MÜLTECİ MESELESİNE BİR ÖRNEK 2

04/08/2021 20:54 233


Doğu Almanya’dan Batı eyaletlerinde geçmemeleri için tek tek kayıt alına alınan göçmenler; Dresden, Rostock, Magdeburg ve Erfurt gibi kentlerde her akşam imza vererek, Doğu’da kaldıklarını belgelemek zorunda bırakıldı.
Bununla da yetinmeyen Alman hükümeti; Münih, Stuttgart, Hamburg ve Frankfurt gibi gözde batı şehirlerin sosyal refahını düşünerek göçmenlerin Doğu’da kalmaları şartıyla her birine küçük ödenekler tahsis etti. Doğu Alman Hıristiyan Demokratlar, hükümetin tüm göçmenleri Doğu’ya istiflediği göç politikasının en büyük destekçisi oldu. Bize çok tanıdık gelen bu yolla Alman hükümeti, ülkenin Doğu eyaletini adeta para karşılığında göçmenler deposu haline getirdi.
Ancak, masa başında yapılan hesaplar ve kurulan senaryolar toplum nazarında karşılık görmedi, görmediği gibi, zaten fakirlik ve işsizlikle boğuşan Doğu Alman toplumunda, korkunç bir öfkeyle karşılandı.
Sınırı neredeyse yürüyerek geçen düzensiz göçmenlerin nereye yerleştirileceğini ise kimse merak etmiyordu. Zira Vietnamlıların zaten tıka basa kullandığı -henüz satılmayan- toplu konutlar, daha fazla insana da ev sahipliği yapabilirdi.
Bu konutlarda zaten insani koşullarda yaşamayan Vietnamlılar, yaşam alanlarını Doğu Avrupa’dan gelen göçmenlerle paylaşmak zorunda kaldıklarında durum kontrolden çıktı.
Önceleri Vietnamlılarla göçmenler arasında çıkan kavgada birçok bıçaklı ve silahlı yaralama olayı gerçekleşti.
Bu sırada Vietnamlılarla yaşanan kavgalar sebebiyle, konutlardan ayrılan birçok göçmen Rostock’taki hırsızlık olaylarına karıştı. Bu insanlara devlet tarafından ödenen para da kulaktan kulağa efsaneleştirilince, Rostock’taki Almanların göçmenlere dönük nefreti misliyle körüklendi.
Birkaç yıl öncesine kadar Sosyalist bir yönetim altında yaşayan Doğu Almanlarda oluşan yabancı düşmanlığı ve patlak veren ırkçı eğilimin tohumlarının belki de en büyüğü, işte bu ortamda, Lichtenhagen konutlarının önünde ekildi.
Lichtenhagen’de toplu konutlar önüne kadar gelen Nazi’ler, açıkça ırkçı sloganlar atmaya ve tehditler savurmaya başladılar. O gün bu nefret eylemlerinde boy gösteren gençler ve hatta çocuklar, bugün oy deposu Doğu Almanya olan Neo Nazi partisi AfD’nin seçmen kitlesini oluşturuyor.
Evlerin ve kampların duvarlarına gamalı haçlar çizerek göçmenlere tehditler savuran dazlaklar, 1992 yılının 22 Ağustos günü Rostock’ta cinnet geçirerek göçmenlere saldırmaya başladılar. Olaylar sırasında birçok göçmen bıçakla ve silahla yaralandı.
Ancak olaylar bununla da son bulmadı. Akşam saatlerinde Lichtenhagen’deki toplu konutlara gelen Neo Naziler binayı ateşe vererek 1 yıl öncesinde Madımak’ın Almanya’da adeta provasını yaptılar.
Alman hükümeti tarafından hapsedildikleri bu konutlarda sıkışıp kalan Vietnamlılar ve göçmenler, polis müdahalesinin yetersiz kalması sebebiyle, yangında ölüme terk edildiler.
Olaylara karışan Nazi gruplar sert şekilde cezalandırılırken polis başta olmak üzere Alman resmî makamlarının ihmali üzerinde çok az duruldu. Yaşanan cinnet yabancı düşmanlığı ve ırkçılık adı altında soruşturulurken, Alman hükümetinin skandal kararlarının hesabı sorulmadı.
Almanya’da yaşanan bu cinnet ortamını, Türkiye’de bugün yaşanan göç hareketinden bağımsız değerlendirmek malesef mümkün değil. Yukarıda anlatılan olaylarda Doğu Almanya yerine Türkiye ismini koyduğunuzda hikayenin giriş ve gelişme kısmı, maalesef son derece benzer.
Türkiye’de kabaran mülteci düşmanlığı hepimizi tedirgin ederken, Lichtenhagen’de yaşanan sonucun tekrarlanmaması için, çok büyük ders çıkarılmalı bu olaydan. Ve en önemlisi bu dersi çıkarması gereken sadece biz değiliz.

SON SÖZ: ‘’ CEHENNEME GİDEN YOLLAR, İYİ NİYET TAŞLARIYLA ÖRÜLMÜŞTÜR…