SEÇİM EKONOMİSİ

04/11/2022 18:49 432

Ülkemiz eskilerin deyimi ile seçim sath-ı mahaline girmiştir. Yasal olarak en geç 2023 yılı Haziran ayında yapılması zorunlu olan seçimlere, iktidarı oluşturan partiler son hızla hazırlanmaktadır.  Cumhur ittifakını oluşturan iktidar partileri, bir yandan açılış, temel atma ve mitingler, diğer yandan, sosyal konut projeleri ve ucuz faizli veya hibe şeklindeki kredi programlarıyla, seçim çalışmalarına hızlı bir giriş yapmıştır. Daha sonra, emeklilere 3.600 ek gösterge, Emeklilikte Yaşa takılanlar(EYT) ile ilgili düzenleme ve asgari ücretin tekrar yükseltilmesi gündeme gelecektir. Bu uygulamalar ile siyasi iktidar, ekonomik olarak zora soktuğu kitleleri yeniden kazanmaya çalışmaktadır. Zira, daha önceki seçimlerde oy aldığı kesimlerin, bu günlerde oldukça sıkıntı içerisinde olduğu, yapılacak seçimde alternatif aradığı, yapılan anketlere yansımaktadır.

Seçim sürecine girilmesiyle birlikte, ülkemizde “seçim ekonomisi” diye isimlendirilen yukarıda özetlenen uygulamalar hemen yürürlüğe konulmaktadır. Bu uygulamaların temel özelliği, akıl ve mantık ölçülerini zorlamak suretiyle, gerçekte olmayan kaynakların, oy almayı hedeflenen kitlelere kısa süreliğine ve geçici olarak aktarılmasıdır. Bu şekilde davranılarak hedef kitlenin kısa süreliğine de olsa ekonomik olarak rahatlaması ve mevcut iktidara tekrar oy vermesi hedeflenmektedir. Buradaki amaç ülkenin genel menfaati değil, yalnızca seçimin kazanılmasıdır.

Karşılıksız para basılarak veya yüksek faizle borçlanmak suretiyle oluşturulan kaynakların, hedeflenen kitlelere aktarılmasının ardından yaşanacak ilk olumsuzluk, enflasyonun kontrolden çıkmasıdır. Ardından faizlerin ve döviz kurlarının yükselmesi gelir. İşin trajik yanı, başlangıçta kaynak aktarılan kesimlere verilen paralar, fazlasıyla onlardan geri alınır. Nasıl mı? Enflasyon ve vergi artışları bu işlevi çok iyi yerine getirir. 1970-2000 yıllarında bu kısır döngü ülkemizde facia boyutunda yaşanmıştır. Bu günlerde başlanılan ve seçime yakın daha da artması beklenen seçim tavizleriyle, aynı olumsuz ekonomik tablonun fazlasıyla yaşanmama ihtimali hepimizi endişelendirmektedir.

Seçimin yapılmasına hiç kimsenin itirazı olamaz. Demokrasilerde seçimin adil koşullarda yapılması, halkın iradesinin sandığa yansıması ve iktidarın seçim sonucuna uygun oluşması temel bir gerekliliktir. Benim itiraz ettiğim husus, seçimi kazanmak uğruna “seçim ekonomisi” uygulanmasınadır. Yapılacak akıl ve vicdana aykırı kaynak aktarımlarıyla, ekonominin tüm dengelerinin bozulacak olması, birkaç ay sonra bozulacak dengenin kurulması için vergi artışları ve zamlara başvurulması suretiyle bedelin  yine dar gelirlilere ödetilmesi adil değildir.

Saygılarımla,