TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE EMEKLİ OLMAK

11/06/2021 22:58 425

11.03.1988 yılında Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi’nde Müfettiş Yardımcısı olarak işe başladığımda, bir gün emekli olacağım aklımın ucundan geçmiyordu. Bu yazımı okuyan genç arkadaşların da aynı düşüncede olduklarını duyar gibiyim. Otuz iki yıl su gibi geçti, ne olduğunu anlamadan 03.07.2020 günü itibariyle emekliler kervanına katıldım. Bir yandan iş stresinden kurtulacağım için seviniyor, diğer yandan, emekli olunca ne yapacağım, kurumumun bana sağladığı avantajlardan mahrum kaldığımda neler olur, en önemlisi de oldukça düşük olan emekli maaşımla nasıl geçinirim kaygısını taşıyordum. Emekli olmayı düşünen milyonlarca insanın benzer kaygıları taşıdığına adım gibi eminim.

 

Emeklilerimizin sorunlarının bir gazetenin köşe yazısına sığmayacak kadar çok olduğunun elbette farkındayım. Sosyolojik, psikolojik ve ekonomik problemlerin devleti yönetenlerce uzun süredir görmezden gelindiğini biliyorum. Bu gerçeğin yanında, emeklilerimizin kendilerini huzurlu,sağlıklı ve mutlu hissetmelerinin yalnızca devletin görevi olmadığını, toplumu oluşturan tüm bireylerin de sorumluluklarının varlığını hatırlatmak istiyorum.

 

Ülkemizdeki yanlışların “emeklilerin işi bitmiş” insan olarak değerlendirilmesiyle başladığını düşünüyorum. Emeklilerin yeme-içme, uyuma, torun sevme dışında hiç bir faaliyetinin olmaması gerektiği toplumun çoğunluğunun ortak fikridir. Durum böyle olunca, emeklinin doğal olarak hiç bir şeye ihtiyacı olmayacaktır. Bu son derece yanlış bir düşüncedir. Oysa ki emeklilerin ömürlerinin son dönemini mutlu geçirmesi için okumaktan, izlemekten, okumaktan, yapmaktan, gezmekten zevk alacağı çok şeyler vardır. Çalışırken bunları yapmaya zamanları olmamış, hayaller emekliliğe ertelenmiştir. Turistik seyahatler, sinema, tiyatro, konser, resim ve heykel sergileri kamu veya özel şahıslarca düzenlendiğine bakılmaksızın emeklilere ücretsiz veya son derece düşük fiyattan sunulmalıdır. Hatta değinilen etkinliklere emeklilerin kolayca katılımını sağlamaya dönük ulaşım organize edilmelidir.

 

Sağlık hizmetleri emeklilerin bu dönemlerinde en fazla ihtiyaç duydukları şeydir. Bunları alamamak büyük endişe kaynağıdır. Devlet hastanelerinin durumu ise ortadadır. Özel sağlık kurumlarının tedavi ücretlerini emeklilerin ödeyebileceği düzeye düşürmeleri insanlık görevidir. İş kapasiteleriyle uyumlu olacak şekilde devletin özel sağlık kurumlarını buna zorlaması gerekmektedir. Benzeri uygulama eğitim sektöründe yapılmaktadır.

 

Emeklilerin en hassas olduğu konulardan birisi de maaşlarıdır. Bu günkü rakamları yazarak moralleri bozmanın kimseye yararının olmayacağını düşünenlerdenim. Ne var ki torunlarının istediği oyuncağı alamayan emeklinin duygularını kimsenin yaşamasını temenni etmediğimi vurgulamak istiyorum. Emekli maaşlarının gözden geçirilerek “insanca yaşamaya” müsait düzeye çıkarılmasının siyasi iktidarların birinci önceliği olması gerektiğini belirterek yazımı sonlandırıyorum.

 

Saygılarımla,