MÜSLÜMAN KARDEŞLER İDEOLOJİSİ ve YÖNETİMLERİN ÇIKMAZI

01/02/2021 04:12 457


Ak Parti İktidarı, ideoloji olarak, Müslüman Kardeşler Örgütünün İdeolojisini seçmiştir. Ancak gerek Irak, Suriye olayları, gerekse ‘ARAP BAHARI’ Ak Partiyi sıkıntıya sokmuştur. Gerek Ortadoğu politikaları gerekse AB ve ABD ilişkileri ekseninde sıkıntı baş göstermiştir. En basit tanımı ile, AB’nin ve ABD’nin Mısır Lideri SİSİ’ye destek vermesi ve Türkiye’nin Mursi’de ısrarcı olması, her fırsatta SİSİ’yi suçlaması, Türkiye’nin aleyhine bir durum yaratmıştır. İHVAN ya da MÜSLÜMAN KARDEŞLER ÖRGÜTÜ diye bilinen bu aşırı dinci örgüt ve onun desteklediği yönetimler, ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu Demokrasi, Laik, Sosyal ve Hukuk Devleti olma özelliği ile, bağdaşmamaktadır. Birleşmişmiş Milletlere kayıtlı 57 Müslüman ülke içinde, sadece Türkiye, Cumhuriyetle yönetilen, Demokrasisi Laik, Sosyal Adalet düzeninde ve Hukuk sistemi ile donatılmış, kuvvetler ayrılığı prensibi ile yönetilen bir ülkedir. Ülkemiz ve ülkemizin gelecek yönetimleri açısından, oldukça önemli olan bu hususları, siz değerli okurlarım için araştırdım. Elde ettiğim bilgi, belge ve bulguları, sanırım 6 gün boyunca sizlerle paylaşacağım.
Kazakistan Cumhurbaşkanı, Nur Sultan Nazarbayev, “Araplaştırılarak kaybolan uygarlıklar” başlığı altında, İslâm dinini kabul ederek Araplaşan halkların, (Mevalilerin) hastalanma ve engellileşme süreçlerini yalın bir dille saptıyor. Ben de aynı düşünceyi paylaşıyorum…
“Persler, Pakistanlılar, Afganlar; Sümerlerin, Akadların, Babillilerin, Asurluların torunları olan Iraklılar; Süryani kökenli Suriyeliler, Arap değildir. Mısırlılar Arap değildir. Antik Mısır medeniyetinin mirasçılarıdır. Araplaştılar. Kürtler, Çeçenler Arap değildir; Tunus Arap değil Kartacalıdır; Cezayirliler, Libyalılar, Faslılar Arap değildir, Tuareg ya da Berberidir. Araplaştılar. Lübnanlılar Arap değil, Fenikelilerin torunlarıdır. Boşnaklar Arap değildir, İslâm’ı kabul etmiş Sırplardır. Araplaştılar. Osmanlılar Arap değildir. Araplaştılar. Türkler Arap değildir.  Atatürk onları özlerine döndürdü, ancak hızla Araplaşıyorlar.”
Nazarbayev’i yerinde bırakıp, Müslüman halklar konusunda bir başka sayfa açalım: Şair, filozof ve üniversite öğretim üyesi Abdelwahab Meddeb yazarlarından olduğu La Plus Belle Histoire de la Liberté (Özgürlüğün En Güzel Tarihi) adlı kitabın “Özgürlük Karşısında İslamcılık” bölümünde, kendisine sorulan soruları yanıtlar.
*Bu Batı karşıtlığı nereden kaynaklanmaktadır?
**Yaygın inancın aksine, Müslümanların Batı karşıtlığı sömürge olgusuna anında bir tepki değildir. Karşıtlık, 1920’lerde, sömürgeleşmenin başlamasından bir asır sonra doğdu. Bu, Batılıların gelişine karşı bir tepki değildir; Avrupa’nın teknik, siyasi ve ekonomik üstünlüğüne karşı tepkidir. Müslüman düşünürlerin kafasında oluşan, yaygın ve güdümlü düşüncenin büyük tepkisidir. Bu aydınlar, siyasi, ahlaki ve ekonomik liberalizmi bu aşikâr üstünlüğün kaynağı olarak tanımladılar, Arap ve İslâm’i gelenek ve göreneklerini köklü bir sorgulamadan geçirmeye başladılar… ‘Müslüman Kardeşler’in’ ideolojik bir sistem olarak inşa ettiği Batı karşıtlığı, bu müthiş entelektüel özgürleşmeye karşı bir tepkidir.   Batı karşıtı duygunun Batı’daki Batı karşıtı duyguyla aynı zamanda oluştuğunu da belirtmek çok önemlidir: Müslüman Kardeşler’in kurucusu Hasan el Benna, Spenglerya da Schmittgibi yazarların Avrupa aydınlanmasına karşı yürüttüğü felsefi saldırının tanığı olmuştur. El Benna’da onların kuramsal gücü ya da söylemsel katılıkları elbette ki yoktur, ancak yirminci yüzyılın başlarında ortaya çıkan havada, liberal ilkelerin küresel olarak sorgulanması, bu hareketin içinde yer almaktadır.
*Bu Batı karşıtlığı neye dayanıyor?
**leo Strauss’un(ABD’li Siyaset Felsefecisi) “nihilizm” adını verdiği şu liberal demokratik ideolojinin kesinlikle reddine dayanıyor. Batılı saldırganların, Batı’nın açıkça demokratik olmayan, aslında derinlemesine antidemokratik, davranışından başlıyor. Cezayir, Şam veya Kahire’de demokrasi düşüncesini yok eden tutumlarından. Demokratik söylemi basit bir tahakküm kanıtına indirgediler. Aslında, onlara göre, hakların evrenselliği fikrini değersizleştirdiği için bu hakların evrensel olarak uygulanmasına karşıydılar.
Yarın devam edeceğiz…