Şimdi b.ku yedik (1)

09/12/2019 19:34 845

Murat Çalık, bir mail göndermiş.

Dini istismar eden ve siyasi emelleri için kullananları, şiddetle eleştiriyor.

Mail’de pek çok haklı iddia var.

İsterseniz sütunlarımdan sizlere aktarayım da, birlikte değerlendirelim.

Yazı ile birlikte yolladığı resimde; üzerinde Arapça yazılar olan bir levha var.

***

 Resimde görmüş olduğunuz Arap alfabesi ile yazılmış, ebru sanatıyla süslenmiş, Eski Türkçe (Moda deyimiyle Osmanlıca) yazılı levhanın ilginç hikayesini  öğrenince bilgisayarıma indirdim.

Ve yazıcıdan çoğaltıp, sokaklarda kendimce bir-iki deneme yaptım.

Resmi; bir caminin yakınında yere bıraktığımda, onu gören hemen herkesin, üç kez öpüp başına koyarak uygun bir kenara bıraktığını, ya da cebine koyduğunu gördüm.

Daha sonra, sokakta bazı kimselere (Çoğunlukla yaşlı amca ve teyzelere) resimde ne yazdığını sordum.

Azınlı çoğunluk; anlamından söz etmeden “Ayet” dedi.

Birkaç kişi ise “Eski Türkçe yazı” diye cevapladı.

Bir caminin bahçesinde herkesin görebileceği şekilde resme bakıp buruşturarak yere attığımda ise neredeyse dayak yiyecektim.

Bu denemeleri yaptıktan sonra da, bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Önce bu levhada ne yazdığı ile; daha doğrusu, ilginç hikayesi ile başlayalım.

Resimdeki Ebru Sanatı ile süslenmiş levhada Arapça Abece’siyle Eski Türkçe “Şimdi b.ku yedik” yazıyor.

Levhanın hikayesi ise şöyle;

Bu levha Necmeddin Okyay’a ait olup, ”Ebru” ile süslenmiş ve “celi sülüs” yazı sistemi ile yazılmış olan ibaresi ile meşhurdur.

İkinci Dünya Savaşı öncesinde, Bakırköylü Ermeniler’den Doktor Peşmelciyan, ailesiyle birlikte Türkiye’den Almanya’ya göç edip Berlin’de, bir halı ve kilim mağazası açmıştı.

Savaş başlayıncaya kadar da işleri yolunda gitmiş; baba Peşmelciyan, işlerini  oğlu Aram Peşmelciyan’a bırakmıştı.

Ama savaşla birlikte zorlu günler beraberinde gelmişti.

Her geçen gün, bir öncekini aratmaktaydı.

Savaş bütün hızıyla sürerken 1943’ün sonuna doğru, Almanlar için savaşın gidişatı belli olmuş, daha fazla savaşacak gücünün kalmadığı ortaya çıkmıştı.

Sovyet askerleri 1944 yılının Ocak ayında “Oder Irmağı”nı geçerek, önce Budapeşte’ye, Nisan başında ise Viyana’ya girerek Berlin’e doğru ilerlediler ve 25 Nisan’da burayı kuşattılar.

Kentin merkezindeki bir yeraltı sığınağında kalan Hitler ise, savaşın kaybedildiğini anlayarak 30 Nisan’da intihar etti.

Ruslar artık Berlin’de idiler.

Şehrin hemen her noktası Rus işgali altındaydı.

Yağma ve talan Almanya’da artık sıradan bir işti.

Taciz ve tecavüzün “Bininin bin para olduğu” o günlerde asıl mesele,  hayatta kalmak ve tatlı canını kurtarmaktı.

Bu zor şartların hüküm sürdüğü günlerde, Rus İşgal Komutanlığı bir bildiri yayınlamıştı.

Bildirideki kesin emre göre her yer, Rus askerlerine açık tutulacaktı.

(Devam edecek)