Neler Oluyor bana?

14/09/2020 06:16 222

 

Sanıyorum merdiven yapımlarında giderek daha sert malzeme kullanılıyor.

Eskisine göre hem basamakları çoğalttılar, hem boylarını yükselttiler.

Her şeyden önce ikişer ikişer çıkılmaz oldu.

Tek tek çıkmak zorunda kalıyor insan.

Sitemiz gazinosunda bir teras katımız var.

Tavlacılar oraya çıkıyor.

Geçtiğimiz yıllarda arkadaşlarımın oyunlarına yetişmek için merdivenleri ikişer ikişer atlayarak çıkardım.

Mehmet Kanal'a, Yaşar Sayıl'a, Muharrem Çay'a, Zafer Dinçer'e takılırdım "Haydi daha canlı" diye.

Geçtiğimiz yıl bir düştüm; artık teker teker ve yavaş çıkıyorum merdivenleri.

Arkadaşlarım da bana biraz alaycı takılıyorlar "Bakıyorum o düşme sana ders olmuş" diye.

Sabahları yatağımda gazete okuyarak, televizyon izleme huyum vardı.

Televizyonda bildiğim bir haberin detayları varsa gözüm gazeteye kayar, yok yeni duyduğum ya da önem verdiğim bir görüntü varsa, hemen uzak gözlüğümü takar televizyona bakardım.

Şimdilerde gözüme de bir hal oldu.

Uzak gözlüğümle televizyonu eskisi kadar net göremiyor, alttaki küçük ya da hızlı geçen yazıları okuyamıyorum.

Gazeteler de yazıları mı küçülttüler ne?

Burnumu gazeteye dayamak zorunda kalıyorum, iki satır okumak için.

Geçen gün avucumdaki bozuklukların üzerinde kaç kuruş yazdığını görmek için daha aydınlık bir yer aradım.

Hani gözlük kullanmayayım, yanımdakine okutayım gazeteyi diyorum ama insanlar o kadar alçak sesle konuşuyorlar ki, okuduklarında da anlayamıyorum ne okuduklarını.

Hanım da ara sıra " sağırmısın nesin" deyip duruyor, söylediklerini anlamayınca.

Günümüzde mesafeler de değişti.

Her yer eskisinden daha uzak sanki.

Evden markete olan mesafe iki katına çıktı neredeyse.

On dakikada gidip gelirdim, alışveriş de bu sürenin içerisinde.

Önceleri hiç fark etmediğim bir de yokuş varmış evle fırın arasında.

Hani şu "Kasım Gülek Köprüsü"nün Kuzey'indeki pide fırını var ya, işte orası.

Kıymazdım apartman görevlimiz Yunus Altınsu'ya, ben gider gelirdim bir koşu.

Hava bile tuhaflaştı.

Kışlar kış mı yaz mı belli değil, yazlar yaz mı bahar mı?

Kapı, pencere, çerçeve imalatında da değişiklik yaptılar sanıyorum; daha sert cereyan yapıyor açtığında.

İnsanlar da sanki değişti.

Ben onların yaşandayken göründüğümden çok daha genç gibiler.

Fakat buna mukabil hayret ediyorum, yaşıtlarım benden çok daha yaşlılar.

Ya da bana öyle geliyor.

Tamam bizim jenerasyona " yaşını başını almış" gözüyle bakılıyor, ama bunaklıklarına ve takıla topallaya yürümelerine ne demeli?

Yahu neler saçmalıyorum ben?..

Yaşıtlarımdan özür dilemem gerekiyor sanırım.

Bundan sonra, banyo yaparken mırıldandığım "gençliğim neredesin?" şiirini de okumayacağım.

Endazemi şaşırtıyor

Sahi neler oluyor bana?..