Türk Musikisine başkanlar sahip çıkmalı

16/09/2022 04:19 142

 

3. selim devri musikide en ileri bir devir olarak bilinir. Her türlü musiki türü sarayda icra edilmiş yeni makamlar bulunmuştur. Sadece 3.Selim’in bulduğu yeni makamlar bile bu devrin ne kadar parlak olduğunun bir ifadesidir.

O devirde her türlü müzik türü bestelenmiş ve musikimiz çok ileri bir seviyeye gelmiştir. Buna dini musikinin elemanları da eklenmiş olup, çok zengin bir devir yaşanmıştır.

3. Selim’den sonra bu iş enderunda devam etmiş çeşitli sıfatlarla enduruna alınanlar çok başarılı olmuşlardır.

Atatürk, saray zamanından kalmış adetlere devam etmiş ve ince saz heyetini görevde bırakmıştır. Atatürk Türk musikisini makamlara kadar bilecek ölçüde Türk müziğine haizdi. Onun sağlığındaki ince saz heyeti İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde devam ettirilmiş ve batı musikisine dönmüştür. İnönü Atatürk’ten farklı olarak batı musikisinin ayrı hayranıydı Atatürk rakıyı sevdiği halde İnönü votkadan hoşlanırdı.

Bir hatıramı nakledim, fizik tedavi hocamızın dekan olduğu dönemde bir ramazan ayında barajda bir yemek verildi. Yemeği veren insanlar Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı da davet etmişlerdi. Bizler kurnazlık yaparak rakılarımıza ayran boşaltmıştık. Celal Bayar yaverine emir verdi ve Alaturka bir saz takımı toplantımıza neşe kattı. Şimdi ismini hatırladıklarım; Cüneyt Kosal

Aradan yıllar geçti Kayseri’de yedek subaylığımı yaparken Kayseri şeker fabrikası için Celal Bayar Kayseri’ye gelmişlerdi. Bu arada görevli olduğu anıt amir fabrikasına uğramışlar ve ben kendisine çikolata ikram etmiştim. Yani demek istediğim Cumhurbaşkanlarımız Türk müziğini seviyorlardı. Celal Bayar’dan sonra kim müziğimize sahip çıktı bilemem, yalnız Bağdat’a kabine üyeleri giderken Samime Sanay’ı birlikte götürmüşlerdi.

Uzun yıllar gazinolar Türk müziğini icra etmişler ve gayrimüslimler çok başarılı olmuşlardır. Yorgo Bacanos, Bacanos kardeşler, Artaki Candan, Kemani Serkis, Bimen Şen gibi gayrimüslimler radyoda ve gazinolarda görev almışlardır. Ayrıca Muallim Hakkı ve Boğaz bülbülü Lemi Atlı o devrin tanınmış müzisyenleriydi. Lemi Atlı’ya sesinin güzelliğiden dolayı boğaz bülbülü denirmiş. Mısırlı İbrahim aslen bir Yahudi, Melahat Pars, Sabite Tur ve Semahat Ergökmen Ankara’nın sonradan İstanbul radyosuna geçip koro şefliği yaptılar. Koro şefliği yapanlar sonradan devlet sanatçısı unvanını aldılar.      

Radyoda tutunup isim yapanlar, sonradan piyasa şartları nedeni ile gazinolarda boy gösterdiler.

Şimdi Cumhurbaşkanlarımız bu konularda ilgilenip/ilgilenmediğini doğrusu bilmiyorum.

Yazmayı istediğim bir husus var, o da Sadettin Kaynak, Vecdi Bingöl, Selahattin Pınar, Mustafa Nafiz Irmak ikilileri ve Mustafa Nafiz Irmak’ın ayrıca bestekar oluşu hem de çok üst seviyede. Udi Nevrez ve bazı müzisyenler hayata veda etmiş halde bunlar, Osman Akkuş, Orhan Saygılı, Mustafa Erses, Alaattin Yavaşça, Nevzat Atlığ’ın üniversite ve bakanlık korosunu da kurması büyük bir başarıdır.