NEDİR BU DEİZM MESELESİ 2

26/11/2020 19:49 507

*Kişi bu Tanrıyı kendi aklıyla keşfedebilir.

*Deizmde tek Tanrı inancı vardır. Deizme göre Allah / Tanrı / Tengri birdir.

*Deizme göre Tanrı / Allah bütün varlıkları var etmiş ve evrenin işleyiş kurallarını belirlemiştir. Evren Tanrı’nın koyduğu işleyiş kuralları çerçevesinde işlemektedir. Tanrı’nın evrene sürekli müdahale etmesi diye bir şey söz konusu değildir. Oysa deizm karşıtı teizmde Allah evrene sürekli müdahale etmektedir. Teizm kategorisinde; Musevilik, Hıristiyanlık, İslam, Hinduizm gibi dinler vardır.

*Deizme göre din yoktur. Tanrı; peygamber yahut kutsal kitap göndermiş değildir. Tanrı’nın peygamber, kutsal kitap ve din gönderdiğine inanmak akıl dışıdır. Zira insan, zaten Tanrı’nın verdiği akılla neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayabilir, bilebilir. Bunun için vahye, peygambere, kutsal kitaba, dine gerek yoktur.

*Deizme göre insan, ahlaki kurallara uymakla yükümlüdür. İnsan yükümlü olduğu ahlaki kuralları aklıyla keşfedebilir.

*Deizmde ölüm sonrasına ilişkin düşünce net değildir. İyilik ve kötülüğün neden sonuç ilişkisi çerçevesinde sonuçlarını zaten dünya yaşamında herkes görmektedir. Bu nedenle, ölüm sonrası başka bir yaşam ve o yaşamda ödül ve cezanın olacağı şeklindeki düşünce genel olarak reddedilmektedir. Ancak deist olduğu halde ölüm sonrası yeniden dirilişi ve ödül – ceza inancını savunanlar da vardır. Hatta reenkarnasyona inanan deistler de vardır.

*Deizmde keramet, mucize, cennet, cehennem, cin, melek, büyü, şeytan, sevap, günah, ibadet, kader gibi kavramların yeri yoktur.

*Deizmde iyi insan olmak esastır. Günah ve sevap yahut haram ve helal değil iyilik ve kötülük vardır. Her insan iyilik yapmak ve iyi insan olmakla yükümlüdür. İyilik yapan, karşılığını iyilik olarak görür.

*Deizme göre evrim olabilir de olmayabilir de… Deizme göre insan, Allah’ın / Tanrı’nın oluşturduğu kurallar çerçevesinde, daha ilkel canlıların evrimleşmesi sonucu oluşmuş olabilir. Bir var ediciye / yaratıcıya inanmak, o yaratıcının, insanı aşama geçirmeksizin bir anda yarattığı düşüncesine inanmayı gerekli kılmaz.

*Deizmde yaratıcıya ilişkin Yüce Varlık, Evrenin Büyük Mimarı, Doğanın Tanrısı gibi nitelemeler yapılır.

*Tarihte pek çok deist düşünür; filozof, sosyolog, bilim insanı olsa da deizmin bir lideri, kurumsal bir yapısı, merkezi, örgütü yoktur. Deizm insanların bireysel olarak keşfettikleri doğal bir inanıştır. Hatta deizm için mevcut bütün dinleri ve din mefhumunu reddeden akıl ve doğa dini diyebiliriz.

Tarihsel deizmin bu felsefi ve inançsal temeline rağmen, deizme ilişkin farklı yaklaşımlar ve farklı anlamlandırma çabaları da söz konusudur. Şöyle ki; tam anlamıyla deizmi benimseme de mevcut ve egemen dinsel anlayışa karşı geliştirilen bazı itirazcı tavır ve düşünceler deist bir yöneliş yahut deist bir tutum olarak görülebilmektedir.

Dinlerin ve özellikle de egemen İslam’ın değişmez fıkhî / şer’i kurallarına karşı değişimi savunan, yeni yorum ve görüşlerin ayetleri dahi farklı anlamlar yükleyerek yeniden manalandırması gerektiği yönündeki tutum ve yaklaşımlar, bu düşünceye karşı çıkanlarca deist bir tavır olarak görülebilmektedir.

Hatta bazı dinci çevrelerce, dine inandığını söylediği halde amel etmeyen yani dinin kurallarını uygulamayan kişiler de, deist olarak nitelenebilmektedir. Zira amel etmeyenin aslında inanmadığı için, yahut çok büyük inanç sorunları yaşadığı için amel etmeye yönelmediği düşünülmekte, bu durum da deist bir tavır olarak kabul edilmektedir. Bu noktada özellikle imam hatip liselerindeki deist yöneliş tabiri, dine uygun amel etmeyen yahut amel etmek istemeyen gençlerdeki söz konusu tutum için kullanılmaktadır.

Gerçek şu ki; günümüzde din adına anlatılan pek çok şey, sergilenen pek çok uygulama, bilgi ve iletişim çağının gençleri tarafından kabul edilmemektedir. Özellikle çeşitli cemaat ve tarikat liderlerinin ve bir kısım ilahiyatçıların verdikleri fetvalar, açıkladıkları görüşler ve baskıcı tutum ve davranışları büyük tepki uyandırmakta, ilaveten dinin bütünsel anlamda sorgulanması sonucuna yol açmaktadır.

Dinin kendisine ilişkin oluşan kuşkular, pek çok kimseyi ibadet denilen dinsel ritüelleri yapmaktan da doğal olarak uzaklaştırmaktadır. Bu uzaklaşmanın bir süre sonra dinin kendisinden de tümüyle uzaklaşma sonucunu doğurması olasıdır. Bununla birlikte din, böylesi bir kimsenin yaşamından tümden çekilmekte değildir. Din; bir kültürel, folklorik unsur olarak elbette varlığını devam ettirmekte ama bir iman konusu olmaktan çıkmaktadır.

Yarın devam edeceğiz….