geçerlidir. Çok gerilere girmeye gerek yok, 2012 yılında Türkiye CDS’i 217, dış borç faiz oranı % 2.68 iken 2022 yılında CDS’i 908’e, dış borçlanma faizi % 11,55’e yükselmiştir. Kısaca, CDS’i artan ülkeler daha fazla faiz ödemektedir.

Türkiye’nin CDS’i, dış ve iç faktörlere bağlı olarak artmaktadır. Gelişmiş ekonomilerde son yıllarda yaşanan durgunluk ve enflasyonun yükselmesi, covid-19’un küresel salgına dönüşmesi, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması, ülkemizin CDS’ini yükselten başlıca dış sebeplerdir. Saydığım nedenlerin ülkemizin CDS’ini yükselttiği bir gerçektir. Ancak, CDS’in 908 baz puana kadar çıkmasının, ne kadarının dış etmenlerden ileri geldiğini, ne kadarının ise iç faktörlerden kaynaklandığını hesap etmek mümkün değildir. Öte yandan, CDS’in artışını tamamen dış gelişmelere bağlamak da yanlıştır. Zira, aynı dönem içinde gelişmiş ülkelerin CDS’leri cüz’i artışlar gösterirken, Türkiye’nin CDS’i % 400’e varan oranda yükselmiştir.

2018 yılından itibaren Türkiye’nin CDS’indeki artışları, ağırlıklı olarak iç faktörlere bağlamak daha gerçekçidir. Çünkü, değinilen yıldan itibaren ülkemizin büyümesi azalmış, buna karşın enflasyon, döviz kurları, cari açık, iç ve dış borları akıl almaz boyutlarda yükselmiştir. Bu arada, haklı ve zorunlu olarak IRAK, SURİYE ve LİBYA iç gelişmelerine dahil olmamız, bizlere borç veren yabancıların ülkemize bakış açısını değiştirmiştir. Saydığımız iç gelişmeler değerlendirildiğinde, Türkiye’nin CDS’indeki artışların, iç bünye kaynaklı olduğunu kabul etmek, daha doğru bir yaklaşım gibi görülmektedir. Bu tespitten sonra, CDS’imizi gelişmiş ülkelerin ortalaması olan 200 baz puan civarına indirmek için enflasyon, döviz kurları, cari açık iç ve dış borçları azaltacak, iktisat ilminin dünyaca kabul gören ilkelerini, hayata zaman yitirmeksizin geçirilmesi gerekmektedir.

Saygılarımla,