TARİHE KAYIT DÜŞELİM (2)

20/09/2021 00:05 993

 

Geçen haftaki yazımda 93 (1877-1878) Rus Harbimizin nasıl olduğunu ve sonuçta içine düştüğümüz ağır bunalımı özet halinde anlattım.

Bugün bu Savaşın yapılması ile ilgili tarihî bir iddianın ayrıntılarına gireceğiz. Zaten, geçen haftaki yazımın nedeni esasen bugün yazacaklarıma alt yapı hazırlamaktı.

Abdülazizin tahttan indirilmesinden sorumlu kişiler tarihimizde bir takım çevrelerce Dörtlü Çete olarak adlandırılır ve o olaydan sonra 93 Harbinin yapılmasına ve bu savaşın aleyhimizdeki ağır sonuçlarının alınmasına  kadar bütün yaşadıklarımızın sorumlusu olarak bu kişiler gösterilir. Bugünkü yazımızın alt yapısını tekrar hatırlattıktan sonra genel bir konudan daha söz edelim:

Tarih, geçmişte yaşananların sırası üstüne anlatılması ve bilinmesi değildir, sadece. Tarih, geçmişte yaşananların bilinip bu yaşananlardan bir fikir, bir sonuç, bir ders almak için sorgulama yapmak ve soru sormaktır. Daha bir oturaklı ifade ile Felsefe yapmak, Tarih Felsefesi yapmaktır. Aksi takdirde, ham bilgi ile yetinirsek tarihin geleceğe ışık tutma temel görevini ıskalamış, kaldırmış oluruz.

Bu kısa açıklamadan sonra konumuza şu soru ile başlayalım.  

150 yıldan beri bir takım çevrelerce 93 Harbini çıkarmaktan sorumlu tutulan ve Dörtlü Çete olarak adlandırılan kişilerin Abdülaziz’in tahttan indirilmesinden sonraki yaşantıları ne olmuştur? İşte bu soruyu sorup cevabını araştırmalıyız ki 93 Harbinin ağır sonuçlarının sorumluları ortaya çıkabilsin?

Silahlı gücü elinde bulunduran Serasker Hüseyin Avni Paşa’dan başlayalım.

30 Mayıs 1876 tarihinde Abdülaziz tahttan indirilmiştir. Daha önce de belirttiğim gibi birkaç gün sonra da Abdülaziz odasında maalesef iki bileği de kesik halde ölü bulunmuştur. Abdülaziz’in karılarından Nesrin takma adlı Neşerek’in kardeşi Çerkez Hasan intikam almak üzere 15 Haziran 1876 tarihinde Mithat Paşa’nın konağında yapılan toplantıyı dört tabanca ve bir hançer ile basmış 5 kişiyi öldürmüş 10 kişiyi de yaralamıştır. Ölenler arasında yukarıda adı geçen Serasker Hüseyin Avni Paşa da vardır. 15 gün sonra Dörtten kaldı Üç! Ölenler arasında Dörtlüye yardım eden Bahriye(Denizcilik) Nazırı (Bakanı) Kayserili Ahmet Paşa(*) ve Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı) da vardır.

Çerkes Hasan 17 Haziranda asılmıştır. 2. Abdülhamit tahta oturduktan sonra Çerkes Hasan’ın asıldığı dut ağacını kestirip kabristan yaptırmış ve mezar taşına şu yazıyı yazdırmıştır:  “ümerâ(üst derece subay) ve guzât-ı Çerâkiseden(Çerkes gazilerinden)  İsmâil beyin oğlu olup, genç yaşında velînîmeti uğrunda fedâ-yı cân eden(canını feda eden) Çerkes Hasan Bey’in kabridir.” Son derece ilginç!

Suçlanan dört kişiden bir diğeri Sadrazam Mütercim Rüşdü Paşa’dır. Önceki yazıda adı geçen 23 Aralık 1876 Tersane Toplantısından 4 gün önce 19 Aralıkta hastalığını ve yaşlılığını bahane ederek görevinden istifa etmiş ve ayrılmıştır. Dörtten kaldı İki!

İngiltere, Fransa, Prusya ve Rusya Dışişleri Bakanlarının bize ayar vermek üzere 23 Aralık Toplantısında sundukları ağır şartlarla dolu notayı Osmanlı Devleti reddetmiştir. Rusya bu tarihten itibaren savaş hazırlıklarına başlamıştır. Sadrazam da Mithat Paşa’dır. Suçlanan kişilerin en güçlü sivil kanadı olarak görülen Mithat Paşa, 5 Şubat 1877 tarihinde görevinden azledilmiş ve gemi ile sürgüne gönderilmiştir. Artık, Mithat Paşa resmî görevi olan ve Devlet adına kararlar alabilen bir konumdan çıkarılmıştır. Suçlanan dörtlünün en güçlü sivil kanadı da gitti ve kaldı Bir!

Dört kişinin diğer bir kişisi de Şeyhülislam Hayrullah Efendidir. Bu kişi, hem Abdülaziz’in ve hem de yerine gelen 5. Murad’ın tahttan indirilmesi Fetvasını veren kişidir. Bu nedenle 2. Abdülhamid tarafından hiçbir şekilde güven duyulmayan kişidir. Dolayısıyla, sürekli gözlem altındadır ve sonunda Mayıs 1877 tarihinde de görevinden azledilmiş ve gitmiştir. Böylece Dörtlüden kimse kalmadı!

Bu arada yazı sonuna bırakmamak adına yukarıda * koyduğum konuya açıklık getirelim de yazının bütünlüğü kaybolmasın. * koyduğum kişi Bahriye Nazırı Kayserili Ahmet Paşa, Donanma sorumlusu olarak adı geçen kişilere en büyük desteği vermiş olduğu için, 2. Abdülhamid tarafından bu donanma çürümeye terk edildi iddiasına neden olan kişidir.

Yazıda bir çok tarih verdim.

Elbette, bir tarih dersi cüreti gösterip haddimi aşacak değilim. Yani, tarihleri, okurlar ezberlesin diye bir düşünce ile belirtmiş değilim.

Peki ne için verdim?

Şimdi şu soruyu sorarsam zannederim nedeni çok iyi anlaşılacaktır.

Osmanlı Devletimizin adeta yıkılışının en önemli aşamasını oluşturan ve 93 Harbi olarak meşhur olan 1877-1878 Rus Harbi hangi tarihte başlamıştır?

İşte iki haftadan beri anlatmak istediğim konunun düğüm noktası budur.

Bu Savaş, 24 Nisan 1877 tarihinde başlamıştır.

150 yıldan beri Osmanlı Devletimizin adeta yıkım savaşı olan bu savaş başladığında suçlanan dört kişi ve yardımcıları nerede idiler kısaca tekrar edelim;

İkisi yaklaşık on bir ay önce öldürülmüş idi.

Bir diğeri, savaştan yaklaşık dört ay önce görevden ayrılmış idi.

Bir diğeri, savaştan yaklaşık iki buçuk ay önce sürülmüş idi.

Bir diğeri ise, güvenilmez bir şekilde makamında otururken savaş çıktıktan çok kısa bir süre sonra görevden alınmış idi.

Bu durumda ağır şartlarla sonuçlanmış olan 93 Harbinin sorumlusu kim?

Bu yazıyı yazmaktaki amacım, kimseye güzelleme yapmak değildir. Ancak, anlamsız ve yalan yere yapılan güzellemelere karşı tarihî gerçeklerin ortaya konmasını sağlamaktır.

Kişi, grup, parti gibi durumlar benim gündemimi belirleyen durumlar değildir.

Her yazdığım, söylediğim, anlattığım, açıkladığım konular ile ilgili bir tek gündemim ve bir tek amacım var: Türk Milleti ve Türk Milletinin doğruları öğrenmesi ve bilmesi. Bu nedenle, bu yazımı da birileri için birilerine karşı olmak adına yazmadım.