MUCİZE 2

16/04/2021 22:56 177

 

Çaresizliğin esir aldığı inşaat amelesi Seyit, oğlunun belki de yeryüzünde yaşayan tüm insanlığa sorduğu soruya tek kelimeyle cevap vermişti : ‘’MUCİZE."
Evin küçük kızı Esra, annesini kurtaracak ilacın adını öğrenmişti…Yastığın altında biriktirdiği bozuk paraları alıp evden fırlamış, sokağın sonundaki Ulu Caminin altındaki eczaneye şimşek hızıyla girmişti… Elindeki bozuk paraları cam tezgahın üzerine koyup, eczacı kalfasına :
-Mucize istiyorum diye bağırmıştı..
Eczacı kalfası gülümseyerek :
-Bakkal diğer sokakta, oradan al istediğin çikolatayı dedi…
Esra sesini yükselterek :
-Çikolata istemiyorum, annem çok hasta, babam kurtulması için mucize lazım dedi..
Sonra ağlamaya başladı…N’olur verin o ilacı, param yetmiyorsa yine getiririm yarın..
-Gel buraya kızım diye tok bir ses duyuldu eczanenin içinden..
Esra sesin geldiği yere döndü…Eczanenin girişinde koltuklarda karşılıklı iki amca oturmuş, kahve içiyorlardı…Biri çok şık giyinmiş, yazlık açık renkli bir takım elbise kravat rugan deri bir ayakkabı ayağında gülümseyerek elini uzatmış, Esra’nın ona doğru gelmesini bekliyordu…Esra biraz çekinerek biraz utanarak adamın yanına geldi..
Adam sormaya başladı :
-Annenin hastalığı ne ?dedi…
Esra başı önünde cevap veriyordu;
-Başı hep ağrıyor amca, doktora götürdüler iyileşmedi…Babam abime dedi, annenin iyileşmesi için ‘’MUCİZE’’ lazım, bende o ilacı almaya geldim n’olur verin bana o ilacı,

annem iyileşsin…Bu arada tekrar ağlamaya başladı…
Şık giyimli amca, elinin tersiyle Esma’ nın gözyaşlarını silerek ayağa kalktı :
-Eviniz nerde ?diye sordu…
-Arka sokakta dedi, Esma…
-Bende doktorum kızım, anneni görebilir miyim ?
Esma’nın gözleri parlamıştı, gidelim doktor amca ama o ilacı verin…

Doktor amcası eczacı kalfasına seslendi :
-Bir kutu aspirin ver…Esma sımsıkı tuttuğu bir kutu aspirinle önde,
doktor amcası arkada, eve doğru yürüdüler…Esma’ nın aniden evden çıkmasını merak eden babası ve abisi, kapının önüne çıkmışlardı…
Esma onları görünce, koşarak bağırmaya başladı,
elindeki aspirin kutusunu sallayarak, aldım annemin ilacını,

hem de doktor amca getirdim anneme bakacak…
Amele Seyit…Kahveci Sinan…İki Garip…İki Çaresiz… İki Umutsuz…
Ve Esma…Bir Kutu Aspirin...
Seyit ve Sinan gelenin doktor olduğunu duyunca, ayağa kalkmış, doktora doğru ellerini uzatarak tokalaşıp, hoş geldin deyip içeri davet ettiler…
İçeri girdiklerinde doktor hastayı sordu…Doğruca Aynur Hanımın odasına girdiler…

Hasta uyuyordu…Sinan annesine seslendi…Doktor, bırak uyusun dedi..
Röntgen filmlerini hastane tetkiklerini istedi…Esma bir çırpıda kocaman sarı zarfı getirip doktor amcasına uzattı…Doktor önce tetkiklere göz attı,
sonra siyah röntgen filmleri ışığa tutup, teker teker defalarca baktı…
Oda da çıt çıkmıyordu…Hane halkı meraklı bakışlarla elleri önlerinde iki pençe, pür dikkat doktorun her hareketini izliyordu…Doktor elindeki filmleri tekrar Esma ya uzattı ve babaya dönerek, dışarı çıkalım dedi… Salona geçip sedire buyur ettiler doktoru…
Doktor anlatmaya başladı…Buradaki meslektaşlarım doğru söylemişler,

tümör çok riskli bir yerde, zor bir ameliyat olacak yurt dışına İsviçre ye gitmeniz lazım..
Baba Seyit bir kez daha yıkılmıştı…Onu biliyordu, biliyordu da, nasıl gidecekti yurt dışına? Hangi parayla…???
Biliyorum begim dedi doktora, biliyorum da, imkanımız yok, ben amelelik yapıyorum begim… Dediğin yerde bir doktor varmış, bizim hemşerimiz, çok iyi bir doktor, ona ulaşabilsek ama nerdeee…!!!İmkansız…
Doktor, Sinan’ın getirdiği çayı alırken sordu :
-O doktorun ismini söylediler mi sana?
Seyit, bir çırpıda söyledi, nasıl unutabilirdi..
-He begim ismi; GAZİ YAŞARGİL… Doktor hafifçe gülümsedi :
-Profesör Gazi Yaşargil benim…
Seyit doktora baktı : ‘’Bizimle eğlenme, begim, hastamız var…’’
Doktor çayını karıştırırken devam etti :
-Evet, Gazi Hoca benim…Bir konferans için Ankara ya geldim, hazır ülkeme gelmişken, memleketim Diyarbakır’a uğramamak, dostlarımı görmeden gitmek olmazdı…Caminin yanındaki eczanenin sahibi, benim iyi bir dostumdu, vefat etmiş oğluna baş sağlığı dilemeye geldim, sonrası malûm; Esra kızım geldi mucize arıyordu ve buldu..
Şimdi ben hastayı seninle beraber götüreceğim ve ameliyatını bizzat ben yapacağım, bir kuruş masrafınız gitmeyecek bir kaç gün daha buradayım, siz pasaport işini halledin, gerisi bana kalsın…
Seyit ve Sinan lâl olmuş, Esra’nın elindeki aspirin kutusunun aslında mucize ilaç olduğunu anlamış, ikisi de aynı anda Gazi Hocanın elini öpmek için hamle yapmıştı…
Gazi Hoca, Estağfurullah deyip ayağa kalkmıştı…
Aynur Hanım, başarılı bir ameliyatla sağlığına kavuşmuş, sağ salim evine dönmüştü…
İşte bunun adı "MUCİZE " idi…

SON SÖZ:’’ UMUDUN OLDUĞU YEREDE, MUCİZELER ÇİÇEK AÇAR…’’