Osman Nihat Akın’ın zerafeti

31/03/2021 02:43 1135

 

1905te İstanbul’da doğan Osman Nihat, ünlü besteci ve yazar Ahmet Rasim’in torunudur. Küçük yaştan beri dedesinin bulunduğu müzik toplantılarına katılmış, ayrıca Leon Hancıyan’dan dersler almıştır. Sesi güzel olduğundan, bütün toplantılar iştirak etmiş ve şarkılara katılmıştır. Dedesi onun bir mzüik adamaı olmasını istemediğinden, okumasını arzulamış ve bunun için baskı yapmıştır, ama ondaki musuki aşkı herşeyin üstesinde gelmiş ve çok küçük yaşta bir beste yapıp, dedesine okumuştur. Dedesi Ahmet Rasim okuduğu şarkıyı beğenmiş, kimindir diye sormuş o da Hacı Arif bey’indir diye cevaplamış. Ahmet Rasim de ancak böyle bir eser ondan çıkar diye cevaplamış, bundan cesaret alan Osman Nihat bu benim bestem diyince dedesi onu bastonuyla kovalamıştır. Ses eğitimi için İtalya’ya gitmesini önermişlerse de Ahmet Rasim bunu kabul etmemiş, onun yüksek tahsil görmesini istemiştir. O da iktisat fakültesini bitirmiş ve akabinde Ankara demir yollarında iş bulmuştur. Kısa bir süre sonra radyoya girmiş ve arka arkaya besteler yapmıştır. Kırk tane eser bestelemiş ve bunların tümü beğenilmiş, tutulmuş, plaklara okunmuş ve radyo yayınında yer bulmuştur.

Daha sonra İstanbul’a görevini nakletmiş ve Ptt den müfettiş olmuştur. Teftiş ettiği bir kasada yirmibeş lira açık bulunca Ptt müdürüne şunları söylemiş; biz kasayı yanlış sayabiliriz sen git mal müdürünü bul tekrar sayım yap, aradan aylar geçmiş bir gün Ptt merkezde otururken ona bir mektup vermişlerdir. Mektubu okuduktan sonra ağlamaya başlamıştır, nedenini sormuşlar o da mektupta ne yazıldıysa okumaya başlamış. Şunlar yazıyormuş siz beni mal müdürüne kasıtlı yolladınız ve kasadaki açığı cebinizden ödediniz ben bunu ömrüm boyu unutmam çünkü çocuğum hastaydı parayı onun için almıştım ve yerine koyacaktım.

Odadaki arkadaşlarının çoğu onu alkışlamış, yaptığı bu davranış için kutlamış ama içlerinden biri görevini kötüye kullandı diye onu ihbar etmiş, bunun üzerine o da görevinden ayrılmış ve gazetelerde yazılar yazmaya başlamış, hayatını yazılarıyla kazanır hale gelmiştir. 1956 yılında da bu dünyadan göçüp gitmiştir. Bir örnek davranışı daha, güfte yazarı ve tarihçi, Atatürk’ün sınıf arkadaşı Ahmet refik Altınay 1937 yılında vefat eder, Ahmet Refik onun yakın ve sevdiği bir insandır. Bunun üzerine bir şarkı besteler, ‘’bu yıl ada sensiz içime hiç sinmedi, dilde yalnız dolaştım göz yaşlarım dinmedi’’

İşte Osman Nihat böyle müstesna bir insandı.