Ne yapmalıyız!

27/08/2019 03:55 2664

 

Şiddeti şiddetle kınamak nasıl bir yol! Aşağılık psikopat bir herif kadını kesiyor, öldürüyor. Toplum hemen acımasızca yargıya başlıyor.

Öldüren cani için ‘onu öldürelim, asalım’ diyeni mi ararsın, o da bir kadın olan annesine söveni mi ararsın, o çocuğu düşünmeden videoyu paylaşanı mı ararsın, dalga geçeni mi ararsın, şerefsiz katili haklı bulanı mı ararsın..!

Toplum olarak ruh sağlığımızı yitirdik.

Bir yanda civciv çıkaranlar, diğer yanda kadın öldürenler, öte yanda çoluk çocuk demeden tecavüz edenler, ne ararsan var.

Bu toplum acilen fabrika ayarlarına dönmeli!

Kadınlara ve çocuklara şiddetin önlenmesi adına, onlarca proje ve farkındalık etkinlikleri yapılıyor ama sonuç yine aynı, maalesef bir farkındalık oluşturamıyoruz. Bunu bir düşünmek lazım.

Bu hafta gündemde duran ama ne yazık ki, gelecek hafta unutulacak olan kanımızı donduran, yüreklerimizi dağlayan, Kırıkkale’de boşandığı eşi tarafından 10 yaşındaki kızlarının gözü önünde öldürülen Emine Bulut cinayeti..

Tıpkı Özgecan Aslan’ın unutulduğu gibi, tıpkı Ağrı’da haberlere bile yansımayan sokak ortasında öldürülen bir çocuk annesi Emine Nuyan gibi ve daha adını sanını bilmediğimiz birçokları gibi, bu da unutulacak.

Bu vahşeti nefretle kınıyor, o zavallı kız çocuğuna Allah’tan sabır ve akıl sağlığı diliyorum.

Yaşadığı travma ömrü boyunca hafızasından silinmeyecek. Çocukların özellikle aile içi şiddete tanık olmasının, çok ağır travmalara yol açtığını vurgulayan uzmanlar, kronik aile içi şiddete maruz kalan çocukların kendileri şiddete uğramasa bile sosyal, duygusal ve bilişsel açıdan önemli yaralar aldıklarını vurguluyor.

Bu çocukların kısa ve uzun dönemde birçok sorun yaşadığını belirten uzmanlara göre, ders başarıları düşüyor, aşırı kaygılı ve endişeli ruh haline sahip oluyor ve kendilerine olan güven duyguları azalıyor. Kısacası Şiddete tanık olan çocuk, hayata eksiyle 1-0 yenik başlıyor. Düşünsenize bu hayatta en sevdiğiniz gözünüzün önünde katlediliyor!

Öte yandan bizim toplum olarak asıl derdimiz, kadın-erkek ayrımından öte bir insanın öldürülmesi olmalı. Böyle bir vahşet karşısında, insan görünümlü cani bir katil ile tüm erkekleri aynı kefeye koymak da çok acımasızca bir davranış.

Kendi eşi veya kendi babası, ya da kendi oğlu yokmuş gibi davrananlar çok büyük hata yapıyor. Bu ülkede eşine, annesine, kızına, kol kanat geren, onları koruyan birçok erkek var. Bu tür yaklaşımlarının toplumumuzu bölmekten, kadını erkeğe, erkeği de kadına düşman etmekten başka hiçbir şeye yaramadığını hatırlamalısınız. Çözüm asla bu değil.

Sonuç olarak herkes sosyal paylaşımlarında attı tuttu, olayı kınadı, katili lanetledi. Ama gel gör ki, kimse katledilen anne Emine’nin cenazesine gitmedi. O zavallı kız çocuğunun elini sıkıca tutup kimse teselli etmedi. Annesini tek başına büyük acılarla defnetti o çocuk.

Asıl bundan sonrasını konuşmak lazım. Değerler üzerine konuşmalıyız Sevgi, empati, adalet dürüstlük, doğruluk… Çözümler neler olmalı, ona bakmak lazım. O küçük kızın güvenliği ve fiziksel ihtiyaçları karşılandıktan sonra ruh sağlığı ve yaşama uyumunun yeniden tesis edilmesi gerekir. Bunun için çocuk ve ergen psikiyatristleri ve psikologlardan destek alınmalı. Böylelikle travmanın çocuk üzerindeki olumsuz etkileri bir nebze de olsa belki azaltılabilir, topluma uyumu sağlanabilir.

Genel manada toplumun şiddetten uzaklaşmasını, insancıl davranabilmesini, sevgiyle bakabilmesini nasıl sağlayabiliriz bunu konuşmak lazım.

Brigham Young’ın dediği gibi, “Bir erkeği eğitirseniz bir adamı eğitirsiniz. Bir kadını eğitirseniz, bir kuşağı eğitirsiniz." Kadınlarımızı eğitmeliyiz. Onlar çocuklarımızı eğitmeli topluma cinsiyet ayrımı yapmadan değerli, birikimli ve doğru insanlar kazandırmalıyız.