SON ON PADİŞAH

18/05/2020 23:05 565

Geçen haftaki yazımda, Osmanlı’nın son 2-3 asrını öğrenmeden fikir yürütülmemesi gerektiğini anlatan ifadeler kullandım. Bu yazımda, adı geçen dönemin 150 yılını, yani Osmanlı’nın son 150 yılını özetleyeceğim. Elbette, bu kadar uzun bir dönemi ve bu kadar geniş bir konuyu bir köşe yazısına sığdıramayız. Bunun için, bu 150 yıla denk gelen son on padişahın ölüm dönemlerinden bahsedeğim.

Neden son 150 yıl?

Ben, Osmanlı’nın yıkılış başlangıcı olarak 1774 Küçük Kaynarca Anlaşmasını alıyorum.

Adı geçen Anlaşmayı imzalayan I. Abdülhamit’tir. Bu Padişah, tahta çıktıktan hemen sonra, bu Anlaşmayı imzalamak zorunda kalmıştır. Bu Anlaşma, tarihimiz açısından çok acıdır. Çünkü, aczin, imkânsızlığın, çöküşün, yıkılışın, kaybedişin ne olduğunu çok iyi anlatmıştır, hem de yalnız bize değil, tüm dünyaya. 

1789 yılına geldiğimizde, Özi Kalesi’nin Ruslar tarafından ele geçirilmesi üzerine I. Abdülhamit gözyaşlarına mani olamamış ve çaresizliğin getirdiği ağır yük nedeniyle felç geçirmiş ve kısa bir süre sonra da ölmüştür.

Yerine, kendisinden önceki kardeşi III. Mustafa’nın oğlu III. Selim geçmiştir. Yenilik yapmak zorunda olduğunu bilen ve babasından da bunun gerekliliği talimatını alan III. Selim, Nizam-ı Cedit (Yeni Düzen) dediği uygulamalara askerlikten başlamıştır.   

Ancak, işler o kadar kolay değildir. Muhteşem dönemlerimiz afakın gerisinden bile görünememektedir. Devletimizin aczi ortadadır. Devlet, kapanın elinde kalmaktadır. Bu nedenle, kapmak isteyenlerden bir grup, IV. Mustafa’nın da el altından desteği ile, III. Selim’i 1808 yılında tahttan indirip IV. Mustafa’yı getirmiştir. Elbette, indirmek yetmez! Yok etmek gerektir. Çok üzülerek söylüyorum ki, bir süre sonra, Saray içerisinde yapılan kovalamaca ile III. Selim, katledilir (ayrıntılara girmiyorum.) Sarayın kapıları kapalıdır. Ancak, III. Selim taraftarları kapıları kırarak Topkapı Sarayı’na girer. Onlar da, IV. Mustafa’yı katlederler. Bir kısmı bunu yeterli görmez ve 23 yaşındaki Şehzade  II. Mahmut’un peşine düşerler. Bir kalfa bacı, gelenlere mani olmak için üzerlerine kül döker ve onları bir an durdurur. Bu arada, yetişenler olur ve Şehzade katledilirse, tahta çıkacak kimse kalmayacaktır. Yani, Osmanoğulları Ailesi  Hanedanlığı sona erecektir. Zorunlu olarak II. Mahmut tahta çıkarılır. O da yenilikçidir ve gerçekten bir takım yanlışlarına rağmen önemli yenilikler yapmaya gayret sarf eder. Ancak, bu gayretler yetmez. Devletin bir görevlisi olan Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali, isyan eder ve adamı İbrahim Paşa Kütahya’ya kadar Devlet’in ordusunu yenerek gelir. Hedef İstanbul’dur ve iddia odur ki; Nihaî Hedef, Osmanoğlu Ailesi’ni indirmektir. 1833 Senesinde, Rusya ile yapılan Hünkâr İskelesi Anlaşması ile - gerçekten şu anda çok üzgün olarak yazıyorum -  Rusya’ya sığınılır ve onlar korur Devletimizi, İstanbul’a gelen askerleri ile.1838’de İngilizlerle yapılan Baltalimanı Ticaret Anlaşması, tamamen ekonomik teslimiyettir. Mehmet Ali yeniden harekete geçer ve Nizip’te iki güç karşılaşır. Ancak, sonuçtaki mağlubiyeti göremeden II. Mahmut VEREM’den ölür. Bir Padişah veremden neden ölür? Beslenme eksikliğinden mi? Yerine oğlu Abdülmecit geçer ve çocuk yaştadır(17). Babası döneminde hazırlanmış olan Tanzimat Fermanı’nı 1839 yılında Gülhane Parkı’nda kendi huzurunda  Mustafa Reşit Paşa’ya okutur. Bundan sonra, zaten, tükenmiş olan Devlet Hazinesini  har  vurup harman savurur, olağanüstü israflar yapar. Devlet’i  iflas ettiren Dış Borçlar almaya başlar(1854.) 1856’da Islhat Fermanı’nı ilan eder. 1859 yılında Kuleli Vakası denen bir olayla ortadan kaldırılmak istenir. Bir kişinin ihbarıyla bu durum son anda ortaya çıkar ve elebaşı Ali Suavi tutuklanır. Abdülmecit, iktidarının son yıllarında, pişmanlık duyar ve kendisinin yakınları tarafından kandırıldığını söyler, ama, iş işten geçmiştir, babası gibi Verem’den vefat eder. Neden Verem?

Daha bitmedi…

Yerine kardeşi Abdülaziz geçer. Sene 1869’dur.1876 yılına kadar tahtta kalan Abdülaziz, bu yıl ortalarında, Serasker Hüseyin Avni ve arkadaşları tarafından tahtından indirilir. Birkaç gün sonra da, odasında bilekleri kesilmiş olarak  bulunur ve ölmüştür . Bu konu hâlâ tartışmalıdır. İntihar mı etti, öldürüldü mü? Bu tartışmalarla ilgili çok sayıda kitap yazılmıştır. Yerine Abdülmecit’in bundan sonra tahta geçen dört oğlundan ilki gelir: V.Murat. Abdülaziz’in 1867 Fransa ve İngiltere seyahatinde II. Abdülhamitle birlikte yanında götürdüğü Şehzade Murat, oralarda çok ilgi görür ve bu arada Masonluk teşkilatına girer. Tahta geçtikten sonra, amcasının durumu ve diğer gelişmeler, aklî dengesinin bozulmasına neden olur ve 93 günlük bir iktidardan sonra indirilir. Ne kadar kolay değil mi? İndirilmesinde II. Abdülhamit’in de rolü vardır. Zaten, 93 gün tahtta oturan V. Murat’a tahttan  indirildiği bildirilirken, II. Abdülhamit de yan odadadır.Yenilikçilerin en baş adamlarından olan Mithat Paşa ile görüşür ve Yenilikçilerin bütün isteklerine onay vererek tahta geçer. Hemen, I. Meşrutiyet ilan edilir ve Kanun-u Esasî(Anayasa) kabul edilir, Meclis açılır. Ancak, kısa bir süre sonra her şey tersine döner ve Padişah geldiği dönemin tam tersi uygulamalara başlar. Devlet, çok ağır toprak kayıplarına uğramaya da başlar. II. Abdülhamit, Yıldız Sarayı’na taşınır,yüksek duvarlar yaptırarak oradan bir daha dışarıya çıkmaz. Amcası ve kardeşinin  başına gelenler, O’nda çok ağır bir Vehim hastalığının(Cinnet-i  Vahide) oluşmasına neden olur. Bu Vehim Hastalığı için sadece bir örnek: Abdülaziz’in oluşturduğu dünya çapındaki donanma, Boğaz’da çürümeye terk edilir. 33 yıllık iktidarına rağmen, devlette değişen bir şey olmaz ve 1909 yılında tahttan indirilir. Yerine diğer kardeşi Mehmet Reşat(V. Mehmet) geçer. Son derece silik bir şahsiyettir. 9 yıllık iktidarında varlığı yokluğu belli değildir. 1918’de vefat eder ve yerine diğer kardeşleri Mehmet Vahdettin (VI. Mehmet) geçer. O da, 2 Kasım 1922’de Ankara TBMM’nde Saltanat kaldırılınca,  İngilizlere sığınarak ülkeden kaçar(17 Kasım 1922.)

Son On Padişah’ın Hayatlarının Son’u neyi gösteriyor?

(Bazı yanlışlarına rağmen) Osman Beylerin,Orhan Beylerin, I. Muratların, II. Muratların, Fatihlerin, Yavuzların, Kanunilerin, IV.Muratların, Aksungurların, Akçakocaların, Çandarlı Ailesi’nin ve diğerlerinin  bıraktığı Devlet bu mudur?

OSMANLI DEVLETİMİZİ KİM YIKMIŞ?

Not 1: Bu konuların ayrıntıları daha önceki yazılarımızda vardır, lütfen okuyunuz.

Not 2: Ailece yakından tanıdığım Mehmet Hayati ÖZKAYA’nın yazdığı ATEŞİ YENİDEN YAKMAK Romanını okumanızı tavsiye  ederim. Ağırlıklı olarak gerçek yaşanmışlıklardan alınmış olan bu romanı okumaya başladığımda bırakamadan bitirdim. Hayati ÖZKAYA’yı tebrik eder başarılarının devamını dilerim.