TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU

09/11/2021 19:24 781

Türkiye İstatistik Kurumu’nun kuruluş kanunu incelendiğinde; Kuruma, ihtiyaç duyulan her alanda bilgi toplama, bunları anlamlı verilere dönüştürerek, devlet kurumlarının hizmetine sunma görevinin verildiği görülecektir.  Kamuoyunda çok bilinmese de Kurumun enflasyon, büyüme ve işsizlik dışında da çok sayıda veri hazırlayarak bunları açıkladığını belirtmek istiyorum. Bu özelliği ile TÜİK, ülkemizin en önemli kurumlarından birisidir. Enflasyon, büyüme ve işsizlik verileri iç siyasette çok fazla kullanıldığından, yazılı, görsel ve sosyal medyada yoğun bir şekilde gündeme gelmektedir. 2018 yılından itibaren Kurumun enflasyon, büyüme ve işsizlik ile ilgili açıkladığı rakamlar daha fazla tartışılır hale gelmeye başlamıştır.

Verilerin tartışmalı hale gelmesinin temel nedeni, açıklanan rakamların, yaşanan gerçeklerle uyuşmamasıdır. Örneğin enflasyonu ele alalım… Başta gıda olmak üzere, giyim, kira, ulaşım, doğalgaz, benzin, motorin, elektrik, kırtasiye, televizyon, buzdolabı, bulaşık makinası, cep telefonu, mobilya, bilgisayar gibi hayatımızın vazgeçilmezi olan ürün ve hizmetlerdeki fiyat artışları açıklanan enflasyon oranı ile uyumlu mudur? Enflasyon rakamlarının teknik olarak nasıl hesaplandığını bilen ve daha önceki yazılarımda bunu anlatan birisi olarak, Türkiye’deki hangi ürün ve hizmetin fiyatının % 19,85 veya altında arttığını soruyorum. Var mı böyle bir ürün ve hizmet, gerçekten bilmek istiyorum. Aynı şekilde, yakın ve uzak çevremizde işsizliğin geldiği boyut ortada iken, işsizliğin artmadığı, hatta azaldığına ilişkin verilere inanılmasını beklemek gerçekçi midir?  Kurumun, işsiz sayısını ve nüfusun arttığını, buna karşın işsizliğin azaldığını açıklaması nasıl bir şeydir? Kısaca Kurum, kendi kendisini tartışılır hale getirmiştir. Ülkemizin en önemli kurumlarından birisi olan TÜİK’in, bu kadar tartışmalı hale gelmesi iyi bir şey değildir.

 Yerli ve yabancı yatırımcıların yatırım kararlarında son derece etkili olan büyüme, işsizlik ve enflasyon gibi temel göstergelerin doğru bir şekilde açıklanması hayati derecede önemlidir. Aksi takdirde “belirsizlik” ortamı doğar. Belirsizliğin hüküm sürdüğü yerlerde yeni yatırım yapılmaz, mevcut yatırımlarda bekle-gör durumuna geçilir. Oysa, ülkemizin gelişmiş ülkeleri yakalayabilmesi için hızlı bir büyümeye, bunun içinde ileri teknoloji ürünlerini üretecek ciddi büyüklükte yeni yatırımlara ihtiyacı vardır.

Gerçeklerin gizleniyor duygusu yatırım kararlarını olduğu gibi tüketim ve tasarruf eğilimini de etkiler. Fiyatların daha da artacağı beklentisini doğurur. Gereksiz satın alama veya almama refleksini tetikler. Özellikle Türk Lirasından döviz ve altına kaymaları hızlandırır. Enflasyon, döviz kurları ve altın fiyatları kontrolden çıkar, ekonominin dengesi bozulur. 2018 yılından günümüze, ülkemizde yaşananlar bu değil midir? Kaldı ki gerçeklerin uzun süre saklanması mümkün değildir. Güven kaybının telafisi yoktur.

Saygılarımla,