NİYAZİNİN GİDİŞİ

05/02/2020 20:51 581

 

İsmet Aydemir kardeşim anlatıyor; 1992 senesinde, Berlin’in kuzeyinde, doğu Almanya bölümünde, bir kadın doğum hastalıkları bölümünde, şef olan bir alman hekimi ziyaret ettim.

Almanya birleşiyor, batı Almanya’daki işsiz hekimler de doğu Almanya’da hasta hanelerde iş arıyorlardı. Kadın Doğum Hastalıkları Bölüm şefi ile tanışma toplantısı yaptık.

-Libya’da dört sene kadın doğum hastalıkları üzerine çalıştım. Orada herkesin evi var.

Orada herkesin işi var. Oradaki yönetim, neft (petrol) gelirlerini, herkesin bankadaki hesabına eşit olarak paylaştırıyor. Sağlık ücretsiz, diye anlatıyordu ki; elindeki bardağı efkarlı bir şekilde kaldırdı ve ilave etti:

*İŞTE orada tek BU YOK. (Bardağın işi bira doluydu) ORADA ALKOL YOK, dedi.

Onun bölümünde çalışmaya karar verdik, ama üstlerine sorması gerektiğini anlattı.

İki hafta sonra yanıt geldi. Sözde sosyalist, yani toplumcu Almanya’nın üst makamları, DOĞU ALMANYA’YA YABANCI İSTEMİYORLARDI, HEKİM BİLE OLSA…!!!

Onlara teklif etmiştim. Doğu Almanya’dan isteyen herkes batıya gitsin.

Doğu Almanya’ya Türkiye’den anında birkaç milyon kişi getirebileceğimi söyledim.

Hayret etti:

-Gelirler mi, diye sordu.

Doğu Almanya’nın birçok yeri adana ovası gibi güzeldi, güneş eksikti.

Çalışmakla, saygıyla, sevgiyle, bilgiyle güneşi de getirebileceğimizi söylemiştim.

Hayret etmişti, beraberce çalışabileceğimizi sevinçle ifade etmişti.

CHIRISTOPH HÖLZNER, alman istihbaratında yıllarca çalışmış, Tali banla ilişki kurmuş, orta doğuyu oldukça iyi tanıyan bir alman vatandaşı, Karlsruhe’de Alman anayasasının yanı başında bir sinemada iki yüz kadar davetliye anlatıyordu:

-Libya’ya gittim. Kaddafi ile görüşmek istedim. Ondan maddi destek isteyecektim. O maddi destek ile Avrupa’da NATO’nun Libya’ya saldırısına karşı halkı örgütlemek istemiştim.

-Ama Kaddafi’nin etrafını ajanlar sarmıştı, beni onunla görüştürmediler!

Tüm basın yayın kanallarında gösterilen şu filimi gösterdi:

Napoli’de güya halk,  Kaddafi’ye karşı gösteri yapıyordu.

-BU GERÇEK DEĞİL, BU FİLİM KATARDA ÇEVRİLDİ. UYDURUK NAPOLİ ŞEHRİ KATAR’DA YAPILDI.

-KADDAFİYE KARŞI İMİŞ GİBİ GÖSTERİLEN KİŞİLER İSE ;

1500 KİŞİ KADAR UYUŞTURUCU BAĞIMLISI TALİBAN ÜYELERİYDİLER, dedi.

Libya’da lüks bir otelde kalan tanınmış basın yayın kuruluşlarının davranışlarını gösterdi:

-Katar’da Film için kurulan uyduruk Napoli şehrinden gelen bu filmleri,

tanınmış basın yayın kuruluşları sanki Libya’daki Kaddafi’ye karşı HALK GÖSTERİLERİ imiş gibi tüm dünyaya yayarak toplumları kandırdılar, dedi.

Türkiye üzerinden haçlı ordusu, NATO Libya’yı bombaladıktan sonra, Katar’daki bu bin beş yüz kadar uyuşturucu bağımlısı Tali ban üyesini Libya’ya getirdiler.

Libya güvenlik güçleri, onları teslim alarak, bir büyük salona doldurdular.

Bu defa bu uyuşturucu bağımlısı Tali ban üyeleri ‘ÇOK YAŞA KADDAFİ’ diye bağrışıyorlardı.

Bense, haçlı ordusu NATO’nun Libya’ya saldırısından önce Berlin’deki Libya büyükelçiliğini defalarca saatler boyunca telefonla aradım, ilişkiyi Alman makamları kesmişlerdi!!!

Karadeniz’de bizimi komşu köyde, 1880 li senelerinde Libya Fizan’a, on beşin üzerinde 183 genç asker olarak gönderilmişti. Otuz sene önce o köye gittim.

Bana Fizan’dan arapça yazılmış bir asker mektubu okudular.

-İNGİLİZLER SALDIRDI, HEPİMİZİ PUSUDA KIRDILAR. YİNE SALDIRACAKLARMIŞ.

Ve o 183 gençten, iki genç geri dönebilmiş.!

-İngilizlere esir düştük. İngilizler bize Anadolu da yaptığımız bir makinayı yapmamızı söylediler. Biz öküz arabasını yaptığımızı söyledik. Bize, tamam öküz arabası yapın, dediler.

Biz, arabayı yapınca bizi öldürürler, diye düşündük.

-HER AĞAÇDAN OLMAZ, BU ARABA, İLLAKİ IHLAMBUR AĞCI OLACAK,’’ diye direttik.

Bizi ormanları gezdirdiler. Sonunda kalın ıhlambur ağaçları bulduk.

Tekerleri, boyunduruğu, arabayı hepsini ıhlamburdan yaptık. Halı işler gibi ağaçları oyarak desenlerle süsledik. İki sene içinde arabayı bitirdik.

Arabayı beğendiler, bir camekânlı yere koydular Anadolu da böyle araba yapılıyormuş diye sergilediler.

-OSMANLI İNGİLİZ, esir değiş tokuşunda öncelikle bizi serbest bıraktılar. Osmanlının esiri azdı.

Diye anlatmış bu iki genç köylerinde…

İstanbul’dan hükümet emiri gelmiş Ünye’ye. Fizan’a asker gidecek, diye. Sadece Türk örf ve adetine göre yaşayan Türkmenlerden on beşine gelen gençler asker olurmuş.

Rumlardan, Ermenilerden, Kürtlerden sadece isteyen askere gönüllü olarak gidermiş.!

TÜRKMENLERE MARABA, denirmiş. (salak, apdal, bula, akılsız anlamına gelirmiş, 600 sene boyunca)

Haber gelince muhtar köye haber salarmış, iki ay sonra emiri okuyacağım, diye. Bu arada yeni bala kazanılsın diye zaman tanırmış. Köy meydanına toplanmış ahali.

Muhtar isimleri okumuş herkes geçmiş, muhtarın gösterdiği tarafa, tam 182 genç.

Ahalinin arasında bir genç daha varmış. Muhtar, ona seslenmiş.

*Sen niçin geçmedin askere gidecek tarafa!

Genç yanıtlamış:

*Ben daha küçüğüm, yaşım 12 demiş.

Muhtar kızmış ve kükremiş:

*Senin yaşını baban küçük yazdırmıştır, sen de geç ulan, asker olacaklar tarafına!!!

12 yaşında o da gitmiş Fizan’a. Ondan bir mektup aldım rüyamda.

Yaz amca benim anımı, diyordu.

-HEY ANADOLU TÜRKMENLERİ!

TBMM deki, yani Türkiye büyük masonlar meclisindeki tüm siyasi fırkalar,

dünyaya beş bin yıldır, parayla silahla yalan ve dolanla hükümdar olmuş, ALİ BABA VE KIRKHARAMİLERİN ellerindeki ÜÇ KAĞITLARDIR.

*TÜRKİYEDEKİ SEÇİM SONUÇLARINI AZMANİSTAN ANKARA BÜYÜKELÇİLİĞİ BELİRLER.

SON SÖZ:’’ NE ŞEHİT OLDU NE GAZİ, PİSİ PİSİNE GİTTİ NİYAZİ.’’