SEÇİM EKONOMİSİ

16/11/2021 02:15 856

Çok partili sisteme geçişimizle birlikte hayatımıza giren seçim ekonomisi kavramı, yarattığı kötü sonuçlar nedeniyle, yaşı elli ve üzerinde olanlarda tedirginlik yaratmaktadır. İktidarda bulunanlar, kısa süre sonra yapılacak seçimi kazanabilmek için, akıl ve mantık ölçülerini zorlamak suretiyle, gerçekte olmayan kaynakları, oy almayı hedeflediği kitlelere kısa süreliğine ve geçici olarak aktarmaktadır.

Yukarıda kurduğum cümledeki unsurları ayırtılı olarak irdelemek gerekir ise karşımıza çıkan ilk husus kısa süre sonra seçime gidilmesi ve yapılanların sadece seçimi kazanmaya dönük olmasıdır. Dikkat edilirse buradaki amaç, ülkenin genel menfaati değildir. Yalnızca mevcut siyasi iktidara seçimi kazandırmak amaçlanmaktadır. Dilimize yerleşen “niyet hayır, akıbet hayır” düsturuna aykırı olan uygulama, iyi neticeler doğurmamaktadır.

Akıl ve mantık ölçüleri zorlanarak, gerçekte olmayan kaynaklar, oy almayı hedeflenen kitlelere, kısa süreliğine ve geçici olarak verilmektedir. Uygulama sonrası kötü sonuçları doğuran şey, “olmayan ülke kaynaklarının” geçici süreliğine de olsa belirli kesimlere dağıtılmasıdır. Karşılıksız para basarak veya yüksek faiz veya değişik tavizlerle alınan borçların, hedeflenen kitlelere aktarılmasının ardından yaşanan ilk olumsuzluk, enflasyonun kontrolden çıkmasıdır. Ardından faizlerin ve döviz kurlarının yükselmesi gelir. İşin trajik yanı, başlangıçta kaynak aktarılan kesimlere verilen paralar, fazlasıyla onlardan geri alınır. Nasıl mı? Enflasyon ve vergi artışları bu işlevi çok iyi yerine getirir. 1970-2000 yıllarında bu kısır döngü ülkemizde facia boyutunda yaşanmıştır.

Bu günkü yazımda böyle bir konuyu işlememin nedeni; mevcut siyasi iktidarın, Emeklilikte Yaşa Takılanlar(EYT), 3.600 ek gösterge, asgari ücret, emekli maaşları gibi konularda kısa süre öncesi söylemlerine taban tabana zıt uygulama hazırlığına başlamasıdır. Yazımın amacı, sözü edilen konularda, mevcut iktidarın daha önceki söylem ve tavrını hatırlatarak canınızı sıkmak kesinlikle değildir. Ne var ki, kısa süre öncesine kadar, değinilen konularda fikir ve davranışları farklı olan iktidarın, böylesine değişmesinin nedeni aklımıza o malum soruyu getirmektedir? 2022 yılının nisan veya mayıs ayında seçime mi gidiyoruz? Daha da kötüsü 1980-2000 yıllarında uygulanan “seçim ekonomisi” uygulamalarına geri mi dönüyoruz? Seçim yapılmasına hiç kimsenin itirazı olamaz. Demokrasilerde seçimin adil koşullarda yapılması, halkın iradesinin sandık sonuçlarıyla uyumlu olması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Benim itiraz ettiğim husus, seçimi kazanmak uğruna “seçim ekonomisi” uygulanmasınadır.

Saygılarımla,