ÖLÜM VE ÜZÜLMEK

23/08/2021 00:23 805

 

Ölüme neden üzülür insan?

Galiba, gidenin bir daha görülmeyecek olmasından!

Galiba, gidenin bir daha gelmeyecek olmasından!

Yoksa, ölümün olacağını herkes biliyor ve kabul ediyor olması gerekmez mi?

Dolayısıyla, ölüm gerçekleştiğinde olağan karşılamak gerekmez mi?

Ama öyle olmuyor ve her ölüm, sevenlerinin dayanılmaz üzüntüleri ile karşılanıyor.

Sanki, ölüm sürprizmiş gibi, olması beklenmezmiş gibi.

Bizim gibi kısa sürede iki kardeş ölümü yaşadığınız zaman bu durumu daha iyi görme imkânını yakalıyorsunuz.

2021 yılının Ocak 21’inde en büyük abimiz Sinan’ı ve Ağustos 10’da da onun küçüğü İrfan’ı kaybettik.

Çok üzüntülüyüz, çok yanıyoruz.

Üzülmemek mümkün değil elbette.

Bu yaşa kadar beraber neler yaşamışsınız. Bu yıllarda ne kadar çok hatıralar biriktirmişsiniz. Ne kadar çok acı, üzüntülü, zor günleri omuz omuza atlatmışsınız.    

Ne kadar mutlu günleri birlikte karşılamışsınız, kim bilir.

Zaten, galiba hatıralar, insanlar arasındaki bağın kuvvetini belirleyen en önemli unsur.

Yasımızı ve acımızı paylaşan herkese çok teşekkür ederim. Bizzat cenazeye katılarak, definin gerçekleştiği köydeki aile mezarlığımıza kadar gelerek, daha sonra yas yerimize gelerek, telefon ederek, sanal alemi kullanarak acımızı paylaşan herkese ailem adına çok teşekkür ederim. Acılar paylaşılınca azalıyor.

Bütün bu ölüm ve ölüme üzülme gerçeği varken başka bir gerçekten de kaçmak mümkün olmuyor.

Nedir o gerçek?

Sen yaşadıkça hayat devam ediyor!

Hayat ancak, bizzat senin bu dünyadan göç etmenle bitiyor ve duruyor.

Ne kadar yakınınızın bu dünyadaki yaşantısı sona ererse ersin, siz yaşamaya devam ettiğiniz müddetçe hayatı yürütmek zorundasınız.

Bu gerçeğin ışığında, yani sizin için hayat devam ettiği müddetçe çevreden, insandan, ülkeden kopmak mümkün değildir.

Ölüm ve ölüme üzülmek ne kadar hayatın bir gerçeği ise yaşandığı müddetçe çevreden kopmamak da o kadar bir gerçektir.

Hele ülkemizde neredeyse saat geçmiyor ki çok önemli gündem oluşmasın. Bu durumda şartlar ne olursa olsun çevreye kayıtsız kalabilmek mümkün mü?

Çünkü ülkemiz, vatanımız ve milletimiz bizim en önemli hayat ağacımızdır. Bu ağacın kurumasını görerek kişisel kaygılarımıza, üzüntülerimize kapanıp kalmak olmuyor, olamıyor.

Ülkemiz açık bir  kontrolsüz göç ile istila edilirken buna seyirci kalabilmek mümkün olmuyor, olamıyor.

 İnanılmaz yolsuzluk iddiaları orta yere saçılırken, yani ülke talan edilirken sessiz kalabilmek mümkün olmuyor, olamıyor.

Ülkede yaşanan pislikler artık gizlenmez hale gelmişken bunlardan banane demek mümkün olmuyor, olamıyor.

Ülke adeta rüzgâr önündeki sonbahar yaprağı gibi savrulurken bu duruma göz yummak mümkün olmuyor, olamıyor.

Gençlerin ülkemizin geleceği ile ilgili düşüncelerini öğrendikçe, anladıkça bu duruma kahrolmamak mümkün olmuyor, olamıyor.

Yangın felâketleri, sel felâketleri ve bu tür afetlerin nedenleri orta yere saçıldıkça bu duruma duyarsız kalmak mümkün olmuyor, olamıyor.

Her yaşanan zor durumdan sonra koskoca devlet yönetiminin hemen Iban numarası verip bizlerden para istemesini görüp de suskun kalmak mümkün olmuyor, olamıyor.

Bir aşı konusunun ne olduğunu, nasıl olduğunu anlamadıkça bu durumu garipsememek mümkün olmuyor, olamıyor.

Ülkenin borç batağından çıkmasının yolu kalmadığını gördükçe buna önemsiz gibi davranmak mümkün olmuyor, olamıyor.

Bütün bu ve daha yazmadığım birçok ağır ve zor gerçeklerle karşı karşıya bulunduğumuz halde ülkenin uçtuğunu söyleyen yönetim kadrosuna ve buna inananlara neden böyle yapıyorlar diye sormamak mümkün olmuyor, olamıyor.

Kısacası, ülkemizin yönetilmediğini, yönetilemediğini görerek sessiz kalmak mümkün olmuyor, olamıyor.

Galiba, Vatan ve Milletseverlik de böyle bir durum olsa gerek.

Yani, kişisel olarak içinde bulunduğunuz üzüntü, kaygı, endişe ne olursa olsun hayat devam ediyor ve hayat devam ettikçe de çevrede yaşananlardan kaçınmak mümkün olmuyor, olamıyor.