ÖZENLİ OLMAK MI? MÜKEMMEL OLMAK MI? 2

14/06/2021 20:23 169

 

Böyle bir şey olanaksız olduğundan sonuç vermeyen bir arayıştır. Mükemmeliyetçilik ve tükenmişlik üzerine yapılan 43 çalışmanın 2016 yılı meta-analizinde, sporcuların, çalışanların ve öğrencilerin, yüksek kişisel standartlara sahip olma gibi özelliklerden yararlanmadığını, tersine bu durumun onlarda olumsuz etkiler yarattığını ortaya koyuyor.

Mükemmeliyetçilik tehlikelidir…

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, rekor sayıda genç ruhsal sağlık sorunundan mustarip. Depresyon, endişe ve intihar düşüncesi on yıl öncesine kıyasla çok daha yaygın. Bu tür sorunlara karşı koruyucu olabilecek şeylerden biri kişinin kendisine karşı merhametli olmasıdır ki mükemmeliyetçilik takıntısı olan kişilerde bu yoktur. Onların sıkça yaptığı şey, kendisini eleştirmektir ve bu da zamanla depresyona yol açar. Mükemmeliyetçilik konusunda 30 yıldır araştırma yapan ve bir değerlendirme cetveli geliştiren Gordon Flett, bu eğilimdeki insanların, “sürekli stres halinde” olduğunu söylüyor. Ayrıca “işkolik” bir savunma da geliştirmişlerse rahatlamaya zaman bulamayıp, beyni ve bedeni sağlıklı işlemekten mahrum edebiliyorlar.

Sonuçta piyasa temelli bir toplumda yaşıyoruz ve başarılarımızla değerlendiriliyoruz. Öğrenim hayatımız sürecince rekabet ortamında bulunuyoruz. Ve buna daha fazlasını başarması için çocuklarını üzerinde sürekli baskı uygulayan ebeveynler eşlik diyor. Akademik başarıya odaklanmanın mükemmeliyetçilik ile ilişkisi artık bilinen bir gerçek. Çocuklarına hata yapma fırsatı vermeyen aileler, sonuçta faydadan ziyade zarar veriyor anlayacağınız…

Aynı zamanda başarısızlık korkusunu sosyal medya da önemli etkide arttırıyor. Sonuçta gerçekçi olmayan standartlar, sadece gençlerin değil, yetişkinlerin bile kendileri hakkında endişe etmelerine neden olabiliyor. O sürekli eleştiren bakış açısının yerine, insanın hem kendisine hem de başkalarına karşı daha merhametli bakmasını sağlamak, bu tutumun aslında bir sorun olduğunu anlamak sizi ve gençlerimizi mükemmeliyetçilik hastalığından uzaklaştırıp, daha özgür ve yaratıcı kılabilir…

Bu gün özgürlüğü kısıtlanan, manen ve psikolojik baskı olan insan, aynı zaman da, kendi düşünce alanını daraltmaktadır. Oysa şu bilinen bir gerçek ki; yaratıcılık, yeni icatlar, buluşlar yapma, katma değeri yüksek fikirler üretme, bireyin beyinsel ve düşünsel faaliyetlerini, serbestçe, özgür bir alanda yapması ile olanaklıdır. Bir noktaya fokuslanmak, kendini şartlamak, bireyi geniş düşüncelerden uzaklaştırır. Elbette ki her birey, kendi yaşamı, kendi geleceği, kendi kariyeri ve iş hayatındaki başarısı için, en iyi olanını ister… Bu gayet doğal, gayet makul bir istektir… Ancak, bu istek, bireyin kendi düşünce sistemi içinde oluşturduğu bir döngüdür. İstemek başka şey, istenen şeyi gerçekleştirmek, başka şeydir.. İstenilen şey, akla mantığa uygun mu? Ulaşılabilir bir hedef mi? Zaman, zemin, şartlar, imkan ve kabiliyetler yeterli mi? Dış etkenler ve çevresel koşulların etkisi nedir gibi, daha pek çok sorunun, cevabı bulunmalıdır. Öyle her şey istemekle olsaydı, her birey, istediğini elde ederdi. Bir Ata sözümüz der k; ’’Lafla peynir gemisi yürümez.’’ İstemek başka şey, düşünmek başka şey, yapmak başka şeydir. İnsan oğlunun doğasında vardır; iyinin iyisine sahip olmak. Ancak, bu isteklerimizin ve ortaya koyduğumuz hedeflerin gerçekleşebilmesi için, alt ve üst nedenlerinde yeterli olması gerekir. Bu nedenle, yaşamımızda özenli olmakla, mükemmel olmayı, birbirinden ayırmamız uygun olur. Bir işi iyi yapmak, güzel yapmak, hoşa gitmesini, beğenilmesini sağlamak, elbette ki memnuniyet vericidir. Bunu yaparken, kendimizi şartlamadan, koşullamadan yapmalıyız. Yapılacak işe, itina göstermek, özen göstermek farklı bir durumdur, o işi mükemmel yapayım diye çaba göstermek başka bir şeydir. Tercihimizi, mükemmellikten yana değil, itina göstermekten, özenli davranmaktan yana kullanmalıyız.

Unutmayalım ki; beşer şaşar… Hata yapmayan insan genelde, hiç iş yapmayan insan olarak değerlendirilir. Hatalar, bireyler için ders mahiyetindedir. Hata yapa yapa, hata yapmamayı öğrenir, birey. Niye derler: ’’Bir musibet, bin nasihatten iyidir.’’ Bırakın çocuklarınız mükemmel olmaya çalışmasın. İşine özen göstermeyi, itinalı davranışı öğrensin…Baskılardan uzak, özgür alanlarda düşünen çocuk, daha verimli olur, daha iyi işler yapar…

SON SÖZ: ‘’ HATASIZ KUL OLMAZ’’