SİYASET ve YANILGILAR…

01/03/2021 19:43 365


Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmalarını kim, ya da kimler hazırlıyor bilmiyorum…Ama zaman zaman bilgilerin tarihi gerçeklerle farklılığı dikkat çekiyor.

Geçenlerde,1939 yılındaki Erzincan depremi üzerinden Ana Muhalefet Partisini hedef alan bir konuşma yaptı; “o depremde 33 bin kişi öldü, CHP sözcüsünün dedesi o zamanlar içişleri bakanıydı, bunu sorgulamayan zihniyet kalkıyor, bizim hakkımızda yalan yanlış ifadeler kullanıyor” dedi.

Sn. Cumhurbaşkanımızı kim yanılttı? Bu bilgileri verenler, tarihi bilmiyor mu? Ki, bilmemeleri düşünülemez. Ama bu yanılgı niye? Sadece politik söylemle puan toplama zihniyeti mi? Bunu düşünmekte , abesle iştigaldir sanırım. Koskoca Cumhurbaşkanını yanlış bilgi ile yönlendirmek niye? Sn. Cumhurbaşkanı, tüm ülkenin, 84 milyon T.C. vatandaşının Cumhurbaşkanıdır. Üstelik her fırsatta, halkıyla bütünleşen bir Cumhurbaşkanıdır.

Şimdi gelelim, şu 1939 Erzincan Depremine…
Birincisi…
Erzincan depremi olduğunda, Celal Bayar başbakandı, 10'uncu hükümet işbaşındaydı, içişleri bakanı Refik Saydam'dı… Bu günkü Faik Öztrak'ın dedesi Faik Öztrak bakan değildi, kabinede yoktu.
İkincisi…
Başbakan Celal Bayar, Erzincan depreminden bir ay sonra görevi bıraktı…11'inci hükümet kuruldu, Faik Öztrak anca o zaman, yani depremden bir ay sonra içişleri bakanı oldu.
Üçüncüsü…
Sayın Cumhurbaşkanımız, Faik Öztrak'ı dönemin içişleri bakanı olarak gösterip “başarısız olduğunu” söylüyor. Halbuki, deprem sırasında içişleri bakanı olan Refik Saydam, başarısız olmadığı için, aksine çok başarılı olduğu için 11'inci hükümete başbakan yapıldı!
Şimdi gelin, makarayı az geri saralım, o dehşet gününe gidelim.
1939 yılıydı. 27 Aralık..Ağır kış vardı. Hava sıcaklığı, Eksi 30 dereceydi.

Saat; sabaha karşı 01.57… Erzincan'da o meşum deprem başladı.
52 saniye sürdü. 7.8 büyüklüğündeydi. İstanbul'dan Diyarbakır'a Samsun'dan Antalya'ya bütün Türkiye sallandı.
Telefon ve telgraf kesilmişti, ne direk kalmıştı, ne de hat.
22 saat sonra, Anadolu Ajansı haber geçebildi.
“Geçici bilgilere göre, Erzincan'da yıkım büyüktür, insan kaybında kesin sayı bilinmemektedir” deniyordu.
Erzincan adeta haritadan silinmişti ama, Türkiye henüz bunu bilmiyordu.
TBMM acilen toplandı.
Şehirden ulaşan kırık dökük bilgiler, milletvekillerinin bilgisine sunuldu.
“Erzincan'da çok şiddetli deprem oldu, hükümet konağı, postane dahil, şehrin bütün binaları, dükkanları yıkıldı, şehir baştan başa enkaz haline geldi, çok ölü var, çok sayıda vatandaşımız enkaz altında, kendilerini kurtarabilenler sokaklara döküldü, yangınlar çıktı, haberleşme imkanı yok, ekmek ihtiyacı var, ilaç, doktor, çadır ihtiyacı var, köylerde de ağır tahribat ve kayıp olduğu anlaşılıyor” denildi.
Bütün coğrafya karla kaplıydı, yollar kapalıydı.
Doğu'ya sadece tren çalışıyordu. Ve Erzincan'da sadece, tren garı ayakta kalmıştı.
Ama, raylar mahvolmuştu, tüneller, köprüler ağır hasarlıydı.
Demiryolu işçileri, bıçak gibi soğuk havada, donarak ölme pahasına çalışmaya başladı. İnanılması gerçekten güçtür, insanüstü gayretle sadece iki gün içinde demiryolu onarıldı, tren çalışır hale getirildi.
İçişleri bakanı Refik Saydam'ın ilk verdiği talimat; “trenlere alabildiğine çadır, giyim eşyası ve gıda malzemesi yükleyin, derhal Erzincan'a doğru yola çıkarın” oldu.
Milli Yardım Komitesi kuruldu. Her şehrimize genelge gönderildi, akın akın yardım yağmaya başladı. Acil yardım fonu olarak 7 milyon lira hazırlandı.
Bir dolar 1.2 liraydı.
(Parantez açalım… İzmir depreminden sonra bir dolar 8 lirayken, İzmir'e acil yardım olarak sadece 8 milyon lira gönderildiğini düşünürsek, taa 1939 şartlarında bile bugünkü AKP'den katbekat fazla acil yardım gönderildiği görülür.)
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, yardım için Ankara'dan yola çıkan, ilk trene binmişti.
Erzincan'a ulaştığında gözlerine inanamamıştı.
Şehir yok olmuştu, moloz yığınına dönmüştü. 116 binden fazla bina yıkılmıştı.
O gün net olarak bilinmiyordu ama, 32 bin 962 insanımız ölmüştü.
En kazlara bile girilemiyordu. Çünkü, sobalar devrilmişti, yıkıntılar alev alev yanıyordu.
Kurtulan binlerce insan, o soğukta sokaktaydı, korkunç perişanlıktı.
Binlerce çocuk anasız babasız, ortada kalmıştı.
Yarın devam edeceğiz….