Türk Pop Müziğinin dönüm noktaları-1

21/11/2022 18:42 124

 

Kimileri için yazın habercisi, kimleri için derdi kederi unutup, bir rahatlama yöntemi. Kimilerine göre ise hepsi birbirine benzeyen, sabun köpüğü şarkılardan ibaret. Seveni de çok, sevmeyeni de. Evet, Türk Pop Müziğinden bahsediyorum.

Türkçe sözlü hafif batı müziği olarak başlayan ve Türk Pop Müziği olarak bugünlere uzanan, 60 yılı aşkın bir yolculuğun temelleri Cumhuriyet’in ilk yıllarına dayanır. Bir zamanlar Türkiye Cumhuriyeti’nde çağdaş ve aydın bir devlet anlayışının oturması gerekmektedir. Bu nedenle siyasette, hukukta, ekonomide, tarımda olduğu gibi sanatta da farklı kültürle beslenmeye ihtiyaç vardır. Devletin yüzünü batıya doğru dönmesi, yeni açılımları da beraberinde getirecektir.

***

ROCK’N ROLL, TÜRK MÜZİĞİNE YENİ BİR AKIM KAZANDIRIR

Osmanlı’dan miras kalan ‘Kanto’yla birlikte, Arjantin’den dünyaya uzanan ‘Tango’, Türkiye’de 30’lu ve 40’lı yıllara damgasını vurur. 1950’li yıllara gelindiğinde ise batıdaki trendlerin Türkiye’ye geliş süreci tabii ki daha da hız kazanır. Türk gençliği artık ilgi duydukları müzikleri yaşam tarzı ve hayat felsefesi olarak benimsemektedir. Caz, Mambo, Bolera, Rumba, Çaça gibi türler de ilgi görür. Ancak Amerika’da başlayan ve tüm dünyayı kasıp kavuran Rock’n Roll furyasının Türkiye’ye gelişi müzikteki bütün dengeleri değiştirir.

1955’de Deniz Harp Okulu öğrencileri Durul Gence ve Erkan Gürsel tarafından Deniz Harp Okulu Orkestrası kurulur. O yıllarda Türkiye’de gösterime giren ‘Rock Around The Clock’ filminden etkilenen bu gençler, Rock’n Roll akımının örneklerini sahnelerde çalarak boy gösterir. Deniz Harp Okulu Orkestrası’nın arkasından, Rock’n Roll grupları da beraberinde kurulmaya başlar.

TÜRKİYE’NİN İLK POP STARI EROL BÜYÜKBURÇ OLUR

1960’larda ise Türkiye’de popüler müzik anlayışının ilk kez yerleşmeye başlayacağı önemli adımlar atılır. Rock’n Roll furyasının ülkemize kazandırdığı isimlerden Erol Büyükburç, ilk plağı ‘Little Lucy’yi 1961 yılında çıkarır. Kendi söz ve müziğini yaparak muavinlerinden sevilen Büyükburç, o günlerde çığır açan kostümleri ve sahne şovlarıyla da Türkiye’nin ilk ‘Pop Star’ı olmaya hak kazanır.

Batı formatındaki popüler müziğin ülkemizde yer edinmeye başlaması, bu müziği Türkçe söyleme ihtiyacını da tabii ki beraberinde getirir. Fevzi Ebcioğlu ve Sezen Cumhur Önal’ın yabancı bestelerin üzerine yazdığı sözlerle ortaya çıkan şarkılar, Türkçe sözlü hafif batı müziğini doğurur. Ebcioğlu’nun 1961 yılında sözlerini yazdığı ve İlham Gencer’in ses verdiği ‘Bak Bir Varmış Bir Yokmuş’ adlı eser, Türkiye’de yeni bir döneminde başlangıcı olarak kabul edilir.

***

‘ALTIN MİKROFON MÜZİK YARIŞMASI’

Yabancı şarkıların Türkçe sözlerle çevrilerek tekrar seslendirildiği bu akım, ‘Arajman’ olarak adlandırılır. Arajman akımına Ebcioğlu ile birlikte öncülük eden bir diğer söz yazarı da Sezen Cumhur Önal’dır. Bu isimlerin yanına ilerleyen yıllarda Ülkü Aker ve Fikret Şeneş de katılır. Ebcioğlu’nun sözlerini yazdığı arajman formatındaki iki beste ‘Her Yerde Kar Var’ ve ‘İki Yabancı’ ise yeni bir starın doğuşunu müjdeler, Ajda Pekkan…  O yıllarda atılan bir başka önemli adım da 1965’de Hürriyet Gazetesi’nin düzenlediği ‘Altın Mikrofon’ müzik yarışması olur. Hürriyet Gazetesi yarışmanın düzenlenme amacını şu sözlerle açıklar; “Altın Mikrofon Armağanı Yarışması, batı müziğinin zengin teknik ve şekillerinden faydalanılarak yine batı müziği aletleriyle çalınmak suretiyle Türk musikisine yeni bir yön vermek için hazırlanmıştır.” Bu yarışma ileriki yıllarda adını sıkça duyacağımız birçok şarkıcı ve grubun sıçrama yapmasına önayak olur. Kimler yoktur ki o yarışmada; Ferdi Özbeğen, Cem Karaca, Erol Evgin, Yıldırım Gürses, Selçuk Alagöz, Mavi Işıklar, Fikret Kızılok, Cahit Oben, Şerif Yüzbaşıoğlu, Ayla Dikmen ve Moğollar…

ANADOLU ROCK YÜKSELİŞE GEÇER…

Öte yandan 60’lı yıllarda müzikteki arayış çabaları arajman müziğine yeni bir alternatifi doğurur. Türk halkı ne kadar batı müziğiyle haşır neşir olsa da özünde türkülerle, halk müziğiyle kopamayacağı bir bağı vardır. Bu doğrultuda türküleri batı enstrümanlarıyla harmanlama fikri ortaya çıkar. 1964’de Yugoslavya’da düzenlenen ‘Balkan Melodileri Festivali’nde, Erol Büyükburç ve Tanju Okan’la birlikte sahne alan Tülay German, festivalin ardından da ilk 45’liğini çıkartır.  German’ın, Doruk Onatkut Orkestrası eşliğinde çıkarttığı ‘Burçak Tarlası’ isimli türkü, Anadolu Pop türünün ilk örneğidir. Ancak, Anadolu Pop’un asıl telaffuz edilişi ise 70’lerin başında Moğollar Grubu’yla gerçekleşir. Grup kendi değimiyle bu ismi koyarken popüler müziğin ileri teknik ve pop üyelerle birleştirilerek bir kişilik kazanmasından başlamıştır. Aynı dönemde Cem Karaca ve Apaşlar Grubu’nun öncülük ettiği Anadolu Rock türü de yükselişe geçer. Moğollar, Cem Karaca, Barış Manço, Esin Avşar, Edip Akbayram, Fikret Kızılok, Selda Bağcan gibi isimlerin yanı sıra Modern Folk Üçlüsü, Ersen ve Dadaşlar, Üç Hürel gibi gruplar bu akıma öncülük ederler. (Devam Edecek...)     

KAYNAK: https://www.instagram.com/196.sekiz/