Soner Çetin’le 3 saat…

10/12/2020 20:47 4865

Çukurova, Adana’nın Seyhan’dan kopma 12 yıllık ilçesi…

İlçeye uçaktan bakıldığında görülen tablo beton ormanını andırıyor.

Modern diye sunulan yapılaşma aslında bir facia.

Estetik yapılar yok. Şehre nefes verecek meydanlar, yeşil alanlar yetersiz.

Zamanında daracık tasarlanan ana yollarında trafik sorunu yaşanıyor.

Ara sokakların tamamı iki taraflı otopark olmuş.

Türkiye’nin en güzel göllerinden birine sahip olan ilçede bu güzelliğe 500 metre uzaklıkta olup konutlarından gölü göremeyen on binler var.

Bu çarpık durumdan iki dönemdir Belediye Başkanlığı görevi yapan Soner Çetin’in bir sorumluluğu var mı?

Yok.

Düzeltme yönünde kaynağı ya da daha önemlisi bir ilçe Belediye Başkanı olarak yetkisi var mı?

O da yok.

5 Ocak Gazetesi’nin geleneksel kahvaltı toplantısında, ‘En sorunsuz’ diye kendine teslim edilen Çukurova’nın Belediye Başkanı Soner Çetin’le sohbet ettik.

Bir hukuk insanı olarak Başkan Çetin’in samimi gayretinden Çukurovalı memnun mu?

Memnun ki, Çukurovalı ikinci kez Çetin’in başkanlığına ‘Evet’ dedi.

Çukurova’da ikamet eden biri olarak açıkçası ben de memnunum.

Sokağım temiz.

Yaralanmak isteyip de Çukurova Belediyesi’nin sosyal belediyeciliğinden faydalanamıyorum gibi bir düşüncem yok. Başkan Çetin’in hizmette ayrım yaptığına şahit olmuşluğum yok.

İlçemde göreve geldiğinde 102 olan park sayısı 216’ya yükselmiş. Üstelik daha bakımlı daha yeşil fonksiyonel parklar var.

Çukurova, gelir düzeyi yüksek nüfusun yaşadığı ilçe olarak biliniyor. Ama işin aslı tam olarak böyle değil. Zira, pazarları dağıldıktan sonra atık toplayarak çocuklarına meyve sebze götüren anne babalar da yaşıyor Çukurova’da.

Soner Çetin’in yönetimindeki belediye 5 bin aileye düzenli gıda yardımı yapıyor. Üstelik bunu belediye kasasından tek kuruş harcamadan sponsorlarla yapıyor.

Çukurova Belediye Başkanı dahil belediyede hiçbir yetkilinin lüks makam araçları yok. İş otomobilleri var.

Çukurova, son yıllarda kültür, sanat ve sporun doyasıya yaşanabildiği bir ilçe oldu mu?

Bana göre eldeki imkanlar nispetinde oldu. Orhan Kemal Edebiyat Festivali, Uluslararası Çukurova Karikatür Festivali gibi etkinlikler gerçekten Adana’nın gerçek adını duyuran nitelikte işler oldu.

Çukurova Üniversitesi, Adana Alparslan Türkeş Bilim Teknoloji Üniversitesi gibi güçlü eğitim kurumlarına sahip Adana’da 50 bine yakın üniversite öğrencisi mevcut. Bu öğrencilerin büyük çoğunluğu Adana’ya başka kentlerden geliyor. Peki bu öğrencilerin kaçına yurt imkânı sunabiliyoruz?

Devlet yurtları, vakıf yurtları dahil sadece 2 bin 900’üne. Çukurova Belediyesi geçtiğimiz günlerde 530 kişilik bir yurt yapıp öğrencilerin hizmetine sundu.

Yapmasa, neden yapmadınız denecek bu hizmetin diğer ilçe belediyelerine de örnek olmasını istemez miyiz? Elbette hepimiz geleceğimiz olan gençlerin en önemli ihtiyacının karşılanmasını çok isteriz.

Çetin’le sohbetimizde bugüne kadar yaptıklarını ve yapmayı istediklerini detaylarıyla dinleme imkanı buldum.

Altını kırmızı kalemle çizdiğim bir konu var. Çetin, bir hizmeti yerine getirmeye karar verdiğinde en çok ‘empati’ yöntemini kullandığını söyledi ve ‘Mola Evi’ projesini anlattı:

“Otizimli bir annenin yerine koydum kendimi. Bu çocukların 7 gün 24 saat annelerinden ayrılabilmesi mümkün değil. Böyle çocuklara sahip annelerin hiç mi kendilerine ayıracak bir saati olamayacak? Birkaç saat nefes alma, kişisel bakımlarını yaptırma gereksinimleri olmayacak mı? Engelli çocuğa sahip olduğu için birçoğu eşleri tarafından da yalnız bırakılan bu annelerin durumunu düşündüm, onların yerine koydum kendimi. Ve ‘Mola Evi’ projesini geliştirdik. Bu annelerimiz haftada iki gün 4’er saat çocuklarını bize teslim edecekler. Doktorlarımız, psikologlarımız ve eğitmenlerimiz eşliğinde görevli arkadaşlarımız bu çocukları ağırlayacak. Annelerimiz haftada 8 saat kendilerine zaman ayırma fırsatı bulacak.”

Türkiye’de birçok ilki gerçekleştiren Çukurova Belediyesi’nin son dönemdeki en anlamlı bulduğum projesini de tüm yerel yöneticilere örnek olarak sunmak istiyorum.

Neredeyse tüm belediyeler kaynak sıkıntısı yaşıyor.

Kaynağını kendi yaratan belediyeler önümüzdeki süreçte daha rahat hareket edecek ve vatandaşa daha etkin hizmetler sunabilecek.

Başkan Çetin’e, ‘Üreten belediyecilik’ kapsamında bir çalışmaları olup olmadığını sordum.

Biliyorsunuz DSİ’nin bazı sulama kanalları Çukurova sınırları içerisinde yer alıyor.

Çetin, bu kanalların üzerine 3 noktada ‘Kanal Elektrik Santrali’ (KES) kurma projesi üzerinde çalıştıklarını, burada kurulacak santralden elde edilecek enerjinin gelir olarak belediyeye kazandırılacağını anlattı.

Proje akılcı mı? Evet.

Yapılabilir mi? Evet.

Ama umarım bu proje merkezi yönetim – yerel yönetim çekişmesine kurban gitmez.

Ben samimi, gösterişten uzak, akılcı projeler üreten, ayrımcılık yapmadan çalışan, üretken, şeffaf olan yerel yönetimlerin parti gözetmeksizin merkezi hükümet tarafından desteklenmesini arzu ediyorum.