NE DESEM ZÜLF-İ-YARE DOKUNUYOR!

29/09/2022 22:21 262

 

Dokunmak biraz sorunlu bir sözcük.

Fiziksel olarak birine, özellikle de karşı cinse dokunmak kişiye göre farklı anlamlar içerir.

Bir erkek için sevdiğinin saçlarına dokunmak hem bir sevgi ifadesi hem de çok masum ve içten bir davranıştır.

Sözcük karşılığı olarak saç anlamına gelen zülf; aşıklar için tutup okşayabilmek uğruna acılar çekilen, nice şairlere şiirler yazdıran, vücudumuzun en değerli organlarındandır.

Bir aşık için en güzel duygudur yârin saçlarına dokunmak.

Ancak insanlık tarihinde özellikle de islam adına toplumları yönetmeye kalkan ülkelerde bırakın dokunmayı, görünmesi bile suç sayılan kadın saçı şimdi onurun, özgürlüğün, kadın haklarının simgesi haline gelmiştir.

Son günlerde İran’da yaşanan olaylardan söz ediyorum.

22 yaşından gencecik bir kadındı Mahsa Emini.

Zülüfleri iki yanağından aşağıya süzüldüğünde yüzünün güzelliği daha bir açığa çıkan, esmer güzeli bir genç kadın.

Onun da umutları vardı, geleceğe ilişkin hayalleri, yaşamdan beklentileri, en çok da sevgiyle çarpan kocaman bir yüreği vardı.

Zorunlu taktırdıkları başörtüsünün bir kenarından göründü diye o güzel saçları, canına kıydılar Mahsa Emini’nin.

Önce hakaret ettiler, sonra dövdüler, işkence yaptılar ve gencecik yaşında canına kıydılar.

Onun narin bedeni toprağın altında şimdi ama her koşulda şiddete zulme karşı duran kadınlar onun saçlarından bir direniş bayrağı yarattılar, önce mollalara karşı ayaklanan İran’da ve ardından tüm dünyada gururla dalgalanıyor.

Geçmişte tüm dünyada verilen haklı mücadelelere önderlik etmiş kadınların yanında artık Mahsa Emini’nin de adı anılacak.

Ülkemizin en örgütlü ve direngen kesimi olan kadınlar da Mahsa’nın şahsında tüm İran’lı kadınlara yapılan baskı ve zulme karşı dayanışmalarını gösteriyorlar.

Dünyanın hiçbir yerinde ve tarihin hiçbir döneminde zalimler kazanamadılar.

Her türlü şiddete, zulüm ve haksızlığa karşı en başta kadınlar canları pahasına mücadelelerini sürdürdüler.

Türkiye’de de tek adam rejiminin hukuk tanımaz uygulamalarına, insan onurunu yok sayan baskı ve dayatmalarına karşı emekçi halkın estirdiği rüzgar, Mahsa Emini’nin saçlarında simgelenen o direniş sancağını daha yüksekler taşıyor.

Kuşkusuz islami yaşam dayatmalarına karşı duran halka karşı İran’daki molla iktidarı baskı ve zulmünü artırarak sürdürecektir.

Ama Mahsa’nın yaktığı bu özgürlük ateşini söndürmek mümkün olmayacağı gibi en başta da diktatörleri yakacaktır.

Tüm dünyayı etkisi altına alan bu özgürlük arayışına destek ve dayanışma bir çığ gibi büyüyecek, halkına zulmedenler eninde sonunda hesap vereceklerdir.

Yazımın başlığında olduğu gibi anlaşılan yine zülf-i-yare dokundum.

Her ne kadar sözcük anlamı yârin saçlarına dokunmak olsa da “Zülfiyare dokunmak; iş başındaki yetkili kişileri gücendirecek, üzecek söz söylemek, davranışlarda bulunmak.” olarak kullanılır genellikle.

Bir yerlere dokunmak sorunlu bir durum demiştim.

Hele de bu dokunulan; tabular, inançlar, halkı kolay yönetmek adına uydurma değerler olunca iş daha da tehlikeli olabiliyor.

Ülkemizde de iktidar; kendi inandığı yaşam tarzını pervasızca dayatma çabası içerisindeyken “zülfiyare dokunmak” pek kolay olmuyor.

Ancak evine ekmek götüremeyen yoksul halkın gözünün içine bakarak yalan söyleyen, ülkenin tüm zenginliklerini talan eden, toplumun büyük çoğunluğunu açlığa, yoksulluğa mahkum eden, yargı bağımsızlığını rafa kaldıran bir iktidara methiyeler düzecek halimiz de yok ne yazık ki!

Haklarında iddianameler bile hazırlanmadan tutuklanan, cezaevlerinde tutulan, en masum gösteri ve basın açıklaması hakları bile ellerinden alınan, açlık sınırının asgari ücretin üzerinde olduğu bir ülkede; hayal bile kuramayan, gelecek umutları söndürülmüş gençler, milyonlarca işsiz var iken kimse bizden bu iktidarın hiçbir dayanağı olmayan vaatlerine inanmamızı beklemesin.

Yaklaşan seçimlere yönelik oluşturulan algı operasyonları şimdiye kadar işlenen cinayetlerin, yapılan yolsuzlukların, hukuk dışı uygulamaların üzerini örtemez.

Güneş balçıkla sıvanmıyor.

Bu iktidarın iş başında kaldığı her gün; hayatımızdan, geleceğimizden çalınmış anlardır.

Bu iktidardan kurtulmak için verilecek demokrasi mücadelesinde sorumlu yurttaşlar olarak hepimize düşen önemli görevler vardır.

Yalnızca iktidarı göndermek değil, gerçek anlamda demokrasiye inanmış, cumhuriyet değerlerini önceleyecek, halktan, emekten yana politikalar izleyecek, yönünü barışa çevirmiş yeni bir iktidarı birlikte kurmak zorundayız.

İran’lı Mahsa’nın saçlarından oluşan direniş bayrağını hep yükseklerde tutmak için görev başına.