NE YAPARSINIZ Kİ GERÇEK BU

06/12/2021 14:21 540

Bakkala gidiyorum, kısa bir süre önce 8 buçuk TL’ye aldığım yufka ekmek 15 TL olmuş. Herkesin bildiği margarin dediğimiz katı yağ 3-4 TL’den 7-8 TL’ye çıkmış.

Kahve… kahve… ülkemizde herkesin tükettiği ve tüketmekten kaçınmadığı kahve 40-50 TL’den 120-150 TL’ye yükselmiş. Benzin fiyatınının olağanüstü yükselişi insanı çileden çıkartırken bir de ilk defa bir durumla karşılaştım. Benzin almak için benzinciye girdiğimde “abi, şu an benzin yok, 2 saat sonra gelecek” dediler. Onlar söylemedi ama, biliyorum ki fiyatı ile ilgili bir garip durum var.

Oğlum Endüstri Mühendisliğini kazandı. Derslere girdikten sonra iyi bir bilgisayara ihtiyacı olduğunu görmüş ve doğal olarak istekte bulundu. Ben de onun mutluluğunu artırmak için olur tabii dedim. Bilgisayar fiyatlarını söyleyince inanamadım. Ona bırakmadım ve mesleğim de eskiden Bilgisayarcılık idi bu yüzden ben de araştırdım. Oğlum haklı çıktı. Günlük kullandığımız bir plastik ürün var, yemek taşımak için kullanıyoruz. Birkaç ay önce aldığımda 12 buçuk TL idi. Bu hafta almaya gittiğimde 23 TL fiyat söylediler. Adamcağıza”ne diyorsun ya sen” demişim. Çerezcide kabak çekirdeğinin 70 TL olduğunu öğrenince esnafa ne diyeceğimi şaşırdım.

Yakın zamana kadar esnaftan bir ürünün fiyatını öğrenince fiyat yüksek ise “kardeşim bu yüksek değil mi” diyor idik. Şimdi bu itirazları bırakmak zorunda kaldık. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, o esnaf o ürünü satınca yerine aynı fiyata koyamayacak ve biz de aynı ürünü bir dahaki sefere aynı fiyata alamayacağız.

Ekmek fiyatları bu kadar kısa sürede ne hale geldi? Ama, tüketiciyi inanılmaz sarsan bu ekmek ve dolayısıyla un fiyatları buğday üreticisini asla memnun etmiyor. Çünkü üreticinin başta gübre, mazot gibi girdileri akıl almaz yüksekliğe ulaşmış durumda. Ayrıca, ekmek üreticileri de memnun değiller, biliyorum.

Unutmadan bir konuyu daha bu şekilde günlük yaşantıdan aktaralım; haftada bir kurulan semt pazarlarında pazarın kapanış saatine kadar çok kalabalık görmüyorsunuz. Ama, kapanış saatine yakın pazardaki kalabalık öyle artıyor ki, inanılmaz. Neden? Çünkü, pazarcı esnafı, elinde ürün kalmasın diye son saatlerde ürün fiyatlarında biraz indirime gidiyor da onun için.

Bakın, en temel tüketim ürünlerinden bahsetmeye çalıştım. Hemen hemen bütün ürünlerde aynı manzara ile karşılaşıyoruz.

Şimdi ne yaparsınız ki durum ve gerçek bu iken başka yerlerde neler oluyor?

Piyasanın bu gerçeğini en iyi bilmesi gereken TÜİK, yani Türkiye İstatistik Kurumu, Kasım ayı enflasyonunu yüzde 3,51 ve bu oran üzerine oluşturduğu 2021 yılı Enflasyonunu ise yüzde 21,31 olarak duyuruyor.

Değerli ilgili, yetkili ve görevliler gerçeğin herkes tarafından iliklerine kadar yaşandığı, insanların her alışverişte burunlarından soluduğu bu ülke ortamında siz hangi 3’lerden 20’lerden bahsediyorsunuz?

Akıl alır gibi değil! Farklı bakmaya çalışıyorum. Yani, yılsonu geldi, maaşlara zamlar verilecek o halde enflasyonu düşük gösterelim de maaşlara daha düşük zam verelim diye düşünüyorlar galiba diyorum. Ama, geri döndüğümde bakıyorum ki, bu durum daha kötü. Öyle olursa maaşlı insanımız enflasyon altında ezim ezim ezilir.

Aynı kurum, Yİ-ÜFE’yi yani Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ni kasım ayı için yüzde 9.9, 2021 yılı için yüzde 54,62 olarak açıklıyor. Bunun ne demek olduğunu anlamak için Ekonomist olmaya gerek. Tüketici Fiyat Endeksi’nin 2,5 katından fazla olan bu oran, en kısa sürede insanımızın tepesine binecektir demektir.

Bu arada TÜİK, Tarım-ÜFE’sini, yani, Tarım ürünlerinin üreticinin sattığı fiyatlarından oluşan fiyat oranını da yüzde 23,10 olarak açıklıyor. Bu çelişkileri nereye sığdırabiliyorlar anlamıyorum.

Bu yaşadığımız ağır ekonomik bunalım, öyle durup dururken gelmiş değil. İnanın göstere göstere geldi. Uzun yıllardan beri söyleniyor, yazılıyor ki, bu gidiş ağır bir ekonomik krize, buhrana, bunalıma doğru gidiyor. Ancak, ilgili, yetkili ve görevliler en hafif tabiri ile kulaklarının üstüne yatmış olduklarından bu gerçekleri hiç umursamadılar.

Bugün, denetim, takip, müdahale gibi kavramlar da etkisini ve önemini yitirmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, belki bir takım fırsatçılar da bu ağır bunalımdan yararlanmak gayesiyle fırsatçılık yapıyor olabilirler. Ama, bilmiyoruz, bilemiyoruz. Çünkü, tekrar edeyim ki; denetim, takip, müdahale olmamakta ve galiba daha da kötüsü olamamaktadır.

TÜİK’in aktardığı rakamlar artık güven verici olmaktan çıktığı için bir takım Ekonomist ve Akademisyenler bir araya gelip Enflasyon hesabı yapmaya başladılar. ENA diye anılan bir sivil grup 2021 Enflasyonu’nu yüzde 58 olarak açıkladı.

Bakın, siyasî hiçbir ifade kullanmamaya gayret sarf ettim. Bu yazdıklarımdan da siyasî anlam ve sonuçlar çıkaranlar olursa, o da benim meselem olmaktan çıkar.

Neden böyle söylüyorum?

Çünkü, bu gemide Türk Milleti olarak hepimiz bulunmaktayız. Yani, gemi batarsa, hepimiz boğuluruz.

Bu mesele, parti, iktidar, muhalefet meselesi değildir. Ülkenin ekonomik olarak gelip dayandığı nokta, öyle rakamlarla gizlenecek, kapıları kapatıp kimseye hesap vermeyecek noktadan çıkmış bulunmaktadır.

Ülkenin geldiği ekonomik açmaz, günü kurtarma niyetiyle hareket etme anlayışının çok çok üzerinde bir açmazdır ki, bir an önce ve mutlaka çare bulmak zorundayız.

Çünkü; bir ülkenin insan kaynağının temelini gençler oluşturur. Bir ülkenin gençleri, milletine, vatanına bağlı ve bu değerlere aidiyeti konusunda hiçbir tereddüdü yoksa o ülke için Beka, Gelecek sorunu yok demektir.

Bu nedenle Türk Gençliğinin bu değerlere sahipliği konusu daha fazla aşındırılmamalı, törpülenmemeli ve ülkemiz o noktaya sürüklenmekten bir an önce kurtarılmalıdır.

Devletimiz, milletimiz ve ülkemiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün harika ifadesi ile; ilelebet payidar(ölümsüz) kalmalıdır.