NEDİR BU DEİZM MESELESİ 3

27/11/2020 21:10 665

 

Deist yönelişin nedenlerinden biri de, dinin ve dinsel değerlerin basit, sıradan ve dünyevi çıkarlar için, hayasızca kullanılıyor olmasının, bazı kesimlerde yol açtığı travmadır. Özellikle siyaset kurumunun bazı figürleri tarafından, dinin bir siyasi propaganda aracı olarak kullanılması, acıklı sonuçlar doğurmaktadır. Pek çok kimse kendisinin din kullanılmak suretiyle aldatılmaya çalışıldığını fark etmekte ve bu fark ediş, büyük bir sorgulamayı da beraberinde getirmektedir.

Türkiye’de deizm üzerine konuşan, hatta bu kavramın popülerlik kazanmasında çok önemli rolü olan kişilerden biri olması hasebiyle, merhum Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün bu konudaki özgün tutum ve görüşlerinden de bir nebze olsun bahsetmekte yarar vardır.

Yaşar Nuri Öztürk’e göre; “Kur’an, deizmi teşvik eden bir kitap değil ama ona kapı aralayan bir kitaptır. Deizmin aynı anda hem felsefî hem de teolojik karakteri bu inancın Tanrı dışında insanüstü tanımamasıdır.

Deizmin bu temel karakteri, onun kutsal kavramını da etkilemiştir. Deizmin kutsalı ne dindir ne ilham ne havra ne kilise ne de cami. Onun kutsalları akıl, bilim ve ahlaktır. Dincilik bu temel değerleri tarih boyunca yıkan, işlemez hale getiren, hatta onlara savaş açan temel musibet olduğu için, deistler dine hayatlarında yer vermemişlerdir.

Deistler bilmişlerdir ki, Tanrı dışında insanüstü tanıdığınızda bunun arkasından sadece peygamberler değil; evliya, ermişler ve daha bilmem neler insanüstü varlıklara dönüştürülerek birer yedek ilah halinde, insan hayatına musallat edilecektir, edilmiştir. Akıl dışında kutsal tanımanın sonucu ise, aklın hayatın dışına itilmesi, onun yerini kutsallaştırılmış birtakım adamların, ilhamların, rüyalarının alması olacaktır.

Tarih, özellikle dinler tarihi, deistlerin bu iddialarını (veya öngörülerini) tamamen doğrulamıştı. Ve doğrulamaya devam etmektedir.”

Merhum Öztürk’ün, “Deizm” adlı bir kitabının olduğunu da anımsatarak belirtelim ki, ona göre aslında deizm, tarihsel kimliğinin yanı sıra, güncel anlamda dinci baskıya karşı bir direniştir.

Bize göre de, merhum Öztürk’ün yaptığı çalışmaları, konuşmaları ve yazdığı kitaplarıyla deizmin kazandığı yeni ve güncel boyut, dindeki özellikle şer’i kurallara karşı bir başkaldırıdır. Buna bir nevi, dine evet ama şeriata hayır tavrı da denilebilir.

Deizmin kazandığı güncel boyuta “güncel deizm” diyebiliriz.

Biraz evvel ifade ettiğimiz hususlarla birlikte, aynı zamanda güncel deizm; şeyh, cemaat, tarikat gibi yapıları da kesin ve keskin bir biçimde reddetmeyi de içermektedir. Bu yönelişin durdurulamaz olduğu çok nettir. Türkiye’deki deist yönelişin çok da uzak olmayan bir zamanda bütünüyle dini olmasa bile dinciliği, dinci baskıyı, şeriat özlemlerini, cemaat, tarikat, şeyhlik gibi kurumları yok edip tarihin çöplüğüne göndereceği kesindir. Bu bağlamda, kimilerince deist olduğu ileri sürülen cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik mücadelesi de, aslında bir nevi güncel deizmin ulaşmak istediği noktayı ifade etmektedir. Din, özel yaşamın konusu olsun, ama hukuksal, toplumsal ve siyasi yapıdan uzak dursun, şeklindeki bir talep, hem bir laiklik talebi, hem de aslında bir nevi güncel deist bir talep şeklinde değerlendirilebilir. Bu noktada büyük Atatürk’ün şu ünlü sözünün güncel deist tavra ne denli uyduğu da apaçık ortada değil midir?

“Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. Yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir.”

Konuya dair değinme gereği duyduğum bir diğer boyut da, Türkiye’deki güncel deizmin Emevi İslam’ına karşı bir direniş olduğu gerçeğidir. Meselenin bu yönü çoklarınca görmezden gelinse de gerçekte güncel deizm, aslında İslam tarihi boyunca çoğunlukla iktidar lehine yorumlanan, aşırı derecede politize edilmiş, yer yer insan fıtratına aykırılık teşkil eden, cinsiyetçi, saltanatçı din anlayışına karşı, sabırların ve dayanma gücünün taştığının görkemli bir ifadesidir. Tarihsel deizmden bağımsız olarak bu bağlamdaki bir deist tavrı olumlulamamak mümkün değildir. Din kitaplarını okuyup anlayana ‘’ATEİST,’’ okuyup anlamayana, ‘’DİNDAR ‘’ denir söylemi, önemlidir. Nikolai Tesla’da şöyle der: ‘’ Dinlerin kitaplarını okuyup anlayana, ‘ATEİST’, okuyup anlamayana ‘DİNDAR’, Hem okumayıp hem de anlamayana da, ‘YOBAZ’ denir.

Türkiye toplumu ve İslam dünyası deizmi özellikle de güncel deizmi bir süre daha konuşacaktır. Ta ki dinci baskı sona erinceye değin ve dinin fıtrat karşısına konumlandırılması sapkınlığından vazgeçilinceye kadar…

SON SÖZ:’’ BÜYÜK ATEİSTLERİN HEPSİ, DİN ADAMI YETİŞTİREN OKULLARDAN ÇIKMIŞTIR..’’ *Umberto Eco*