Ney ve Mevlevilik

02/01/2020 20:10 813

 

Her tür müziği severim , dinlerim ve de zevk alırım. Gönlümde , anılarımda ağırlıklı yer tutan Türk Sanat Musikisi .

Musiki , duyguların sese dönüşü ile ilgili bir olay. Musikideki sesleri , etkileyici, hoş kılan, seslerin uygun biçimde dizilişi , ritmi  yani armoni ve melodi.  Müzik yapıcı , birleştirici, ortak , evrensel bir dil. Renk, ırk, dil, din, kültür ayırt edilmeden paylaşılan bir güzellik. Sevgi , neşe , sevinç, hüzün , hayal , özlem , teselli ve de anımsama.

Musiki sayesinde ruhlarımız dinlenir, duygu kapılarımız aralanır , yalnızlığımızı unutur , rahatlarız.

Yaşamımın hiçbir döneminde kopmadım musikiden . Adana’da 47 yıldır iç içeyim musiki ile. Çünkü Adana bu yönden çok zengin. Her türlü imkan var. Üstelik , çok değerli sanatçılar da yetişmiş, Türkiye çapında ünlenmiş. Her türlü sazı severim ama kemençe , tambur , yaylı tambur , neyin sesleri benim için çok daha etkileyici. Adana’da ne yazık ki , bu sazlar fazlaca değil. Bu yüzden bu açığımı tamburda Necdet Yaşar, yaylı tamburda Ercüment Batanay , kemençede Derya Türkkan , neyde Niyazi Sayın ve Erguner Kardeşler ile gideriyorum.

Bu yazımda Mevlevilikte hakkın çağrısı ve ses çağlayanı olan neyden bahsedeceğim. Ney , Mevlevi ayinlerinde, tasavvuf musikisinde etkin ve önemli bir saz.  Neyzenlerin çoğu da Mevlevi .

Tasavvufu, en kapsamlı ve en iyi biçimde işleyenler Mevleviler. Diyorlar ki! Evrendeki her şey, Tanrının bir tecellisidir. İnsan da, yaratılmışların en şereflisi ve Tanrının yeryüzündeki halifesi ve içinde , Tanrının gizlendiği , Tanrı nurunun taşıdığı bir bedendir.

Tutkularından arınanlar , madde dünyasından uzaklaşanlar , iç dünyalarına dönenler, içlerindeki Tanrısal ruhu ve nuru yakalar , hak ile hak olurlar.

Bedenler  fani, yani ölümlü, ruhlar-canlar ise baki, yani ölümsüz. Bizler yaşamak için ölüyoruz ve Tanrımıza dönüyoruz. Tanrıdan geldik, yine ona dönüyoruz.

Ney ya da nay, kamıştan yapılan bir çeşit nefesli saz. Ney ,ilk defa İran’da, Anadolu’da ve Doğu Türkistan’da görünmüş çok eski bir müzik aleti. Her kamıştan ney olmaz . Bunun için özel bir kamış gerekir . Sarı ve düzgün kamışlar ney için uygun. Sıcak iklimi olan Suriye , Hatay , Adana ve Antalya’da ki sazlar ney için uygun kalitededir. Kamışın boğumları kısa olmalı ve kesilen kamışlar, en az bir yıl bekletilmeli. Çünkü kururlar ve daha iyi ses çıkarırlar.

 Ney kamışları 9 boğumludur. Boğumların çatlamaması için çevresine madeni veya gümüş tel sarılır. 6’sı üstte, 1’i altta olmak üzere kamışa kızgın demir  ile 7 delik açılır. Baş tarafına yani üfleme bölümüne fil dişi , abanoz veya kemikten yapılmış bir parça eklenir , ağız bölümüne takılana prazvana , üflenen bölümüne takılanına da başpare denir .

Ney çalınmaz , ney üflenir. Ney çalana da neyzen denir . Akortlarına göre neyler : bolahenk , süpürde, yıldız, müsdahsen , kız, mansur , şah , davut .. Yarım sesler çıkarana da nısfiye , mağbeyni .

Ney sesi , insan sesine en yakın olan ses. Ve ney sesi çok etkileyici.

Hz. Mevlana insan ile neyi birbirine benzetmiş. Ve neyi bir insan gibi görmüş. Kamıştan koparılan neyi ana vatanından ayrılan, üzüntü çeken insana benzetmiş. Neyde de 7 delik vardır, aynen insanda olduğu gibi.

Mevla’ya göre ruh ve beden birliktedir, ayrı değildir. İnsana tanrı tarafından ruhu üflenmiştir, neyde de bu üfleme, neyzenin nefesi ile olur.

Neyi bu saydığım özellikleri ile anlarsak, daha da severiz, önemseriz. Çünkü o, tanrıya giden yolda bir vasıta.