ORMAN YANGINLARI ve SEL FELAKETİ 2

24/08/2021 22:14 227

 

Ekoloji gözü ile gelişmeleri analiz eden herkes, bu gerçeği çıplaklığı ile görürü. Bir çok ülkede seller oluşuyor, daha büyük orman yangınları da oluyor. Başta Karadeniz’deki yağış sonrası oluşan sellerin çevre ve yaşam üzerine bıraktığı etki, tamamen insanın yerleşim yeri seçimi ve doğanın 100, 200 yıllık işleyişi dikkate alınmadan yapılan yapılaşmalar neden olduğu, günlerdir bütün çıplaklığı ile görülmektedir. Ancak, bizdeki gibi kimse derelerin içine 10 katlı bina yerleştirmiyor. Dere yatağına sıfır giriş katları olan bina yapılıyor. Hangi ekolojik ve yer bilimine dayalı bilgi ile derenin içine kasaba yerleştirilir.? Derenin üzerine inşa edilmiş HES, ağaçların kesilmesi sonrası, tomrukların depolama üniteleri derenin içine yerleştirilmiş. Son birkaç yıldır Karadeniz’de yaşanan benzer heyelan ve sellerin yaratığı etkilerin tümü, yerleşim yeri yapılanması, ormanlık alanların doğasından koparılarak tek yönlü bitkisel üretime dönüştürülmüş olması yanında, Karedeniz otoyolunun önünü kapattığı küçük derelerin akış yönünün engellenmesi buna sebeptir. Basına yansıyan bütün görüntüler, sellerin akışı yolu üzerindeki küçücük, menfez, köprü, suyun akacağı mazgallar selin büyüklüğüne göre planlanmadığı için,‘SUÇLU ve GÜNAH KEÇİSİ,İKLİM DEĞİŞİMLERİ’oluyor.

Ancak, hepsinden çok seller, yangın ve korona virüs olguları, ekosistemin anlaşılmadığını ve ona göre de önlem alınmadığını gösteriyor.

‘Çevre Sorunlarının Bütünlüklü Olarak Kritik Edilmesi Sürdürülebilir Yaşam İçin Kaçınılmaz.’

Evrenin ve doğanın işleyişini anlamazsak, doğru planlama ve strateji geliştiremeyiz. Sanırım ülkemizin sorunu bu bağlamda çok büyük. Bütün yaşananlardan anlaşılıyor ki, insan soyu, yaratılan çevresel sorunların tek sorumlusu olarak, hayvanların, doğanın ve toprağın kıymetini belli ölçüde bilse de bu mevcut şartlarda yeterli olamamaktadır. İnsanoğlunun içinde yaşadığı doğayı, toprağı, suyu ve soluduğu havayı daha iyi anlaması gerekmektedir.

Dünyamız dün olduğu gibi, bugünde sürekli değişim içinde, bir tarafta ısınıyor, bir tarafta soğuyor ve iklim değişimleri sürekli yaşanıyor. Yarın daha çok iklim değişimleri ve olumsuz etkileri görülecek. Sorun bugünden öngörüde bulunmak ve yarını planlamaktır.

Haberlere bakıldığında, her felaket bölgesinde binlerce insan mağdur, onlarca hava aracı, kara aracı, personel, gece gündüz yarım etmek için seferber oluyor. Bu kadar uğraş ve çabadoğanın işleyişine uygun olmayan yapıların sorununu çözeceğe benzemiyor. Büyük ekosistem ve işleyiş felsefesi anlaşılmadan insanlığa rahat olmayacak gibi görülüyor. Bu kadar bedel ve masraf bilimsel anlayışa uygun bir şekilde önceden işi bilen bilim kuruluşlarına harcansaydı, işi bilen nitelikli liyakatli insan yetiştirilseydi, daha az sorun yaşayacağımız muhakkaktır.

İnsan Faaliyetleri ile Ekosistem, Yaşanılamaz Hale Getiriliyor!

Ekosistemi olumsuz anlamda etkileyen her türlü atık, benzer şekilde orman varlığımızı da tehlikeye atmaktadır. Kentlerden toplanan çöplerin, yakın geçmişe kadar ormanlık alanlara rastgele bırakılması, ormanların yakılması sonucu birçok canlının yaşam alanının kaybolması, ormanların ve anızların yakılması hem toprağın hem de üstündeki canlıların yaşama haklarının ihlal edilmesi ile sonuçlanmaktadır. Bununla birlikte toprakların amaç dışı kullanılması sonucunda bu alanların üretimin dışında kalması ve toprak-bitki yönetiminin yanlış yapılması, toprağın aşınmasına sebep olmaktadır. Diğer bir tanım ile erozyon oluşmakta ve bunun sonucunda toprak yok olmaktadır. Kısacası topraklarımız ölmektedir. Ayrıca, ölen yalnız toprak değil, ekosistem içinde yer alan diğer canlılar da olumsuz etkilenerek, bulundukları ekolojiden uzaklaşmaktadırlar. Toprağın erozyonla ölümünü durduran ağaçlar, diğer bitkilerin kökleri ve kök bölgesindeki mantarlar, aktinomisetler, bakteriler gibi diğer canlılardır. Bu bağlamda ormanın yani ağacın toprağın erozyonunu önlemedeki rolü ve önemi bilinenin de ötesindedir.

Yarın devam edeceğiz…