PARÇA PARÇA

18/08/2020 18:38 733

Dünya tarihinde en fazla insanın öldüğü savaş 1939 ile 1945 yılları arasında yaşanan ikinci dünya savaşıdır. Ölen insan sayısının 60 ile 83 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. Hitler’in hayvanlar üstün ırktır, dünyanın efendisidir inancıyla başlayan bu savaş bir cinayetten başka bir şey değildir. Vatan tehlikeye girmedikçe savaşılmamalıdır.

     Günümüzde teknoloji çok ilerledi ve yaşam konforumuz arttı ama bu aletlerin de esiri haline geldik. Tahsin Şentürk bakın bu konuda neler söylemiştir :

    Birinci vazifen telefonla elleşmek

    Onunlasın her yerde.

    Evde işte, yolda izde

    Bırak ötesini tuvalette bile

    Pabucu dama beş duyunun ;

    O birinci…

   Hava gibi o ,su gibi

   Vazgeçilmezin,

   Olmazsa olmazın, parçan.

   Onunla gülüyor onunla ağlıyorsun.

  Ona ayarlı yatışın kalkışın.

  Sen bilmezsin, o bilir…

   Planın programın o , karar merciin…

   Ki yönetmenin, klavuzun o.

   Eline düşmüşsün.

   Elindeki telefonun…

   Hadi geçmiş olsun.

   Aloooo!..

Üstelik son araştırmalar cep telefonlarının beyinde hasar oluşturduğunu da göstermiş bulunmaktadır.

Deneyimli bir yönetici ve olgun bir insan yaptığı hatayı asla bir kere daha tekrar etmez.

Birçok şeyi bilemediğini fark eden insan akıllı biridir.

İkinci cihan savaşı yıllarında ülkemizde bir bofstyle isimli bir moda vardı. Uzun ceket, dar kısa pantolon kalın kauçuk ayakkabı ve bombe halde bağlanmış kravatla gezen zengin çocukları vardı. Meğer yıllarca önce zengin çocuklarının bir başka modası varmış baldırı çıplaklar diye…

   Baldırı Çıplaklar : 19. Yüzyılın başlarında, İstanbul‘ da iyice halli ailelerden gelme gençler, külhanbeyliğe özenerek, başlarına üç arşın ( 2,5 metreye yakın) şal sararlar, bir kalyoncu mintanı (yarım beden dış gömleği) ve kısa diz çakşırı giyerler, böylece sokaklarda baldırı çıplak, yalınayak, dövmeli kolları sıvanmış, yürüyerek çalım atarlardı. Bundan dolayı da eski nesiller, haddini bilmeyen gençleri ‘’baldırı çıplak’’ diyerek tanımlarlardı..

   Şair Cahit Sıtkı TARANCI’ nın ömrü hep üzüntü ve dert ile geçmiş. Bunları anlatan güzel bir şiiri var;

   GÖKYÜZÜNÜN RENGİ

Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Geç fark ettim taşın sert olduğunu.

Su insanı boğar, ateş yakarmış!

Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Aragon’ un güzel bir sözüyle yazımı tamamlıyorum.

Beni sev ya da benden nefret et, ikisi de benim yararıma. Seversen hep kalbinde olurum. Nefret edersen hep aklında..