Neme Lazım!...

30/07/2020 00:27 134

 

Kanuni Sultan Süleyman, en yüksek duruma getirmiş olduğu devletin akıbetini hayal eder, günün birinde “Osmanoğulları da inişe geçer çökmeye yüz tutar mı?” diye derin derin düşünmeye başlamış.

Bu gibi sorularının cevabını çoğu zaman sütkardeşi meşhur alim Yahya Efendi’ye sorduğundan bunu da sormaya niyet etmiş.

Güzel bir hatla yazdığı mektubu, bilgisine inandığı Yahya Efendi’ye göndermiş;

“Değerli kardeşim; sen ilahi sırlara vakıfsın, kerem eyle bizi de aydınlat.

Bir devlet hangi halde çöker?..

Osmanoğulları’nın akibeti nasıl olur?...

Bir gün olur da izmihale uğrar mı?” şeklinde sorular içeren mektubunu okuyan Yahya Efendi’nin cevabı padişahı tatmin etmez.

Zira verilen cevap hem çok kısa, hem de açıkça anlaşılmaz bir ifadedir;

“Neme lazım be sultanım”

Topkapı Sarayı’nda bu cevabı hayretle okuyan Kanuni Sultan Süleyman, pek bir şey anlamaz.

Ancak; Yahya Efendi gibi bir zatın, böylesine basit bir cevapla işi geçiştirmeyeceğini bilir.

Kendi kendine bir beyin jimnastiği yapar.

Sonunda “Acaba, bilmediğimiz bir mana mı vardır bu cevapta? Diye düşünerek; Yahya Efendi’nin Beşiktaş’daki dergahına gider.

Sitem ederek  “Cevabını almadığını düşündüğü” sorusunu tekrar sorar;

“Ağabey ne olur mektubuma beni tatmin edecek bir cevap ver.Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al”

Yahya tebessüm ederek ; Kanuni Sultan Süleyman’ın ellerini avuçlarının içine alarak cevap verir;

“Sultanım sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi?. . Ben sorunuz üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de size arz ettim”

Kanuni Sultan Süleyman da, Süt kardeşi Yahya Efendi’nin ellerini okşayarak;

“İyi ama ben bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece ‘neme lazım be sultanım’ demişsiniz.. Sanki ‘beni böyle işlere karıştırma’ der gibi anlam çıkardım ben bundan” deyince, daha açık konuşmuş;

“Devlet halkının taleplerine ‘neme lazım’ diyerek baktığı zaman izmihale uğrar”

“Yani?..”

“Sultanım…Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işiten devlet erkanı da  ‘ neme lazım, bana dokunmuyor’ deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler kendi ikballerine bir şey olmasın diye sussa, fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin feryadı göklere çıksa, bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür.

Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimad ve hürmeti sarsılır.

Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur.

Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir”

Bunları dinlerken ağlamaya başlayan koca sultan, söyleneni başını sallayarak tasdik eder, sonra da kendisini böyle ikaz eden bir alime memleketinin sahip olduğu için Allah’a şükreder.

Yahya efendi’ye ise bu tür tenbihlerini her zaman çekinmeden söylemesi gerektiğini anlatarak ona teşekkür eder.

Yukarıda bahsi geçen söz konusu mektup, halen Topkapı Sarayı’nda sergilenmektedir.