PADİŞAHIN DALKAVUKLARI 3

06/10/2021 22:13 235

 

Genel Başkanlar da mağdur olur.

Karşınızdaki bırakın övgüde cömert olsun, övgünün muhatabıysanız, sonuna kadar hak etmiş de olsanız, kendiniz için söylenenleri kabul eder duruma düştüğünüz an, mütevazılık durağından hızla uzaklaşırsınız. Abartılı ya da yanlış biçimde övülen için çok zor bir durumdur bu. İnsan yaşamı kısa sayılmaz, uzun bir yolculuktur. Ara sıra mütevazılık duraklarında soluklanmak gerekir. Hiç değilse ara sıra. Yalan değil,  Çay dağıtımından THK uçakları konusundaki tutumuna, Suriye ve Göçmenler konusundaki düşünce ve eylemlerini dikkatle izlediğim, ancak bu dalkavukluklar yüzünden, haline bir hayli üzüldüğüm AKP Genel Başkanı’nın da bundan memnun olmadığını düşünüyorum. Memnun olmamalı. İslam Peygamber’inin bile “sizi övenin yüzüne toprak atın” dediğini ben biliyorsam o da biliyordur kuşkusuz. Bütün bu dalkavukluklar Genel Başkan’ı “kendi gerçeğinden” uzaklaştırabilir de. Çok dikkat etmeli buna.Çünkü, etrafınızı saran dalkavuklar, gerçeklerin görülmesine engel olurlar. Kendi düzenleri, kendi çıkarları için, yalan yanlış iş yapmaktan ve bunu da Genel Başkana doğruymuş gibi sunmaktan çekinmezler.

Bayılırım Cenap Şahabettin’e. “Dalkavuklar ne kadar yükselseler, kendilerini yükselten tekme izlerini arkalarından silemezler” der. Dalkavuk kıçındaki tekme izinden tanınır. Eninde sonunda, Şahabettin’in yükselmek için yenen tekme diye tanımladığının dışında, bir kenara atılmak için mutlaka yiyeceği diğer tekme izinden yani. Futbolcu eskisi de, “türkücü” de gün gelecek unuttuğumuz yüzlerinden değil, kıçlarındaki o tekme izinden tanınacaklar.

Tamam, berbat da olsa “insanlık durumları” bunlar. Ne demişti usta; “insana ait hiçbir şey bana yabancı değildir. Yani, Hz.Mevlâna’nın;’’  İnsana özgü olan her şey, bana da özgüdür’’ sözünde olduğu gibi olacak bunlar tabii.

Yine de kabullenmek kolay değil doğrusu. Yani, insanlığın olduğu her yerde, dalkavukluk vardır tabii de, dalkavukluğun olduğu yerde, insanlık yoktur.

Dalkavuğun sözündenşunu öğrendik, ki; ne kadar çok “ Kasap Mahmut varsa”, o kadar az dalkavuk vardır toplumda.

Kendisi söyledi adam.

*Vakti zamanında çok çok zengin ve saygın bir kişi olan, Kürt beylerinden birinin düzeni bozulur. Tacından -tahtından ayrılmak zorunda kalır. Yakınlarından gördüğü ihaneti hazmetmez, “Ağacın kurdu kendisinden olmazsa, ağacın zevali olmaz” der, hanımıyla birlikte yabancı bir coğrafyaya göç eder. Geldiği yerde, bir yolunu bulur, memleket hâkiminin sarayına girer; kendisi sarayın kahvecisi, hanımı ise aşçı olur.

Eski bey, kahvesiyle, hanımı yemekleriyle ün kazanır. Kısa zamanda hükümdarın ve saray erkânının gözdesi olurlar. Gel zaman git zaman, günün birinde sarayın kapısına dilenciler gelir, yardım talebinde bulunurlar. Mesele hükümdara arz edilir, hükümdar sarayın zahire ambarından birer-ikişer tabak un ve bulgur verilmesini vezirinden talep eder. Öyle de yapılır. Bu emir ve iş, bizimkinin dikkatini çeker ve kendi kendine, “Bu iş bir padişaha yakışmaz; benim bildiğim, padişahlar eli açık, ihsanı bol olur! Vezire gelince, o ise tam bir dalkavuk!” der, düşünceye dalar.

Yine günlerden bir gün, sarayın kapısına başka bir gurup gelir; aralarına aldığı bir tayı padişaha sunmak istediklerini söylerler. Padişah bundan haberdar edilir; padişah vezir ve seyisiyle kapıya gelir. Guruptakilerden biri: “Padişahım, bu tay, safkan Arap atıdır. Bu asil hayvanı size layık gördük. Lütfen kabul buyurunuz!” der. Arkadaşları da bir ağızdan, “Evet padişahımız, aynen öyledir” der, padişahın vereceği hediyeyi intizar ederler. Vezirden ses yok; seyis ise, onları tasdiklercesine padişahın kabulünü ister. Padişah, hediyecilere bahşişte bulunurken, tayın karın bölgesi bizimkinin dikkatini çeker. Bakar ki, tayın alt bölgesi ıslaktır; kendi kendine, “Bu at asil olamaz; zira asaletin alametini göremiyorum; attan ziyade katıra benziyor” der, padişahın saflığına, seyisin de lakaytlığına şaşırır.

Yarın Devam edeceğiz.