Şimdi b.ku yedik…(2)

12/12/2019 21:18 830

 

 

Bir önceki yazımda; Murat Çalık’ın “Dini istismar eden ve siyasi emelleri için kullananları” eleştiren yazısındaki örneklerden söz etmiştik.

Berlin’i işgal eden Rus’ların yayınladığı tamim’de kalmıştık;

***

Bu zor şartların hüküm sürdüğü günlerde, Rus İşgal Komutanlığı bir bildiri yayınlamıştı.

Bildirideki kesin emre göre her yer, Rus askerlerine açık tutulacaktı.

Savaşın acımasız yüzünü bütün çıplaklığıyla gören Peştemalcıyan ailesi de emre mecburen uymuştu.

Halı mağazalarının kapılarını açarak Rus askerlerinin yağmaya gelmesini endişe ile bekleyen ailenin bu bekleyişi fazla uzun sürmedi.

Peştemalcıyan Halı-Kilim Mağazası’ndan içeriye gürültü ve patırtı ile kılıksız, vahşi görünüşlü, Moğol tipli vesilahlı 2asker,yüksek sesle bağıra çağıra konuşarak girdi.

Askerlerden biri halılarla ilgilenirken diğeri, genç kızlarını da aralarına alarak hareketsiz bir şekilde endişe ile olup biteni gözleri ile takip eden Peştemalcıyan ailesine yöneldi.

Etrafa şöyle bir göz atıyormuş gibi yaptıktan sonra genç kıza doğru yaklaştı ve elini uzattı.

Aram Peştemalcıyan gayrı ihtiyari ve seri bir hareketle, askeri bileğinden sıkıca yakaladı.

Çekik gözlü asker, bu ani tepki üzerine tabancasını çekti ve Peştemalcıyan’ın şakağına dayadı.

Aram Peştemalcıyan adeta taş kesilmiş karısına döndü ve ağzından ”şimdi b.ku yedik” cümlesi döküldü.

Bu sözleri işitince irkilen asker, silahını indirerek sordu;

“Ne dedung… Ne dedung?”

Baba Peştemalcıyan olayın şoku içerisinde ister istemez söylediği sözleri tekrarlamak zorunda kaldı;

“Şimdi b.ku yedik”

O anda sanki bir mucize oldu.

Asker ani bir hareketle silahını indirerek; yıllar sonra bir dostunu görmüş gibi büyük bir sevinçle Peştemalcıyan’ın boynuna sarıldı.

Peştemalcıyan şok üstüne şok yaşıyordu.

Olayı kavramaya çalışıyor ve askerin Kırgız Türkçesi ağzıyla “Mız gan gardaşız, min sing gardaşmam” yani “Biz kan kardeşiyiz, ben senin kardeşinim” derken sevinçten çılgına dönmesini hayretler içinde seyrediyordu.

Mağazayı basanlar,Rus Ordusundaki Kırgız askerlerdi ve karşılarında Türkçe konuşanları görünce büyük şaşkınlık yaşamışlardı.

Olay anlaşılıp şok atlatılınca Peştemalcıyan ailesi rahat bir nefes aldı.

Askerler özür dilediler, çaylar içildi, konuşmalar uzadı ve iki asker sonraki günlerde mağazaya gönüllü bekçilik yaptılar.

Bilindiği gibi Sovyet Ordusu’nda farklı milletlerden askerler vardı.

Bu iki Kırgız asker de Sovyet Ordusu ile Berlin’e kadar gelmişlerdi ve1945’te Sovyetlerin Nazi Almanya’sına karşı, zaferinin tescili anlamına gelen Sovyet Bayrağı’nı Almanya’nın Başkenti Berlin’e diken 3 Sovyet askerinden biri de Dağıstanlı Abdülhakim İsmailov idi.

Savaş bitmiş, sıkıntılı günler geride kalmıştı.

(Devam edecek)