PADİŞAHIN DALKAVUKLARI 2

05/10/2021 23:18 210

 

Dalkavukluk, dalkavukluk yapılana düzenlenen komplodur herşeyden önce. Dalkavuk da dalkavukluk yaptığı kişi de bunu fark etmeyebilir, ama öyledir. Dalkavuğun övgülere boğduğu kişi, gerçekten o övgüleri hak eden biriyse, kendisine yapılan dalkavukluk ona bir şey kazandırmaz. Ama dalkavuğa çok şey kazandırabilir. Milletvekili olabilir, Bakan yapılır vs.

Yani, üzülerek vurguluyor, özendirici olmaktan da çok korkuyorum ama belirtmeliyim ki dalkavukluk, dalkavuğu istediği hedefe ulaştırabilir. Edmund Spenser, Faerie Queene adlı kitabında Kraliçe I. Elizabeth’i onurlandıran dalkavukluklar yapmıştır. Faydasını da görmüştür derler. William Shakespeare öyle değildi bildiğim kadarıyla, Macbeth oyununun zamanın İngiltere Kralı James’i son derece sinirlendirdiği bilinir. Hiç hak etmediği halde “ikiyüzlülükle/faydacılıkla” suçlanan büyük Niccolò Machiavelli o muhteşem kitabı ‘PRENS’ yüzünden dönemin egemeni Lorenzo II. Medici’yi delirtmiştir öfkeden.

En masum açıklaması “övgüdeki abartı” olan dalkavukluğun bir sosyal davranış bozukluğu olduğunu belirtmeye gerek var mı? Şu sözünü ettiğim “adam”ın bu bozukluğu Meclis’te Ahmet’e (Şık) saldıran güruhun içinde yer almasından da belli değil mi? Dalkavukluk sözde kalmaz, eyleme de dökülmelidir. En çok dalkavuk bağırmalı, en çok dalkavuk saldırgan olmalıdır. Sürekli “suç” üreten bir mağdur olma halidir bu. Tüm dalkavuklar, tüm o hin oğlu hinliklerine rağmen, ciddi bir yaşam mağdurudurlar çünkü. Mağduriyetlerini gidermek için saldırganlaşmaları gerek.

Dalkavukluk, toplumsal değerler sistemi içerisinde, aslında bir “suç”tur da. Toplumda iyi gözle bakılmaz bunlara. Umarım aklımda yanlış kalmamıştır ama İlahi Komedi’deDante, dalkavukların sözlerinin dışkıya eşdeğer olduğunu belirtir. Ama çoğunlukla, tekrarlıyorum bir kez daha, dalkavukluk ciddi bir mağduriyet demektir. Oluşmamış/olgunlaşmamış bir kişiliğin güçlüye övgü yoluyla, kendini var etme çapsızlığı, mağduriyettir. Öne hiçbir biçimde fırlayamamış olanın “ben de varım” çığlığı bir anlamda. Başka ne olabilir?

Dalkavuk kimdir peki?

Kendisine sorsanız en azından “ Kasap Mahmut Efendi” olmadığını söyler. Dalkavuğun kendine dalkavukluğu ayrıca faciadır, bu arada. Kendini avamdan ayırmak için böyle bir laf ettiğinde o kadar seversiniz ki “Kasap Mahmut Efendi”yi, o kadar olur. Kasap değilse de, aynı toplumsal kategoride yer alan herhangi bir Mahmut efendiden söz edeyim size. Hayli zaman önce bir köye giden bir Bakan, köylülerle konuşurken muhabbet köylülerin şehre gitmek için hangi yolu kullandıklarına gelir. Anlatır köylüler…Sorunlarının farkında olduğunu bilmelerini istercesine köylülere “iyi de dağlar arasında kısa patika bir yol varmış. Oradan gidin. Ben olsam oradan giderim” diyen Bakan’a Mahmut efendilerden biri atılıp; “olmaz, oradan giderseniz ölürsünüz beyim” der. Bakan sorar. “Neden?” Mahmut efendi Mahmut efendi olduğu için aklına Bakan’a dalkavukluk yapmak, “siz ne derseniz doğrudur” demek gelmediğinden, “ölürsünüz, çünkü o yolda çoookeşşek telef oldu” olur yanıtı. Dalkavuk o nedenle Kasap Mahmut Efendi değildir. Dalkavuk “Ben Kasap Mahmut Efendi değilim” diyorsa, “doğrudur” deyin.

Dalkavuğu İdare Sanatı:

Herkes ustası olamaz bu “Sanatın’’. Ciddi bir yetenek, hayranlık uyandıran bir beceri, dalkavuğun ruh halini bilme bilgeliği ister. Süleyman Demirel, dalkavuğu gözünden tanırdı. Yıllarca, içinde bulunduğu partinin büyüklerine yaranmak için Demirel’e hakaretler, küfürler eden bir milletvekili, bir süre sonra Demirel’in partisine girdiğinde yakınındakiler sordular; “Beyefendi, bu adam yıllarca size, bize küfür etti, partimizde ne işi var?” diye. “O bir köpektir, karşı taraftan bize havlayacağına, bizden karşı tarafa havlasın” oldu, Demirel’in yanıtı. Dalkavuğa havlayacağı yeri tayin etmek büyük sanattır. Ben, naçizane, muhterem AK Parti Genel Başkanı’nı da takdir edenlerdenim. Oda kendisine hakaret, küfür yağdıranları partisinde iyi yerlere getirdi. Haklıdır, ne yapabilirdi ki başka?

Yarın devam edeceğiz…