TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

21/04/2021 22:42 355

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta pembe tablolar çizmeye çalışsa da Türkiye hızla bir belirsizliğe doğru sürükleniyor.

Hiçbir demokratik ülkede olmadığı biçimde devlet vatandaşıyla inatlaşıyor.

Halkın karşı durmasına rağmen inatla ve ısrarla gündeme getirilen projelerin toplumda hiçbir karşılığı yok.

Hatırlarsanız bir gece yarısı ansızın açıklanan bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, öncülüğünü yaptığımız, ilk imzasını attığımız, ismini koyduğumuz İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı.

Daha bunun şoku sürerken Meclis Başkanı yeni bir polemik başlatarak Cumhurbaşkanının isterse uluslararası tüm sözleşmeleri iptal etme yetkisine sahip olduğunu iddia ederek Montrö tartışmaları başlattı.

Bu arada AK Partiyle birlikte sürekli oy kaybeden ve hırçınlaşan iktidar ortağı MHP nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yargıya talimatları devam ederken, bir yandan da muhalefet partilerine parmak göstermeyi sürdürdü.

Yıllardır bekletilen milletvekillerinin fezlekeleri meclise taşındı.

HDP’nin kapatılmasına yönelik yapılan baskı ve algı operasyonları sonunda önce Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliği düşürüldü ve yakışıksız biçimde önce gözaltına alındı, daha sonra cezaevine gönderildi.

Ardından Yargıtay Başsavcılığı HDP nin kapatılması için soruşturma başlattı.

Bir yandan da sağlı sollu insan hakları savunucuları ve muhaliflere yönelik itibarsızlaştırma operasyonları yapılmaya başlanması için düğmeye basıldı.

Siyasi parti yöneticileri ve gazeteciler, yazarlar sokak ortasında saldırılara uğradılar.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileriyle başlayan protestolara kadınların İstanbul Sözleşmesiyle ilgili sokak eylemleri eklendi ve her zaman olduğu gibi güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanma gösterisi buralarda da yaşandı.

Tam da bu kaotik ortamda Montrö sözleşmesinden kaynaklı hak ve yetkilerimizi en iyi bilen ve gelişmelerden rahatsız oldukları anlaşılan emekli amirallerin açıklaması bomba gibi düştü orta yere.

Açıklamanın içeriğinden çok, hangi saatte, hangi yöntemle yapıldığı, zamanlaması öne çıkarılarak bir mağdur siyaseti oluşturulmaya çalışıldı ve halen de devam ediyor.

Yargı bu konuda nasıl bir karar alır diye beklerken Yargıtay da dahil olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla durumdan vazife çıkaran bürokratların açıklamaları amirallerin açıklamalarının önüne geçti.

Şimdi bu sıralamaya çalıştığımız gelişmeler olurken, her gün yeni ve suni gündemlerle halkın gerçek gündemini gizlemeye, unutturmaya çalışan iktidar Kanal İstanbul projesinin içerisine yeni konut alanları eklemenin, yeni rant alanları oluşturmanın hesaplarını yapıyor.

Tüm bunlar yaşanırken halkın gündeminde ne var?

Tüm dünyayı derinden etkileyen küresel salgından her gün bir uçak dolusu insanımızı kaybediyoruz.

Eğitim ve sağlık sistemimiz yaz-boz tahtasına dönmüş.

Esnafımız bir yıldır perişan, çalışanlar huzursuz.

İşsizlik ve yoksulluk alıp başını gitmiş.

Çiftçi üretemez, ürettiğini de satamaz hale gelmiş.

Sağlık çalışanlarımız yorgun, kırgın ve sahipsiz.

Gençlerin umudu tükenmiş.

Kadına yönelik şiddet ve cinayetler tırmanıyor.

Yani kısacası halkımız mutsuz, halkımız umutsuz, halkımız çaresiz.

Böylesi bir dönemde halkımıza can suyu olabilecek, kötü günler için ayırdığımız yedek akçemiz, yine halk deyişiyle kefen paramız da iç edilmiş.

Şimdilerde her yerde ve herkes merkez bankasından buharlaşan 128 milyar doları konuşuyor.

Vatandaş evine ekmek götürmek istiyor, hastasına ilaç almak istiyor.

Bu büyük felaketten kurtulmanın en geçerli yolu olarak aşılanmak istiyor.

Karnını doyuramıyorsak, yaşatmak için bir çabamız var mı?

Ne yazık ki o da yok.

Ne gereksiz polemiklere malzeme yaptığınız antlaşmalar, ne o çok büyük Kanal İstanbul projeniz halkın umurunda değil.

Vatandaş eskiden aç kalmamak, işsiz kalmamak endişesiyle yaşarken şimdi hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Halkına anlatabilecek tek bir hikayesi kalmayan iktidar toplumu korkularıyla, acılarıyla, çaresizlikleriyle baş başa bıraktı.

Yazıktır, günahtır!

Ülkesi için canını vermekten çekinmeyen, bunu her dönemde kanıtlamış bu halka daha fazla eziyet etmeyin.