ORMAN YANGINLARI ve SEL FELAKETİ

23/08/2021 00:26 198

 

Son bir ay içerisinde, ülkemiz üst üste gelen, büyük felaketler yaşadı. Orman yangınları, akabinde meydana gelen, sel felaketleri ve Irak sınırımızda yürütülen, Kartal-Pençe harekatında verdiğimiz şehitler, ülke olarak, büyük üzüntü duymamıza ve acı çekmemize neden oldu…

Yaşanan sel ve Yangın felaketlerinin Günah Keçisi iklim değişikliği mi? Yoksa,  Doğanın İşleyişine Uygun Planlama Yapmayan İnsanın Rolü mü! Üzerinde ısrarla ve ciddiyetle durulması gereken bir husus. Elbette ki konunun uzmanları ve akademisyenler, bilim insanları, bu tabii afetler için, görüşlerini, sorun/öneri/çözüm ekseninde dile getiriyorlar.

Biz insanlar, doğanın efendisi değil, doğanın bir parçasıyız. Bütünlük içinde bir arada yaşamak durumundayız. İşte bunlardan biri de, yakın dostum, değerli akademisyen ve bilim insanı, Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Öğretim  Üyesi, Prof. Dr. İbrahim Ortaş. Bilge bir kişiliğe sahip olan Ortaş, her zamanki gibi, büyük bir sorumluluk anlayışı içerisinde, görüş ve önerilerini benimle paylaştı. Bu değerli dostumun, görüşlerini ihtiva eden yazısını, ben de siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim.

Özet

Son günlerde yaşanan afetler, bilinmeyen ve beklenmeyen gelişmeler değildir. Suyun denize ulaşacağı dere yatağı daraltılmış ve sıfır noktasına yerleşim yerleri yapılmış. Derelerin gerisindeki dağlardaki doğal bitkiler ve ağaçlar kesilmesi sonucu, yağışları tutacak bitki kökleri ve toprak zayıflamıştır. Beklenen iklim etkileri ile birim zamanda yağışların artması ile oluşan suyu tutamayan aşınmış toprak, ortamından hızla eğim doğrultusunda denize ulaşmak istemektedir. Karadeniz’in coğrafi yapısı gereği, derelerde biriken suların akış yönünde daraltılan dereler ve üzerine kurulan HES, Karedeniz otoyolunun çoğu yerde dağdan denize akan küçük derelerin önünü kapattığı veya daralttığı akış kanalları ve tomruk/kereste depolarının yaratığı baraj etkisi ve sonrasından kalıba sığmayan büyük su kütlesinin hızla Bozkurt kasabasına dalışı bütünlüklü olarak suç ve suçlunun kim olduğunu anlatıyor. Nerdeyse bile bile kendimizi afete maruz bırakmışız. Bu durumda kabahat yağışta mı? Yoksa doğanın yolunun tıkanmasına müsaade eden, yanlış yapılanma ve imarları verenlerde mi? Milyonlarca yıldır sürekli değişim geçiren dünyanın kendi dinamiği bilimsel bilgi ile biliniyor ve an ve an uzaktan da izlenmektedir. Doğayı kendimize uydurmaya değil, kendimi doğanın yasalarına uygun hale getirmemiz gerektiği anlayışını maalesef öğrenememiş ve benimseyememişiz. Unutmayalım; yer yer küçük çaplı barajlar yaparak doğadan yararlanıyoruz, anacak doğaya gücümüz yetmez. Önemli olan doğaya uygun yaşamayı öğrenmektir. Coğrafya, jeoloji, ekoloji, tarım-toprak bilinmeden ve de anlaşılmadan kent, tarım ve orman yönetimi sağlanamaz. Yaşanan-yaşanacak ciddi afetler önlenemez.

Ne yazık ki doğayı ve bütünü kavrayacak bir eğitim yapımız yanında toplumsal kültürel bir zihin hazırlığımızda yok görülüyor. İleride yaşanacak iklim değişimlerinin yakıcı etkilerine karşı ne denli hazırlıksız olduğumuz görülüyor.

Özetle,  yaşanan felaketlerin etkisinin önlenmesi veya minimize edilmesi mümkündür. İnsanın doğanın ve bilimin öngörüsüne uygun olmayan tutumu, her boş bulduğu alanı arsa sanarak, kendince kurguladığı eksik ve doğanın yasalarına uygun olmayan yapılaşmalar can ve mal kaybına neden olmaktadır.

Sel Felaketleri Adeta Geliyorum Demiş.

Son 20 günde Karadeniz’de sel felaketleri, Akdeniz ve Egede orman yangınları çok ciddi can, mal ve doğal yaşamın kayıplarına neden oldu. Önce Rize ve Artvin, şimdi Kastamonu, Bartın, Karabük ve Sinop’ta kuvvetli sağanak yağış sonrası yaşanan sel felaketleri, can ve mal kayıplarını artırdı. Sonra Akdeniz ve Ege kıyılarında günlerce devam eden ve halen yer yer devam eden orman yangınları... Orman yangınları, artan kuraklık, sıcak iklim ve kıyılara brikmiş insan nüfusunun oluşturduğu betonlaşmaya bağlı oluşan ısı adacıkları ve çevreye rast gele bırakılan camsı maddeler. Yine can kaybı, mal kaybı, çok sayıda evcil hayvan ve doğadaki canlıları yaktı. İki yıldır devam eden korona virüs salgını ile yaşamı felç eden felaketler… Bütün yaşanan felaketler birer sonuç ve açıklanabilir nedenleri var tabii. Doğanın kendi işleyişi dünde vardı bugünde var.

Yarın devam edeceğiz…