TARIMDA BEKLENTİLER

24/01/2020 15:53 598

Adana bir tarım kenti. Çukurova’nın göbeğinde yer alan Adana, yıllarca tarımın başkenti diye lanse edilmiş, Türk Tarımının başat şehirlerinden biridir. Çukurova, ülkenin en verimli topraklarına sahip bir ovadır. Ürün cinsine bağlı olarak, yılda üç defa ürün almak mümkün. Bu mümbit topraklar, ne yazık ki son yıllarda, tarımda gerilemiş ve zayıflamıştır. Bu sütunları  takip edenler bilir, zaman zaman tarım yazılarımızla, sorunlara değiniyor, çözüm önerileri sunuyoruz. Yakın dostlarımız olan, tarım konusunda uzman ve akademisyenlerin görüşlerini de yer veriyoruz.

Tarım ve Ormancılık Bakanı Ekrem Pakdemirli’nin, 18-21 Kasım 2019 tarihleri arasında Ankara’da, “Tarım Şurası”’nda “Ülkemizde bulunan 3.2 milyon hektar atıl tarım arazisinin üretime kazandırılması” konusunda bir açıklama yaptığını ve bu tespitin “Tarımdan para kazanamayan çiftçilerin 3.2 milyon hektar toprağını işlemekten vaz geçmiş olduğu” anlamına geldiğini önceki yazılarımız da belirtmiştik…(*)

Buradan yola çıkarak “Çiftçilerin yeniden topraklarını işlemesine geri dönüşü nasıl sağlanır? konusunda; “ Desteklemelerde Hedef Kitle, Aile İşgücü Temelli Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Olmalı, Tarımda Kooperatifleşmeye Destek Verilmeli ve Sanayici Olmaları Sağlanmalı ve Tarımsal Kitler Yeniden Kurulmalı” şeklinde de önerilerimiz sıralamıştık…

Bu günkü yazımız da ise, aşağıda ki  yeni konuları önermek  istiyorum.

*Gıda Egemenliğinin Korunması İçin, Finans Örgütlere Karşı Tavır Geliştirmeli…

Türkiye’nin gıda egemenliği için, ulusal gıda pazarlarının adil olmayan dış ticaretten korunması, çiftçilerin genetik, toprak ve su gibi kaynaklar üzerinde haklarının tekelci şirketlere karşı korunması sağlanmalı.Bunun sağlanması da, ekonominin diğer dallarında olduğu gibi, kamunun denetimiyle olası.

Bilindiği üzere, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi finans örgütleri, Amerika Birleşik Devletleri/Avrupa Birliği’nde tekelci şirketlerin denetiminde ve güdümündedir.

*Bu örgütlerin müdahalesi önlenmeli, iç pazara sermaye giriş ve çıkışları denetlenmeli… ve karşı önlemler geliştirilmeli.

*Dış Ticarette Gümrük Fonları, İç Pazarı Koruyacak Şeklinde Düzenlenmeli…

*Türkiye’de işlenmemiş ya da işlenmiş tarım ürünlerine konacak gümrük fonlarının iç pazarı koruyacak şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir…

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta da; iç piyasadaki tarım ürünleri fiyatlarının, dünya borsa fiyatları arasındaki bağı koparmak zorunluluğu var.

Çünkü dünya borsa fiyatları, üçüncü dünya pazarlarını ele geçirmek için müdahale edilerek düşürülmüş fiyatlardır.

*Anılan fiyatlarla; bir yandan merkez ülkeler için sorun olan stokları eritilmekte,

bir yandan da üçüncü ülkelerinin tarımları çökertilerek sürekli sosyal, siyasal ve ekonomi bağımlılık yaratılmaktadır...

Tarımsal AR GE ve Eğitimi Yeniden Düzenlenmeli…

*Türkiye’de bölge hatta yöre temelli tarımsal AR GE ve Eğitimi çalışmaları yapma gereği var.

*Tarımsal AR GE ve Eğitimi, tarımsal işletmelerinin büyük bir çoğunluğunu oluşturan aile işgücü temelli küçük ve orta ölçekli işletmelere ağırlık verilerek planlanmalı. Şimdiye değin tarımsal AR GE planlanırken, bütün işletmelerin benzer gereksinmeleri vardır görüşünden hareket edilmişti. Ancak işletmelerin AR GE taleplerinin, toprak büyüklüğü ya da işletmelerdeki hayvan sayısına göre değişim göstermiş olduğu konusu göz önüne alınmadı.

Söz gelişi 10 sağmal ineği olan bir işletme ile 100 sağmal ineğe sahip işletmelerin AR GE talepleri farklı olmayacak mıdır?

Bu nedenle, düşük endüstriyel girdiye dayalı sürdürülebilir tarım, organik tarım ve perma kültür tarımın gereksinimleri dikkate alınmalı.

Bu yaklaşım, yüksek düzeylerde işsizliğin yaşandığı süreçlerde, toplumun bulunduğu alanda istihdam edilmesi açısından da önemlidir.

Tarımsal AR GE ve Eğitimi için, Tarım Bakanlığı bağlı araştırma enstitüleri, üniversiteler, çiftçi örgütleri, kooperatifler ve sivil toplum örgütleri ile özel sektör kurumları arasında sağlıklı işleyen birlikteliğin oluşturulması da zorunlu olmalı.

Bölgesel Anlaşmalar Yapılmalı…

Türkiye’de merkez ülkeler ile anlaşmalar yerine çevre ülkeler ile sosyal, siyasal ve ekonomik anlaşmalar yapmak daha yararlı bir seçenek olarak düşünülmeli. Bu bağlamda tarımsal ARGE, eğitim ve tarım ürünleri ticareti temelinde anlaşmalar yapılabilir.

Bu önermenin içinde yaşamakta olduğumuz süreçte zor olduğu belli. Ancak bölge ülkeleri arasında ileri de karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı ilişkiler kurulacak ve kurulmalıdır da.. Onlarla tarımda da ortak çıkarlarımız var.

SON SÖZ:’’ AR GE Sİ, OLMAYAN TARIM, TARIM DEĞİLDİR.’

(*)TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nın 2019 yılı raporuna göre; 2002 yılında ekilebilir tarım toprakları alanı 26.5 milyon hektardan 2019 yılında 23 milyon hektara gerilemiş .Buna göre ekilebilir tarım alanında ’den daha fazla azalma olmuş.

Tarım ürünleri ithalatının artış göstermesinin başlıca nedenlerinden birisi de bu durumdan kaynaklanmıyor mu?

Sözgelişi 2019 yılında Türkiye’nin buğday üretimi 19 milyon ton. Buğday üretiminde 2018’e göre düşme olmuş.! Üstelik daha önemlisi birim nüfusa göre gerileme daha vahim.2019 yılının 10 ayında Türkiye’ye 7.8 milyon ton buğday ithal edilmiş ve bunun 3.5 milyon tonu un olarak ihraç edilmiş. Geri kalan kısmı iç tüketimde kullanılmış…

SON SÖZ:’’ AR GE Sİ, OLMAYAN TARIM, TARIM DEĞİLDİR.’’