SANATA VE SANATÇIYA SAYGI GÖSTERMEYENDEN YÖNETİCİ OLAMAZ

16/01/2020 23:06 1371

Öyle sanıyorum ülkemizin en önemli sorunlarından biridir, sanatçıya saygı göstermemek.

Sanatın bir üretim işi olduğunu anlayamayan insanlardan emeğe saygı beklemek ne kadar doğru olur bilemiyorum.

Hangi alanda üretim yaparsa yapsın her sanatçı bir insandır ve her insanın olduğu gibi onunda bir yaşam tarzı, bir dünya görüşü ve inandığı değerler vardır.

Doğal olarak da yaşamı içerisinde gerek ürettiği sanat eserinde gerekse sosyal ilişkilerinde bu görüşlerinden izler bulmak mümkündür.

Siyasi ya da felsefi görüşü ne olursa olsun, sanatçıyı sanatıyla değerlendirmek dururken, onu ideolojik kalıplar içerisinde değerlendirip mutlak bir tarafta olmaya zorlamak ve hatta kendi tarafında değilse düşman görmek bırakın  devlet adamlığına, insanlığa yakışmaz.

Bunun en son örneğini geçtiğimiz günlerde HDP nin tutuklu eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın bir öyküsünden yola çıkarak hazırlanmış bir oyunu izlemeye giden sinema sanatçısı Kadir İnanır’a İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ nun çirkin tepkisinde yaşadık.

İktidarın uygulamaya koyduğu Çözüm Sürecinde akil adamlığa layık buldukları bir sanatçıyı, yine iktidarın siyasi gerekçelerle rehin tuttuğu bir siyasi parti başkanının yazdığı öykünün oyunlaştırılmış gösterisine katıldı diye neredeyse linç etmeye kalkmak iki yüzlülük değil midir?

Siyasi düşüncelerini, barış konusundaki duyarlılıklarını bir kenara koyun, etkinliği sunan oyuncu da bir sanatçı ve Kadir İnanır’ın uzun yıllardır birlikte olduğu hayat arkadaşı.

Salt bu nedenle bile Kadır İnanır’ın orada bulunmasından daha doğal bir şey olamaz.

Ancak ülke yönetiminde de her aşamada ayrımcılığı artık göstere göstere yapan iktidar yanlıları aynı çirkin tepkiyi Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu için de yaptılar.

Neymiş efendim; birlikte bu oyunu izleyerek PKK ya destek verdikleri mesajını duyurmak istiyorlarmış!

Çünkü onlar için tüm Kürtler PKK lı ve de terörist.

HDP de onların siyasi uzantısı!

Selahattin Demirtaş da bu partinin genel başkanı olarak terörist başı ve cezaevine tıkılması gerekir.

Hatta o da yetmez, ailesi Diyarbakır’dan kolay gelemesin diye en uzak cezaevine Edirne’ye göndermek gerek!

Bu zihniyet iktidarda kaldığı sürece ülkeye barış geleceğine kimi inandırabilirsiniz.

Sanatçıyı baş tacı eden Atatürk Cumhuriyetinden sanatçıyı öteleyen, itibarsızlaştıran, yok sayan, kendince tehlikeli gördüğünü tutuklayan bir zihniyete sürüklendik.

Niyedir bu düşmanca tavır?

Niye bu tahammülsüzlük?

İşinize geldiğinde dün vatan haini ilan ettiğiniz Nazım’dan şiirler okuyacaksınız,

İşinize gelmediğinde, dün baş tacı yaptığınız kimi sanatçıları bugün hainlikle suçlayacaksınız.

Hiçbir demokratik ülkede böylesine iki yüzlü, çıkarcı, oportünist bir kültür politikasına rastlamanız mümkün değildir.

Sonuçta bu ülkede yaşayan her yurttaş, her sanatçı aynı demokratik haklara sahiptir.

Özgürce sanatını yapabileceği olanak ve fırsatların sağlanması onların en doğal hakkıdır.

İçişleri Bakanı da olsa bir kişinin sanatçıyı bu tür hitaplarla aşağılama hakkı olamaz.

Kaldı ki, geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan’da okuduğu bir şiir yüzünden hapse mahkum edildiğinde en çok da sanatçılar kendisine sahip çıkmış, bu ülkeyi kendisine zindan ettiğiniz Ahmet Kaya onu cezaevine uğurlamıştır.

Tüm bunları unutup, iktidarı devam ettirme kaygısıyla bırakın muhalefet etmeyi, eleştirmeyi, bir tiyatro oyununa bile tahammül edemeyip, izleyenlere karşı bile böylesine anlamsız bir düşmanlık, anlaşılır gibi değil!

Bu ülkede sanatçı kolay yetişmiyor.

Ama ne yazık, sanatçılar her dönemde, muhalif kimliklerinden dolayı hep baskılanıyor, cezalandırılıyor, daha da olmadı, toplumda itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor.

Bunu yalnızca AK Parti iktidarı değil geçmişte yönetime gelmiş tüm iktidarlar döneminde de gördük, yaşadık.

Açlık grevini, ölüm orucuna dönüştüren Grup Yorum’un çektiklerini görüyoruz.

İlginçtir, iktidarın yok etmeye çalıştığı bu tür sanatçılara, muhalefet de yeterince sahip çıkma iradesi gösteremiyor.

Yaşam tarzı, siyasi tavırları ve aşırı iktidar yandaşlığı yüzünden beğenmesem de İbrahim Tatlıses’in de Orhan Gencebay’ın da sanatçılığına haksızlık yapıldığını düşünüyorum.

Kuşkusuz politik görüşü ve duruşu bir sanatçının sanatına yansıyor olsa da; onu yaptığı sanatla değerlendirmek en doğrusudur.

Uluslararası üne kavuşmuş, her dönemde barış ve demokrasi mücadelesi vermiş sanatçıları siz ne kadar yok saymak isteseniz de onlar halkın gönlünde taht kurmuşlardır.

Onların sarayı halkın yüreğidir.

Sanata ve sanatçıya değer vermeyen bir yönetimin yurttaşlara eşit yaklaşmasını, en temel hak ve özgürlüklerini korumasını beklemek hayal olur.

Elbette sanatçının da topluma ve sanatsa-l kültürel değerlerimize karşı bir sorumluluğu olması gerekir.

Ucuz aydın kibirinden arınmış, halkın içinde, halkı için üreten sanatçılara ihtiyacımız, her zamankinden çok daha fazla.

Aksi durum, sanata da, gerçek sanatçıya da haksızlık olur.

Necip Fazıl okuyan solcuların, Cemil Meriç’in felsefi açılımlarını doğru değerlendirebilen aydınların yanında, Nazım Hikmet’i, Orhan Kemal’i, Aziz Nesin’i okuyabilen, Yılmaz Güney’in filmlerini izleyip, Ahmet Kaya’nın şarkılarını dinleyen sağcıların da olduğu ülkede hangi iktidar toplumu bölmeye çalışırsa, önce kendisi bölünür.

Bugün geldiğimiz nokta da aynı değil mi?

Daha dün birlikte yola çıkıp, devletin en üst makamlarına taşıdığınız, her türlü yanlış politikalarınıza alet ettiğiniz yol arkadaşlarınız bugün sizden ayrıldıkları için birdenbire hain oluverdiler.

Suriye’ye karşı niye çelişkili politikalar uygularsınız, Libya’ya hangi akla hizmet asker gönderirsiniz, Halkın çoğunluğu istemezken İstanbul’a kanal açmakta niye ısrar edersiniz bilemem ama bildiğim bir şey varsa, kendi cenahınızdan pek sanatçı çıkmıyor diye bu sanatçı düşmanlığınız.

Ancak tarihte hiçbir toplum, hiçbir ülke, hiçbir iktidar düşmanlık üzerinden, baskı, tahakküm üzerinden giderek başarıya ulaşamamıştır.

Geçmişte sanatçıları öldüren nice kralların, padişahların adı bile anılmazken öldürülen o sanatçıların bugün hala kendileri ve eserleri konuşuluyor.

AYHAN ONGUN(Gazeteci-Yazar) 14.01.2020/BODRUM