TÜRKİYE EKONOMİK ve SİYASAL İSTİKRARIN NERESİNDE 3 ?

26/12/2019 22:56 893

 

Bizi sorgulayan kişi kendisinin 'Murat Alemdar' (Polat Alemdar'ın Libya'daki adı) olduğunu söylüyor ve yanındakini de işaret ederek 'Bu da Memati' diyordu.

Kendisini bir Türk dizisinin kahramanları olarak gören ve onlar gibi hareket etmeye çalışanlar tarafından sorgulanıyorduk. Ben Türkiye'nin Libya Büyükelçiliği'ne ulaşmak istediğimi, Büyükelçi'nin bizleri tanıdığını, bizim gözaltında tutulmamızın iki ülke arasında kriz yaratacağını söyledim. Bir şey değişmedi. Belki de Libya'ya gelirken cebime Polat Alemdar ve Memati'nin resimlerini koysaydım sorgu daha kısa sürerdi. Dört saati gözlerimiz bağlı olarak tam 19 saat boyunca sorgulandık. Dönemin Libya Büyükelçisi Levent Şahinkaya'nın girişimleriyle kurtulduk ve askeri bir uçakla apar topar Türkiye'ye döndük.

Türkiye hedef ülke…

19 Mart günü, NATO önderliğindeki Batılı güçler, Kaddafi rejimin sivil insanları öldürmesini bahane ederek 'Şafak Yolculuğu Operasyonu' adını verdikleri, hava ve deniz harekâtına başladılar. Türkiye ve Erdoğan sevgisi de o andan itibaren, 'Kurtlar Vadisi' dizisine rağmen bitti. Türkiye tam tersi 'hedef ülke' haline geldi. NATO operasyonunun ardından daha da güçlenen muhalifler, ABD'nin girişimiyle 27 Şubat tarihinde "Ulusal Geçiş Konseyi" altında birleştiler. Konseyin başına da bir dönem Adalet Bakanlığı da yapmış olan Mustafa Abdül Jalil getirildi. Ve Kaddafi'yi devirdiler. Ağustos ayına kadar yaşanan çatışmalar nihayet 28 Ağustos 2011'de Trablus'un düşmesiyle sona erdi. Savaşın sona ermesinden 20 Ekim 2011 tarihine kadar Kaddafi ülkenin her yerinde arandı. Hakkındaki pek çok spekülasyona rağmen Sirte kenti yakınlarında saklandığı öğrenildi ve sulama kanalında muhalifler tarafından sağ olarak ele geçirilse de katledilerek öldürüldü. Böylece Libya tarihinde bir dönem sona ermiş oldu.

Kaddafi sonrası:

Ancak ülke daha da istikrarsız hale geldi. Libya üç ana bölgeye bölündü. Ülke coğrafyasının çok büyük bölümü Libya Ulusal Ordusu desteğindeki (Bingazi) Tobruk Hükümeti'nin kontrolündeydi. İkinci büyük otoriteyse 2015 yılında BM inisiyatifiyle kurulan ve merkezi Trablus'da bulunan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ydi. Üçüncü büyük güç ise güney batı çöllerinde yerleşik Tuareg ve Tebu ailelerinin başını çektiği Berberi aşiretleriydi. Geleneksel Berberi kabileciliğini savunan Tuareg'ler savaştan sonra güçlerini merkezi otoriteye bırakmak istemediler. İşte halen varlığını sürdüren bu üç otorite Libya sorununun çözülmesinde en önemli engel olarak duruyor.

Kaddafi sonrası Libya'da en kritik konu, kabilelerin durumu. Ülkenin önemli kabileleri Tuareg Warfela, Migraha ve Kazazife kabileleri aralarında çatışma halindeler. Özellikle petrol yatakları konusunda anlaşmazlık içindeler. Libya ordusuna ait silahların yağmalanmış durumda. Petrolün önemli bir kaynak olması Libya'daki iç çatışmaları körükleyen husus. Batılı şirketlerin Libya petrollerinden pay kapma yarışları, iç savaşı tehdit eden bir rekabet yaratıyor. Libya'da Arap Baharı, diğer ülkelerde daha yıkıcı yaşandı ve Kaddafi dönemindeki refah ve huzuru mumla arıyor. Nedense bu tür vakalar hep te, ya gelişmemiş ya da az gelişmiş ülkelerde oluyor. Peki gelişmiş ülkelerde niçin olmuyor? Sebep; çok net, çok açık…

Yazımızın başında da değindiğimiz iki sihirli kelime; ‘DEMOKRASİ ve EKONOMİ.’  Bu iki alanda gelişimin tamamlayan ülkelerde, ne yönetim kavgası oluyor, ne de iktidar… Ekonomisi iyi, demokrasisi ve güçlü, demokratikleştirme tüm alanlarda kendini göstermiş, insan hakları ve özgürlükler temelinde eşit, gelir dağılımından hak ettiği payı alan, mutlu insanlar ülkesinde,

Maalesef ki böyle şeyler olmuyor. Her şey, demokrasi kuralları içinde, etik ve yasal yolla oluyor. Bu nedenle bizim, ‘Yurtta sulh, Cihanda sulh’ prensibinden ayrılmadan, barışçıl yollardan ayrılmadan hareket etmemiz lazım…Devir savaş değil, diplomasi devri olmalı…

Demem o ki, Türkiye'nin bu bataklığa girmesi, oradaki istikrarsızlığı artırmaktan ve Mehmetçiği tehlikeye atmaktan başka bir işe yaramayacak. Türkiye enerjisini diplomasiye vermeli ve burada elini güçlendirmeli.

SON SÖZ:’’ SAVAŞ,  YIKIMDIR.’’