MÜSLÜMAN KARDEŞLER İDEOLOJİSİ ve YÖNETİMLERİN ÇIKMAZI 4

04/02/2021 01:24 394

 

Bu bulaşıcı travma salgını, Arapların, geleceği geçmişte arama saplantısıdır.Yani Selefi saplantısıdır. Neden geri kaldıklarını kendilerine sordukları zaman, aldıkları (verdikleri) cevap hep aynıdır: “Çünkü dinimizin altın dönemi olan, Halifeler döneminin inanç ilkelerinden uzaklaştık! O halde o dönemin kuvvet ve ihtişamına kavuşmak için o döneme dönmeliyiz.”

Sadece Arap halkının değil, aklı reddettiği için, çağının çağdaşı olamayan, dolayısıyla “Batı” sandığı evrensel uygarlığa düşman olan öteki Müslümanların da içine düştüğü “Gayya Kuyusu”dur bu. Günümüz AKP’si de bu kuyunun içindedir. Tabii ki hemen sormak gerekiyor; Onun için mi üç halife öldürüldü?

AKP, bütün İslâmcılıklar gibi, Arap milliyetçisi bir oluşumdur. Bütün Selefiler gibi geleceğini İslâmcı geçmişte arayan anakronik bir kafası vardır. Bu nedenle de çağının, aydınlanmanın, lâikliğin ve aklın düşmanı; İslâmi dogmaların tutsağıdır. Gözü kafatasının arkasında olan bir hilkat garibesidir.

Bilgi ve ilginize sunduğum “Başkan ya da Müminlerin Emiri”(**) adlı yazı Osmanlı’nın son yıllarında yaşanan ve Cumhuriyet sayesinde önü açılan çıkmazı ele almaktadır. “Anımsayalım: Tanzimat’tan itibaren bütün 19. yüzyıl boyunca Osmanlı aydınları, imparatorluğu kurtarmak için üç siyasete bel bağlayıp peşinden gitmişti: Osmanlıcılık, Panislamizm ve ırkçı Pantürkizm (Turancılık). Üçü de Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasına engel olamadı. Ancak ve sadece Kuvayı Milliye ruhu ve muasırlaşmak bilinci, imparatorluğun yıkıntılarından günümüzün Türkiye Cumhuriyeti’ni çıkardı.

Cumhuriyet kurulduktan sonra, Osmanlıcılar, Panİslamistler, Turancılar (Pantürkistler) bozguna uğramış hayallerinden vazgeçmediler. Üçü de kendine göre Cumhuriyette kusurlar aramaya başladı. Bunların arasında en çok zırvalayanlar Panislamistlerdir. Onlara göre Osmanlı Devleti’ni Türk milliyetçiliği yıkmıştır. Oysa 1800’lerin başında Osmanlı ve Türk düşmanlığına dayanan Arap milliyetçiliği neredeyse Hıristiyan milletlere örnek olmuştur.

“Cumhuriyet ve devrimler karşıtı ve düşmanı Türkiye İslamcıları, Cumhuriyet ve devrimlerin karşısına sanki bir Arap milliyetçisi kimliğiyle çıkmıştır: Saltanat ve Hilafet kaldırılmamalıydı; Medeni Kanun getirilmemeliydi, dil, harf ve kıyafet devrimi yapılmamalıydı; laiklik getirilmemeliydi….

Böylesine geniş kapsamlı devrimler yapılırken, toplumun bazı kesim ve katmanlarının, bireylerinin bunlara karşı çıkması kuşkusuz doğaldır. Ama Türkiye İslâmcıları, yapılanlara bir Müslüman olarak değil, Arap milliyetçisi olarak karşı çıktı. Müslüman olarak öylesine Araplaşmışlardı ki, tepkilerinin Arap milliyetçiliğinden kaynakladığını fark etmiyorlardı.

Arapça bilmeyen bir ulus Kuran’ı neden kendi dilinde okumasın, kendi dilinde dua edip namaz kılmasın, ezan neden Türkçe okunmasın? Kuran’da Arapçadan başka dilleri Müslümanlara yasaklayan herhangi bir ayet var mı? Yok! Siz hiç İncil’in başka dillere çevrilmediğini gördünüz mü? Bilmediğiniz bir lisan da, anlamını bilmeden, ezbere dayalı, ne dediğini, ne anlama geldiğini bilmediğiniz bir kitabı okuyor musunuz? Örnek: Hiç Rusça bilmeyen, Hiç Çince bilmeyen bir insan, bu kitapları alır mı? Alsa bile okur mu? Bilmediği lisanda yazılmış bir kitabı nasıl okuyacak? Kur’an da öyle…İslâm, Arapçadan başka dilleri yasaklamıyor ki, ama Arap milliyetçiliği, Arap ırkının üstünlüğünü kabul ettirmek için ne yazık ki İslâm dinini bu baskılara alet ederek yasaklıyor. İslâm öncesine dayanan Arap milliyetçiliği, Müslümanlığı sonradan kabul eden bütün halkları küçümsemiş ve Araplaşmalarını istemiş ve beklemiştir. Bu baskı altında Osmanlı uleması, tarikat şeyhleri Araplaşmışlar, yarım yamalak Arapça ile düşünüp bu dille yazmışlardır.

Cumhuriyet, Türkiye halkını Arap kültür emperyalizminden kurtarmak için, çağdaşlaşmak için devrimlerini yapmıştır.

Arap milliyetçiliğine göre, İslâm uygarlığının kurucusu Arap, yıkıcısı Türk’tür. Bağımsızlık sınırları içinde Arap milliyetçiliğine saygı göstermek gerekir. Ama orada durulur!

Arap milliyetçiliğinin iddialarını, ‘İLHAN ARSEL’İN ‘Arap Milliyetçiliği ve Türkler’(İnkılap Kitabevi) adlı kitabından okuyalım; Yazar, her sayfanın altında kaynaklarını göstermektedir: ‘İslâm dinini gelişmekten alıkoyan Türklerdir. Türklerin İslâmiyeti kabul etmeleri ve Arap ülkelerini fethetmeleri sonucunda İslâm dini, onların hoşgörüden yoksun ve akılcılığa sırt çeviren, ilme ve kültüre düşman davranışları yüzünden bozulmuş ve kendine özgü niteliklerinden uzaklaştırılmıştır.’ (S.8)

Yarın devam edeceğiz….