NEME LAZIM DİYENLERE

02/04/2021 01:53 522

 

Kanuni Sultan Süleyman’ın kafasına takılan ve onu yoran bir soru vardı:
Çok güçlü bir duruma getirdiği Osmanlı Devleti’nin akıbetini hayâl eder, günün birinde “Osmanoğulları da inişe geçer, çökmeye yüz tutar mı?” Diye, kendi kendine düşünür dururmuş…
Bu sorunun cevabını almak için, dönemin  ünlü̈ Türk alimi, Yahya Efendi’ye Sadrazamını gönderir…
Sadrazam gider, padişahın sorusunu , Yahya Efendiye iletir. Yahya Efendi sadrazamı dinler ve cevabını söyler… Cevabı alan sadrazam, saraya döner ve huzura çıkar…
Kanuni; “ne dedi?” Diye  sorar…Sadrazam cevabı söyler;
“Neme lazım dendiği zaman..!”
Kanuni, “Başka bir şey söylemedi mi?”
“Hayır efendim. Bir tek cümle söyledi.”
Bu cevabı uzun bir süre düşünen Kanuni, sonunda ünlü̈ alime mektup yazar, bunun ne anlama geldiğinin açıklanmasını ister. “Çeşitli yorumlar yapıyorum, ama doğrusu nedir, onu ancak siz söylersiniz” der.
Ve ünlü̈ alim Yahya Efendi de bir *mektup yazıp, Kanuni’ye gönderir.
Mektup söyle;
“Bir devlette zulüm yayılırsa, haksızlık, hukuksuzluk ve yolsuzluk sıradan bir hale gelirse, işitenler de “neme lazım” deyip uzaklaşırsa, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yerse,
bilenler bunu söylemeyip susarsa ve gizlerse,
Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin feryadı göklere çıkar, bunu da taslardan başkası işitmezse,  İşte o zaman devletin sonu görünür.
Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır. Halkın güveni ve itimadı sarsılır. Asayişe itaat hissi kaybolur. Halkın umutları yok olur, böylece devletin yıkılması mukadder ve kaçınılmaz hale gelir..”

Evet değerli dostlar; bu ülkede yaşıyorsak, refah düzeyimiz artsın diyorsak, ekonomik değerlerimiz güçlü olsun, huzurumuz iyi olsun diyorsak, yarınlara güvenle  bakmak istiyorsak, gelecek nesillere güzel bir ülke bırakmak istiyorsak, öncelikle bizler, sorumluluklarımıza sahip çıkmalıyız. Daima sağduyulu, daima aklı selim olmalıyız. İçte ve dıştaki gelişmeleri yakından takip edip, ülkemize zarar verecek gelişmelere karşı, vatandaşlık görevimizi yerine getirmeliyiz. Unutulmaması gereken en önemli husus; tarihsel olarak, daima iç ve dış düşmanlarımızın olduğudur. Türk tarihini iyi bilmek gerek… Ta Orta Asya’dan bu güne kadar olan tarihimize bakmakta yarar var. Güçlü olduğumuz sürelerde, içeriden Bizans oyunları ile yıkmaya çalıştılar hep.. Zayıf olduğumuzu düşündüklerinde ise, saldırdılar, savaşa zorladılar…

Nitekim, emperyalist ülkelerin son hamlesi, kurtuluş savaşımız esnasında olmuştur.

Bu gün 30 Ağustos 1922’den beri özgür ve bağımsız bir ülke olarak yaşamımızı sürdürüyorsak, şüphesiz ki bu durumu, her şeye rağmen, Cumhuriyet’e ve Demokrasiye olan bağlılığımızdandır. Her dönemde olduğu gibi, bu dönemde de ülkemizi karıştırmak, kargaşa çıkarmak, güçsüz düşürmek isteyen, dahili ve harici bedhahlar mevcut… Ve her daimde olacaktır. Bu gerçeği asla unutmadan, neme lazım düşüncesinden uzaklaşmalıyız. Bu ülkede olup biten her şey, her vatandaşı ilgilendirmeli.  Yoksa ünlü şairimizin dediği gibi; ‘’ Sahip çıkılmayan vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan, bu vatan batmayacaktır’’ durumu olur.

Cumhuriyetimize, Demokrasimize, Devletimize karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Demokrasinin ve hukukun kurallarından ayrılmayarak,  sorumluluklarımıza sahip çıkmalıyız. Birlik, beraberlik için de kenetlenmeliyiz. Kenetlenmiş bir Ulusun, başaramayacağı hiçbir şey yoktur.

Muhteşem Süleyman, muhteşem Osmanlı İmparatorluğunun geleceği için, kafa yorup, alimlere soru sorarken, çok yerinde idi, endişelenmesi…Koca İmparatorluğun geleceği ne olacaktı?

Padişahın bu endişesi, yıllar sonra onu misliyle haklı çıkardı. Üç kıtaya hükmeden, milyonlarca km toprağı iradesinde tutan, o koca  cihan İmparatorluğu, ne yazık ki, Kanuni’den sonra, o görkemli, o ihtişamlı konumunu kaybetmeye başladı…İşte bütün bu olup bitenler ve İmparatorluğu parça parça eden, Yahya Efendi’nin belirttiği hususlardı…Eğer, Yahya Efendinin söylemlerine sahip çıkılsaydı, belki bugün, çok daha başka bir konumda olurdu bu ülke…

SON SÖZ:’’ VATANA İHANETİN NEDENİ OLMAZ, ER YA DA GEÇ BEDELİ OLUR.’’
NOT: *Bu mektup, 500 sene önce yazılmış̧ ve halen Topkapı Sarayı’nda sergilenmektedir.