O zamanların insanları...

21/11/2022 18:32 309

 

1940'lı yıllar.

Türkiye'de Üniversite bir elin parmakları kadar az.

Ailesinin hali vakti yerinde olan gençler,okumak için yurt dışın gitmeyi tercih ediyor.

Peyami de o şansı elde etmiş olanlardan birisi.

Fransa'ya kapağı atmış, orada eğitim görüyor.

Fırsat buldukça da kültürel etkinlikleri kaçırmıyor.

Aşağıdaki hikaye de ona ait.

***

Paris'te 1938'de bir tiyatronun vestiyer görevlisi kadın, temsil bittikten sonra, Amerika'lı müşterilerden birine paltosunu giydirir.

Ancak müşteri tedirginlik içerisinde onu geri çıkarır;

"Bu palto benim değil" der "Yanlış verdiniz galiba"

Vestiyer kadın, Amerikalı'nın paltosunu arar.

Fakat bulamaz.

Yoktur.

O paltoyu yanlışlıkla bir başka müşteriye giydirdiğini anlar.

Üzüntü içerisinde müşteriye sorar;

"Ceplerinde değerli bir şey var mıydı efendim?"

"Evet vardı...Paltomun cebinde 150 dolar kadar para ve Amerikan sigaraları vardı"

Buraya bir not koymak istiyorum.

O zamanların insanları pek kolay yalan söylemezlerdi.

Yani ahlak henüz bu derece bozulmamıştı.

Avrupa'da da, Amerika'da da, Türkiye'de de.

Yani vestiyer kadın bütün bunları ödemekle kalmayacak, tiyatro ile mukavelesi de feshedilerek, işten atılacaktır.

Amerikalı'dan bir gün kadar mühlet ister;

 "Efendim, paltonuzu yanlışlıkla almış olan müşterimiz, muhtemelen yarın geri getirecektir. Bana öbür gün sabaha kadar  mühlet verirseniz paltonuzu size geri iade ederim"

Amerikalı çaresiz kabul eder;

"Peki, öbür gün sabah görüşürüz" diyerek oradan ayrılır.

Vestiyer o günü uykusuz geçirir.

Kendi kendine yorum yapar yatakta;

"Bu paltoyu yanlışlıkla giyip giden müşteri Fransız'sa geri getireceği şüpheli.Amerikalı ise fifti fifti.. İngiliz'se geri getireceği muhakkak"

Böylece zihninde bütün milletlere göre birer ahlak notu verir.

Ertesi gün, sabahtan itibaren gözleri kapıda o müşteriyi bekler.

Öğleye doğru, zayıf gözlüklü, orta yaşlı ve orta boylu bir adam çıkagelir ve paltoyla birlikte ceplerindeki dolarları ve sigaraları kadına teslim eder.

Kadın sevinçten çıldırır.

Bu dürüst müşteriye bir çift bilet hediye etmek ister.

Ancak kabul ettiremez.

Merakla sorar;

"Fransız mısınız?"

"Hayır madam"

"İngiliz?"

"Hayır"

"Peki ya İtalyan?"

"Hayır madam ben Türk'üm"

O zaman kadın, gece aklından geçenleri anlattıktan sonra "Türkler hiç hatırıma gelmemişti" der.

Ve müşterisine Türk bayrağının rengini hatırlatan kırmızı ve beyaz güllerden yaptırdığı bir buket hediye eder.

Bu Türk Peyami Safa'dır.

Peki kimdir Peyami Safa?

Türk İnkılâbına Bakışlar'da Kemalist milliyetçi olarak değerlendirilen Peyami Safa, Türk Edebiyatında önemli bir yer tutar.

1961 yılında İstanbul'da vefat eden değerli edebiyatçımızı bu vesile ile saygı ile anıyorum.